6. Hukuk Dairesi 2024/988 E. , 2024/3726 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/592 E., 2023/456 K. KARAR : Davanın Kabulü Davacı vekili, müvekkili şirkete ciro yoluyla geçen, davalı bankanın Ankara Mamak Şubesine ait dava dışı iş ortaklığı adına bastırılan çeklerin, ödenmesi için bankaya ibraz edildiği, ancak karşılığının çıkmadığı, açılan icra takiplerinden netice alınamadığı, gerek adi ortaklığın gerekse adi ortaklığı oluşturan şirketlerin piyasaya milyonlarca liral…
**6. Hukuk Dairesi 2024/988 E. , 2024/3726 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/592 E., 2023/456 K. KARAR : Davanın Kabulü Davacı vekili, müvekkili şirkete ciro yoluyla geçen, davalı bankanın Ankara Mamak Şubesine ait dava dışı iş ortaklığı adına bastırılan çeklerin, ödenmesi için bankaya ibraz edildiği, ancak karşılığının çıkmadığı, açılan icra takiplerinden netice alınamadığı, gerek adi ortaklığın gerekse adi ortaklığı oluşturan şirketlerin piyasaya milyonlarca liralık borcu bulunduğu, davalı bankanın çek kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken özen ve dikkati göstermediği, çek hesabı açılmaması gereken adi ortaklık adına çek hesabı açarak müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verildiğinden zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın borçlusunun bankaları olmayıp, çek keşidecisi ve cirantalar olduğu, bu sebeple ortaya çıktığı iddia olunan zarar ile bankaları arasında hiçbir şekilde illiyet bağı kurulamayacağı, dava açılabilmesi için öncelikle takip borçlularının aciz halinin gerçekleşmesinin gerektiği, çek hesabı açılırken gerekli dikkat ve özenin gösterildiği ve davacının ticari ilişkisinde basiretli tacir olarak davranması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 29.11.2018 tarih ve 2016/14223E., 2014/7489 K. sayılı ilamıyla, davalı bankanın iflasına karar verilmiş olduğu anlaşıldığından davanın, iflas idaresi memurlarına tebligat yapılarak davada taraf teşkilinin sağlanması ve davalı banka yönünden davaya kayıt kabul davası olarak bakılması gerektiği gerekçesiyle, bozma kararı verilmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak, dava dışı... İş Ortaklığının mâli durumunun olumsuzluğunun hesap hareketlerinden anlaşılması ve hesap bakiyesinin çekle borçlanmalarını karşılayamayacak durumda olmasına rağmen, davalı bankanın, dava dışı iş ortaklığının çek karnesi talebine hiç bir olumsuz değerlendirme yapmadan, tüm taleplerini karşılayıp çek karnelerini verdiği, iş ortaklığı hakkında çok sayıda icra takibi başladığı, bankanın gerekli basiret ve özeni göstermediği, davacı tarafın da tacir olup, basiretli tacir olarak iş yaptığı şirketlerin mali durumunu araştırması gerekirken o hususta değerlendirme yapmadan karar verip işlem yaptığından olayda tarafların % 50 kusurlu olduğu kanaati ile tahsil edilemeyen çek bedelinin % 50 oranının davacı için zarar oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacının basiretli tacir olarak ticari ilişkilerini yönetirken buna göre araştırma yapıp faaliyetlerini sürdürmesi gerektiğinden, bankanın yalnızca çek karnesi vermiş olması ve çekin karşılıksız çıkması nedeniyle davacının alacağını alamaması halinde bu zarardan davalının sorumlu tutulması mümkün değildir. Çek Kanunu'nun 3/3-a maddesinde, bankaların verdiği çek karnesinde karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı gereği sorumlu olduğu miktar açıkça gösterildiğinden bankalar sadece bu tutarı ödemekle yükümlü olup, bunun dışında herhangi bir maddi tazminattan sorumlu tutulamaz. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak davalı bankanın %50 kusurlu olduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı lehine BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, GÖNDERİLMESİNE, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.