9. Hukuk Dairesi 2016/7325 E. , 2017/4955 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özet
**9. Hukuk Dairesi 2016/7325 E. , 2017/4955 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalı şirketin Pendik Şubesinde restaurant müdürü olarak 05/11/2011 tarihinde işe başladığını, 03/07/2015 tarihinde iş akdinin geçerli nedenle fesih kararı alınmıştır denilerek feshedildiğini, çaresizce baskı altında kalarak tazminatları ve alacaklarının ödenmesi vaadiyle kendisine sunulan ikale sözleşmesini ve diğer evrakları imzalamak zorunda bırakıldığını iddia ederek davacı işçinin iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ikale sözleşmesi akdedilmiş olduğu için davacının işe iade davası açma hakkı bulunmadığını, davacının restoran müdürü sıfatıyla çalıştığını, okur yazar eğitimli ve vasıflı bir kişi olduğunu baskı altında kaldığına ilişkin iddiaların inandırıcılıktan son derece uzak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının davalı işyerinde 2011 tarihinden itibaren restoran müdürü olarak çalışırken imzasını ve içeriğini inkar etmediği 01/07/2015 tarihli dilekçesi ile ailevi sebeplerden dolayı görevinden ayrılmayı talep ettiği, iyi ilişkilere istinaden iş akdinin kendi iradesi ve rızası ile karşılıklı olarak anlaşarak sonlandırılmasını, kıdem tazminatı ve diğer sahip olduğu özlük haklarının ödenmesini istediği, buna dayalı olarak 02/07/2015 tarihinde işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği ve davacıya fesih bildiriminin aynı tarihte tebliğ edildiği, davacının fesih bildiriminin üzerine 'fesih nedenini okuduğu herhangi bir itirazının bulunmadığını' yazarak imzaladığı, davacıya dava açıldıktan sonra 10/08/2015 tarihinde banka aracılığıyla toplam 18.303,58 TL kıdem-ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ödendiği, her ne kadar bu ödemeler dava açıldıktan sonra yapılmış ise de, bu durumun ikale icabının davacıdan geldiği ve davalı işverenin kabulü ile ikale sözleşmesinin tamamlandığı hususunu değiştirmeyeceği, işyeri kayıtları arasında sunulan 01/07/2015 tarihli iç yazışmalara göre de davacının işten ayrılma isteğinin işveren tarafından kendi aralarında konuşulup değerlendirildiği anlaşıldığından ikale sözleşmesi yapma teklifinin davacıdan gelmiş olması ve iradesinin sakatlandığına dair herhangi bir somut delil bulunmaması nedeni ile iş sözleşmesinin ikale yolu ile sona erdirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. Öte yandan, ön inceleme duruşması taraflar arasındaki uyuşmazlıkları tespit etmek için yapılmaktadır. Ön inceleme duruşması yapılmadan, taraflar arasındaki uyuşmazlık usulünce tespit edilmeden önce taraflara tanık isim ve adreslerini bildirmesi için kesin süre verilemez. Tarafların uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar henüz belirlenmeden taraflardan, ön inceleme duruşmasından önce davanın daha başında (tensiple) tanık isim ve adreslerini bildirmeleri beklenemez. Mahkemece buna aykırı davranılması da 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını zedeler. Aynı Kanunun 243. Maddesinin 1. Fıkrasına göre “ Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.” Mahkemece yapılması gereken; ön inceleme aşamasında uyuşmazlık tespit edildikten sonra tanık dinletme talebi olan davalının tanık deliline dayanıp dayanmadığını tespit ederek, tanık deliline dayanmışsa tanık isim ve adreslerini bildirmesi için kesin süre vermektir. Somut olayda; mahkemece davacının 01.07.2015 tarihli dilekçesindeki beyanı esas alınarak işçinin kendi özgür iradesi ile ailevi sebeplerden dolayı iş akdini kendisinin feshetmek istemesi üzerine davalı ile ikale sözleşmesi yaparak sonlandırdığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacı söz konusu belgeyi irade fesadı ile kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi için yazıp imzaladığını iddia etmiştir. Mahkemece davacı tarafa iddiasını ispat yönünde delillerini sunması, tanık listesi vermesi ve bildireceği tanıklar dinlenerek söz konusu dilekçenin irade fesadı altında düzenlenip düzenlenmediği, davacıya tazminatlarının ödeneceği yönünde bir taahhütte bulunulup bulunulmadığı belirlenerek fesih olgusunun tüm dosya kapsamı ile değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.