Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kızının tavsiyesi üzerine ... ili ...ilçesi ... Mah.... ada ... pafta ... parsel üzerinde bulunan ve fiilen tek olarak kullanılmakta olduğu belirtilen 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin satın alınması konusunda davalı ... ile irtibat kurulduğunu, müvekkilinin alım satım işlemi için satış bedeli olarak davalının hesabına 04/09/2015 tarihinde 25.000,00-TL gönderdiğini, tapu işlemlerini yapmak üzere İstanbul'a gittiğinde taşınmazların fiilen bitişi
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dava dışı ... borç verdiği, karşılığında da senet aldığı, vadesi geldiğinde senet bedelinin ödenmediğinden bahisle takip yaptıkları, davalının, aleyhine başlatılan takibe de haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın bonoya dayalı alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkin olduğu, bononun TTK da düzenlenmiş bulunduğu bu nedenle bonoya dayalı davanın da ticari dava olduğu göz önünde tutularak TTK 4 ve 5 maddeleri uyarınca davada davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından davacının dava dilekçesinin usul yönünden reddine karar verilmiştir. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ise, Tarafları tacir olmayan ve zaman aşımına uğramı senetteki ciranta ilişkisinden kaynaklanan alacak davası genel hükümlere göre çözülür. İş bu dava yukarıdaki açıklamalara da dikkat edildiğinde ticari dava değildir. Bu nedenle mahkememizce Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmiştir. Gelen müzekkere cevaplarından tarafların tacir olmadığı, gerçek kişi oldukları, alacağın zaman aşımına uğramış senetteki ciranta ilişkisinden kaynaklandığının başkaca herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığının ileri sürüldüğü, takip incelendiğinde de alacağın ticari alacak olmadığı anlaşılmaktadır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; 6100 Sayılı HMK.nun 1. maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, m.2 gereğince asliye hukuk mahkemelerinin de görevi belirlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; tarafların tacir oldukları yönünde bir iddia bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağının zamanaşımına uğramış bono olması, zamanaşımına uğrayan bonoların kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK'nın 20.02.2008 gün ve 2008/3-159 E. - 2008/158 K. sayılı ilâmı), bononun kaynağının ödünç akdi olması sebebiyle ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.