3. Ceza Dairesi 2023/12639 E. , 2025/5974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/373 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme İNCELEME KONUSUKARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma ile diğer bir kısım suçlarından cezalandırılm
**3. Ceza Dairesi 2023/12639 E. , 2025/5974 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/373 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme İNCELEME KONUSUKARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma ile diğer bir kısım suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, 2911 sayılı Kanun'un 33/1 ve TCK'nın 62/1 maddeleri gereğince hükmedilen 5 ay hapis cezasının 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği, sanık müdafi tarafından söz konusu karara itiraz edilmesi üzerine merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesince koşulları oluşmadığından HAGB kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652 -105-25 - 32981 - 2022 - Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve 2023/59067 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hale getirerek katılma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ...'ın 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1, 33/1, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2-b-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1-3-4 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay (iki kez) ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli ve 2022/46 esas, 2022/216 sayılı kararına karşı yapılan itirazın toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hale getirerek katılma suçu yönünden itirazın kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına, diğer suçlar yönünden reddine ilişkin merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2022 tarihli ve 2022/373 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya sureti incelendi. Dosya aslının, sanık tarafından inceleme konusu suçlarla birlikte mahkumiyetine karar verilen terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderildiği anlaşılmakla, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı Kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği cihetle, Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesince "sanığın üzerine atılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, 2911 sayılı Kanun'un 23-b. maddesinde sayılan silah ve araçları taşıyarak katılma suçundan 2911 sayılı Kanun'un 33/1-a maddesine göre hükümde belirlenen cezanın 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olduğu, 2911 sayılı Kanun'un 33/1-a ve 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddelerinin uygulanması halinde Mahkemesince hükmolunabilecek asgari cezanın 2 yıl 1 ay hapis cezası olabileceği, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmolunacak 2 yıl ve daha az süreli hapis cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, dolayısıyla ceza miktarı bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları oluşmadığı gibi hatalı uygulama ile 6 ay hapis cezasına hükmedilmiş olduğu" gerekçesiyle itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklinde yer alan düzenlemeler ile, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33. maddesinde düzenlenen "Toplantı ve yürüyüşe silahlı katılanlar" başlıklı "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin (b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde olması durumunda, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın bulundurulmasının suç oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur." biçimindeki madde metninin 04/04/2015 tarihli ve 29316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine; a) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlar iki yıl altı aydan dört yıla kadar, ... hapis cezası ile cezalandırılırlar." şeklinde değiştirilerek suçun müeyyidesinin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası iken 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiş olduğu hususları nazara alındığında, Somut olayda, sanığın üzerine atılı 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun 08/10/2014 tarihinde işlendiği, 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesinde değişiklik yapan 6638 sayılı Kanun'un 04/04/2015 tarihli ve 29316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, dolayısıyla suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan Kanun uyarınca Mahkemesince sanığın sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği cihetle itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesine isabet görülmemiştir. " şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Sanığın 04.05.1995 Hınıs doğumlu olduğu, kolluk araştırmasına göre kahvehane, lokanta gibi yerlerde günübirlik işlerde çalıştığı anlaşılmıştır. 2.Sanığın, Suriye/Kobani'de yaşanan olayları protesto etmek amacıyla 08.10.2014 tarihinde Hınıs ilçe merkezinde düzenlenen yasadışı gösteriye katıldığı, yüzünü kapattığı, slogan attığı, güvenlik güçlerine ve çevreye taş attığının tespit edilmesi üzerine görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, terör örgütü propagandası yapmak, örgüt adına suç işleme ve toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma suçlarından cezalandırılması istemiyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2022 tarihli ve 2022/2132 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır. 3.Yapılan yargılama neticesinde, Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/46 Esas, 2022/216 sayılı Kararıyla kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (2911 sayılı Kanun 32/1), görevi yaptırmamak için direnme, terör örgütü propagandası yapmak ve toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma (2911 sayılı Kanun 33/1) suçlarından değişen süreler hapis cezalarına hükmedilmiş ve koşulları oluştuğundan, itiraz yasayolu açık olmak üzere, HAGB kararları verilmiştir. 4.Söz konusu HAGB kararlarına karşı sanık müdafi tarafından itiraz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararı ile kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (2911 sayılı Kanun 32/1), görevi yaptırmamak için direnme ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından verilen HAGB kararlarına ilişkin itiraz reddine; toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma (2911 sayılı Kanun 33/1) suçundan verilen HAGB kararının ise bu suç için kanunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı itibariyle HAGB koşulları oluşmadığı halde eksik cezaya hükmedilerek HAGB kararı verilmesinin hatalı olduğu değerlendirmesiyle bu suç yönünden verilen HAGB kararının kaldırılmasına, kesin olmak üzere karar verilmiştir. 