11. Hukuk Dairesi 2011/9920 E. , 2011/15328 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/01/2009 tarih ve 2008/395-2009/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2011 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına ve süre darlığından ötürü işin incelener…
**11. Hukuk Dairesi 2011/9920 E. , 2011/15328 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/01/2009 tarih ve 2008/395-2009/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2011 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin % 20.5831 oranında hissedarları olduklarını, 02.05.2008 tarihinde süresi biten davalı şirket yönetim kurulunun görevi kötüye kullandığına, fabrikayı kasten zarara uğrattıklarına dair kuvvetli şüphe oluştuğundan Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/248 esas sayılı dosyası ile denetçi tayini için dava açıldığını, yine müvekkillerinin bilanço görüşmelerini erteleme talebi doğrultusunda 02.05.2007 tarihine kadar yapılan ve genel kurulun iptali konusunda Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/235 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yönetim kurulunun ortakları zarara uğratmak kastıyla hareket ettiklerini, haksız kazanç sağladıklarını, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/73 D.iş sayılı dosyasından yapılan tespitle alınan rapora göre makine ve teçhizatların değerinin altında satış gösterildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin son genel kurul toplantısının 02.05.2007 tarihinde yapıldığını, 02.05.2008 tarihinde yapması gereken genel kurulun yapılmadığını, bilançoların hazırlanmadığını, davalı şirketin yönetim kurulunun fabrika sahasının bulunduğu arsayı satmayı planladıklarını ileri sürerek davacıların hissedarı olduğu Özbucak A.Ş.’nin organsız kalması ve şirket yönetimindeki suistimaller nedeniyle T.T.K.’nun 434 ve devam eden maddeleri çerçevesinde yapılması planlanan 08.10.2008 tarihli genel kurul toplantısından önce tedbiren Özbucak A.Ş.’ne kayyım tayin edilmesine, tayin edilecek kayyım vasıtasıyla şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.12.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile 08.10.2008 tarihli genel kurul toplantısından önce tedbiren Özbucak A.Ş.’ ye kayyım tayin edilmesine, tayin edilecek kayyım vasıtasıyla şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinin yapılmasına “ şeklinde yer alan istemin tayin edilecek kayyımın tayin zamanı açısından bir sınırlama olmaksızın Özbucak A.Ş.‘ ye kayyım tayin edilmesine, tayin edilecek kayyım vasıtasıyla şirketin amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesi, yine şirketin iflas durumunda olması nedenleri ile fesih ve tasfiye işlemlerinin yapılmasına “ şeklide davayı ıslah ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekili, görev süresi dolsa dahi yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar eski yöneticilerin görevlerinin devam edeceğini, bu halde şirketin organsız kalmasının söz konusu olmadığını, görev süresi bitmiş olsa dahi yöneticilerin genel kurula çağrı görevinin devam ettiğini, görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin yerine yenisinin seçilmemiş olmasının toplantıda alınan kararları geçersiz kılmayacağını ve davanın açılmasından sonra şirket genel kurul toplantısı yapılmışsa davanın konusu kalmayacağını, davacının iddialarının samimi olmadığını, şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için gayrimenkulünü satmak zorunda bulunduğunu, esas işin Organize Sanayinde bulunan fabrikada yürütüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu üyeliğinin belirli bir süre için seçilmiş olması ve sürenin dolmuş olması tek başına TTK 435. maddesindeki organ yokluğu sonucunu doğurmayacağı, süresi dolan yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetki ve görevi devam ettiği, genel kurulun 8.10.2008 tarihi itibarı ile yapılması sonucu organ yokluğuna ilişkin eksikliğin giderildiği, ıslah dilekçesi ile davalı şirketin borç içerisinde olduğu, mali açıdan iflasın eşiğine geldiği, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız olduğu belirtilerek şirketin feshinin talep edildiği ancak şirketin mali durumunun bozulması maksadın gerçekleşmesinin imkansızlığı sonucunu doğurmayacağı, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, şirketin Şakirpaşa mahallesinde bulunan eski fabrikasına ait taşınmazını satıp bu parayı organize sanayi bölgesinde kurduğu aynı işi yeni teknoloji ürünü makineler ile donatılmış işletmesine sermaye yapmak istediği, Anonim Şirketlerde kazanç elde edilmemesi ve bu durumun birkaç yıl devam etmesinin TTK. 434 maddesi hükmü anlamında amacın meydana gelmesinin imkansızlığı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekili, dava dilekçesi ve 12.12.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile 08.10.2008 tarihli genel kurul toplantısından önce tedbiren Özbucak A.Ş.’ ye kayyım tayin edilmesine, tayin edilecek kayyım vasıtasıyla şirketin amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesi, yine şirketin iflas durumunda olması nedenleri ile fesih ve tasfiye işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece Anonim Şirketlerde kazanç elde edilmemesi ve bu durumun birkaç yıl devam etmesi halinde dahi bu durum T.T.K.’ nun 434 maddesi hükmü anlamında amacın meydana gelmesinin imkansızlığı sayılamayacağı, ayrıca şirket ana sermayesinin bir bölümünün kayıp edildiği iddia ve ispat edilmediği, iddianın bu yönde dahi olmadığı anlaşılmakla, ıslah edilmiş hali ile bilirkişi incelemesine gerek görülmeksizin davalı şirketin feshi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ıslah dilekçesinde şirketin iflas halinde olduğu iddia edilerek şirketin fesih ve tasfiyesi talep edildiğine göre anonim şirketlerin infisahı ve tasfiyesini düzenleyen TTK’nun 434/3. maddesi hükmünde düzenlenen şirket sermayesinin aynı Yasa'nın 324.madde gereğince üçte ikisinin ziyaı halinde şirketin münfesih olacağı sebebine dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece, davacıların bu iddiaları uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile incelenmeksizin hüküm kurulmuştur. Bu itibarla mahkemece, anasözleşmesi, bilançoları, kâr ve zarar tabloları, ticaret sicil dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak şirketin sermayesinin 2/3’nü kaybedip kaybetmediğinin belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.