Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/191 E. , 2024/963 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/191 Karar No:2024/963 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: "Kaynak Bazında Destekleme Bedelin
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/191 E. , 2024/963 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/191 Karar No:2024/963 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar" (Usul ve Esaslar) uyarınca kaynak bazında destekleme bedeli muafiyet şartlarını taşımadığı hâlde bu muafiyetten haksız olarak yararlanıldığından bahisle ilk uygulama dönemi olan 6 aya ilişkin geriye dönük 138.724.003,53-TL muafiyet bedelinin davacı şirkete yansıtılacağının ve ikinci uygulama döneminde de ilk uygulama döneminin sonuçlarının dikkate alınarak muafiyet hesaplamaları yapılacağı hususlarının bildirilmesine ilişkin... tarih ve E-... sayılı ... Anonim Şirketi (...) işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlıkta, Usul ve Esaslar'ın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nca (Kurum) yürütüleceğinin düzenlendiği, dava konusu işlemin belirlenen muafiyet bedelinin davacı şirkete yansıtılacağına ve fatura düzenlenebileceğine yönelik olduğu, dava konusu işlem tarihi itibarıyla nihai olarak uzlaşma hesabına yansıtılmış bir borcun ve düzenlenmiş bir faturanın bulunmadığı ve henüz tahsilat aşamasına geçilmediği, kaldı ki dava konusu işlemden (ve davanın açıldığı tarihten) sonra alınan ... tarih ve... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile "Usul ve Esaslar'ın 5. maddesi uyarınca haksız olarak ödenmediği tespit edilen 172.401.030,00-TL destekleme bedeli borç tutarının, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uygulanarak ... tarafından Şirketten tahsil edilmesine, ödenmeyen tutarların Şirketin ... nezdindeki tüm hak, alacak ve teminatlarından tahsil edilmesine" karar verildiği; Bu durumda, işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca yetkili Kurul'ca alınan herhangi bir kararın bulunmadığı dikkate alındığında, belirlenen muafiyet bedelinin davacı şirkete yansıtılacağına ve fatura düzenlenebileceğine yönelik bildirim niteliğindeki dava konusu işlemin iptal davasına konu olabilecek, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşıldığından davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmak üzere kurulmuş anonim şirket statüsünde bulunan ...'ın, Kurum'dan aldığı lisans kapsamında piyasa işletim faaliyetine başladığı, piyasa işlemlerinde aracı konumda yapılandırılmış olduğu, bu kapsamda kendisi ile Piyasa Katılım antlaşması imzalamış olan katılımcı şirketler arasında Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde faaliyet yürüttüğü görülmekle, özel hukuk tüzel kişilerince tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin adlî yargı yerlerince yapılacağının açık olduğu, bu hâliyle Usul ve Esaslar'ın uygulanmasından kaynaklı 138.724.003,53-TL muafiyet bedelinin yansıtılacağına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle ...'a karşı açılan davanın yargısal denetiminin adlî yargı yerinde yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 27/02/2023 tarih ve E:2023/133, K:2023/184 sayılı; 10/07/2023 tarih ve E:2023/163, K:2023/534 sayılı; 25/09/2023 tarih ve E:2023/396, K:2023/546 sayılı kararları incelendiğinde, idarî yargıda açılacak davalarda, davalı konumunda her zaman idare olması gerektiğinin vurgulandığı ve kamu tüzel kişiliğine haiz olmayan şirketlerin hasım olarak gösterildiği bu nitelikteki davalarda işlemin niteliği konusunda herhangi ayrım yapılmaksızın yalnızca bu kriter üzerinden yani davalı konumunda idare olması gerektiğinden hareketle değerlendirme yapılarak görevli mahkemenin adlî yargı olduğu yönünde kararlar verildiği belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davanın görüm ve çözümünde idarî yargının görevli olduğu, piyasa işletim faaliyetinin kar-zarar etmeme prensibine uygun olarak yürütüldüğü ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, davanın görüm ve çözümünde idarî yargının görevli olduğu, dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin davacı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı ve icraî olmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından, Usul ve Esaslar'da sürecin ... tarafından yürütüleceğinin öngörüldüğü ve dava konusu işlemin de bu doğrultuda tesis edildiği belirtilmiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir. Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetkisine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev alanına girer. Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklanmaktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır. Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haberleşme gibi. Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin niteliğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir. Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen işlemin "idarî" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı mercilerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur. 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 Kanun'un "Piyasa işletim faaliyeti ve ...’ın kuruluşu" başlıklı 11. maddesinde, 6446 sayılı Kanun ile kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere 13/01/2011 tarih ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi, ... Anonim Şirketi (...) ticaret ünvanı altında bir anonim şirketin kurulduğu, ...'ın bu Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olmayacak şekilde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) tarafından hazırlanacak ana sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı ile faaliyete geçeceği, teşkilat yapısı ile çalışma esaslarının Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği ve ...'ın piyasa işletmeciliği yanında piyasanın gelişimi doğrultusunda görev alanına giren organize toptan elektrik piyasalarında yeni piyasalar kurulmasına yönelik çalışmaları yapmak ve Kurum'a sunmak, Bakanlıkça uygun görülmesi hâlinde; görev alanına giren organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi amacıyla oluşturulan veya ileride oluşturulabilecek uluslararası elektrik piyasalarına taraf olarak katılmak, bu amaçla kurulan uluslararası elektrik piyasası işletmecisi kuruluşlara ortak veya üye olmak, Kurum'un belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde piyasa işletim tarifelerini belirleyerek Kurum'a sunmak gibi görev ve yükümlülüklerinin olduğu düzenlenmiştir. 6446 sayılı Kanun'un ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkranın Kurum'a verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)" Kurul'un 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Usul ve Esaslar'ın "İtirazlar, faturalama ve ödemelere ilişkin süreç" başlıklı 8. maddesinde, "Faturalama, teminatlar, ödemeler. ödemelerin yapılmaması, uzlaştırma bildirimlerine ve faturalara yapılan itirazlar ve düzeltmelere ilişkin süreçler için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri uygulanır." düzenlemesine, 11. maddesinde ise, "Bu Usul ve Esaslar hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Kurum'un yerine getirdiği regülasyon işlevi doğrultusunda ve elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için gerekli olan düzenlemeleri yapma yetkisi kapsamında ihdas edilen Usul ve Esaslar uyarınca sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması hâlinde, bu anlaşmalara muafiyet tanındığı, muafiyet tanınan ikili anlaşmalar hususunda tereddüte düşülmesi üzerine, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin sağlandığının da tespit edilmesi hâlinde ikili anlaşma miktarlarının destekleme bedeli hesabında kullanılması gerektiği yönünde değişiklik yapıldığı, bunun üzerine, "Usul ve Esaslar uyarınca kaynak bazında destekleme bedeli muafiyet şartlarını taşımadığı hâlde bu muafiyetten haksız olarak yararlanıldığından" bahisle ilk uygulama dönemi olan 6 aya ilişkin geriye dönük 138.724.003,53-TL muafiyet bedelinin davacı şirkete yansıtılacağının ve ikinci uygulama döneminde de ilk uygulama döneminin sonuçlarının dikkate alınarak muafiyet hesaplamaları yapılacağı hususlarının bildirilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, statü itibarıyla özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan ...'ın, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak idari işlemler tesis edebileceği, dava konusu işlemin idarece salt özel hukuk kurallarına göre değil, 14/04/2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın uygun görüşü alınarak Kurul kararıyla ihdas edilen "Usul ve Esaslar" uyarınca tesis edildiği anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünde idarî yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi yönelik istinaf başvurusunun, davanın görüm ve çözümünde adlî yargının görevli olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun, davanın görüm ve çözümünde adlî yargının görevli olduğu gerekçesiyle reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 27/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.