5.Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652 - 105 - 25 -32981 - 2022-Kyb sayılı yazısı ile merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve 2023/59067 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasa'nın 38. maddesi, 5237 sayılı TCK'nın 2, 7. maddesi, 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesi, 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi, 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesidir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı, ilk derece mahkemesince verilen HAGB kararına sanık müdafi tarafından yapılan itirazın merci tarafından incelemesi sırasında, 2911 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin yanlış uygulandığı gerekçesiyle HAGB kararının kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 26.06.2018 tarih 2014/15-771 Esas ve 2018/317 Karar, 10.04.2018 tarih 2014/15-487 Esas - 2018/151 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak incelenmesi durumunda hak arama özgürlüğü ile AİHS'nin 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında, itiraz mercisinin CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği, bu bağlamda HAGB kararlarının itiraz üzerine veya itiraz edilmeksizin kesinleşmeleri halinde kanun yararına bozma kanun yolu başvurusuna konu edilebilecekleri kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 03.03.2020 tarih 2016/11-1150 Esas, 2020/148 Kararında açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine merci tarafından verilen itirazın reddi kararlarının, kanun yararına bozma kanun yolunda sadece şeklen değil ilk derece mahkemesince hükmedilen kararın esasına yönelik olarak da denetlenmesi gerektiğine karar verilmiştir. (Baştürk, İ., (2022), Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma On İki Levha Yayıncılık, İstanbul) Anayasa’nın 38. maddesinde, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." biçiminde hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 2. maddesinde de; Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı ve ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin üçüncü fırkasında ise kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı belirlenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemede vücut bulan ve ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Bireylerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının güvence altına alınması amaçlanmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesinde ise, kanunda yer alan hükümlerinin zaman bakımından ne şekilde uygulanacağına ilişkin kurallar belirlenmiştir. Buna göre; işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yine işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsenin cezalandırılamayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, böyle bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmuş ise infazının ve kanuni neticelerinin kendiliğinden kalkacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı tespit edilmiştir. Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesinde yer alan düzenlemede iki önemli ilke vurgulanmaktadır. Bunlardan ilkine göre; ceza hukuku kuralları yürürlüğe girdikleri andan itibaren ileriye etkili olarak uygulanırlar. Geçmişe etkili uygulama veya geçmişe yürürlük ilkesi denilen ikinci prensibe göre ise, ancak failin lehine olan kanun geçmişe etkilidir. Dolayısıyla suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine olan kanun, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınacak, geçmişe yürürlük ilkesinin bir yansıması olan aleyhe kanunun geriye yürüme yasağı prensibi uyarınca da suç teşkil eden eylemin gerçekleştirildiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve cezayı ağırlaştıran hükümler fail hakkında tatbik edilmeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23.10.2024 tarih 2022/2-589 Esas - 2024/321 Karar) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun yürürlükte bulunan 33. maddesi şu şekildedir. (Değişik birinci fıkra: 27/3/2015-6638/8 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine; a) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlar iki yıl altı aydan dört yıla kadar, b) Yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşıyarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyerek katılanlar ile kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşıyarak veya bu nitelikte sloganlar söyleyerek veya ses cihazları ile yayınlayarak katılanlar altı aydan üç yıla kadar,hapis cezası ile cezalandırılırlar. Söz konusu maddenin, 04.04.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hali ise şu şekildedir; Madde 33 – (Değişik: 22/7/2010 - 6008/2 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin (b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde olması durumunda, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın bulundurulmasının suç oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı olması halinde ve dağılmamak için direnildiği takdirde, ayrıca 32 nci madde hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33. maddesinde yapılan değişiklik ile sanığın üzerine atılı suç için 'altı aydan üç yıla kadar hapis' olarak belirlenmiş olan ceza miktarının 'iki yıl altı aydan dört yıla kadar hapis' cezası olarak düzenlendiği, cezanın alt ve üst sınırlarında arttırım yapan söz konusu aleyhe düzenlemenin 04.04.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, ancak sanığın üzerine atılı suçu işlediği tarihin ise 08.10.2014 tarihi olduğu, yukarıda değinildiği şekilde TCK'nın 2. maddesinde düzenlenen kanunilik prensibi ve 7. maddesinde düzenlenen aleyhe kanunun geriye yürüme yasağı kuralı uyarınca suç teşkil eden eylemin gerçekleştirildiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve cezayı ağırlaştıran hükümlerin fail hakkında tatbik edilmeyeceği gözetilmeden, ceza miktarını arttıran aleyhe düzenlemeye dayanarak, hapis cezasının alt sınırı itibariyle koşulları oluşmadığı ve bu nedenle HAGB kararı verilmesinin hatalı olduğu şeklindeki isabet bulunmayan değerlendirmeyle, İlk Derece Mahkemesince verilen HAGB kararının kaldırılmasına dair merci kararı Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II.KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.02.2025 tarihinde karar verildi.