T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/06/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/06/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı taraf ile müvekkili arasında ticari iş ilişkisi bulunması münasebeti ile müvekkilinin, davalıya 29/02/2020 tarihli ... nolu 94.836,60 TL tutarlı e-arşiv fatura, 16/03/2020 tarihli ... nolu 36.491,50 TL tutarlı e-arşiv fatura verdiğini, ancak karşılığında fatura bedellerini alamadığını, anılan fatura bedellerinin temin edilememesi üzerine müvekkili firma tarafından Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazı sebebi ile takibin durduğunu, borçlu vekilinin icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, alacaklı müvekkili ile davalı tarafın herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığı iddialarına dayanarak takibin haksız ve mesnetsiz bir şekilde durmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalı-borçlunun ödeme yaptığına veya ödeme niyeti olduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir evrak da sunmadığını beyan ederek, davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline, takibin asıl alacak ve ferileri yönünden devamına ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu faturalara istinaden alacağının olduğunu iddia ettiğini, ancak bilindiği üzere faturanın tek başına alacağın varlığını ispatlayamadığını, tarafların inşaat malzemelerinin satışı için anlaşmışlarsa da davacı tarafından anlaşılan malzemelerin davalı müvekkiline teslim edilmediğini, davacı tarafın teslim borcunu yerine getirmediğinden müvekkilinin herhangi bir ücret ödeme borcu bulunmadığını, taraflar arasında satım sözleşmesi bulunmadığını, satım sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup kararlaştırılan malzemeler teslim edilmeden davalı müvekkilinin bedel ödeme borcu doğmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş olması gerektiğini, bu anlamda davalı müvekkilinin ödemezlik def'i bulunmadığını, davacı tarafın 8 gün içinde itiraz edilmediğinden faturanın kabul edildiğini iddia ettiğini, 8 günlük sürenin fatura içeriğinin tarafların üzerinde anlaştıkları hususların doğruluğunu teyit etmek için taraflara verilen bir süre olduğunu, faturalara 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının faturada kararlaştırılan malzemelerin teslim edildiği ya da işin tamamlandığı anlamını taşımayacağını, edimin yerine getirildiğinin ayrıca kanıtlanması gerektiğini beyan ederek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, müvekkilinin uğramış olduğu zararların giderilmesi için alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında inşaat malzemeleri satışına dair ticari ilişki bulunduğu, uyuşmazlık konusunun ise davacı tarafından faturaya konu edilen malların davalıya teslim edilip edilmediği ve bu kapsamda davalının mal bedellerini ödeme yönündeki edimini ifa etmek zorunda olup olmadığı hususlarında toplandığı; icra takibinin konusunu davacı tarafından düzenlenen 29/02/2020 tarihli 94.836,60 TL bedelli ve 16/03/2020 tarihli 36.491,50 TL bedelli iki adet faturanın oluşturduğu; mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi aracılığı ile incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki görüş ve mütalaalar da göz önüne alnıdığında; davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı; davalı defterlerinin ise yevmiye defteri kapanış tasdiki yapılmadığından sahibi aleyhine delil niteliği taşıdığı; davacı defter kayıtlarına göre davacının bu iki fatura bedelinden kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduğu, davalı defter kayıtlarına göre ise faturaların davalı defterlerine kayıtlı olmakla birlikte fatura alacağının ortaklar cari hesabına virman yapılmak sureti ile kapatılması nedeni ile davacının alacağının bulunmadığı; davacı ve davalı defter kayıtlarında icra takibine konu faturaların ödendiğine dair delil teşkil eden dayanak belge bulunmadığı, ayrıca icra takibine konu faturalar dışında taraflar arasında devam eden bir ticari ilişki olduğu yönünde yasal defterlerde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı; icra takibine konu edilen faturalar e-arşiv fatura olarak düzenlenmiş ve elektronik ortamda karşılıklı tebliğ/tebellüğ edilmiş ve yasal 8 günlük süre içerisinde davalı tarafından bu faturalara itiraz veya iade yönünde bir işlem yapılmadığı, faturaların muhteviyatındaki malzemelerin davacı tarafından davalıya teslim edildiğine ilişkin tevsik edici bir belge davacı tarafından sunulmamış ise de faturalara ilişkin olarak ilgili dönem içinde davalı tarafından BA, davacı tarafından ise BS formlarının tarafların kayıtlı bulunduğu vergi dairelerine beyan edildiği, bu durumda takibe ve davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği anlaşılmakla davacının ispat edilen davasının kabulüne, alacağın likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mal tesliminin gerçekleşmediğini, davacının sunduğu faturada satıcı imzasının bulunmadığını, bu haliyle faturanın sevk irsaliyesi yerine kullanılmasının mümkün olmadığını, faturanın kağıt çıktısının müvekkiline imzalı olarak teslim edildiğine dair bir delilin sunulamadığını, teslim işleminin yazılı delille ispatının mümkün olduğunu, davacının sunduğu faturanın ispata elverişli olmadığını, ticari deftere işlenmiş olmasının teslimi ispatlamayacağından, davacı tarafın teslim hususunu ispatlayamadığını, davacı şirket hakkında naylon fatura düzenleme iddiasıyla soruşturma başlatılıp başlatılmadığının maliyeden sorulması taleplerinin reddedildiğini, davacı hakkında naylon fatura iddiası ile pek çok şikayet bulunduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davada, fatura ve içeriğinin teslim edildiğini ispat külfeti davacıya, teslim olgusunun ispatından sonra bedelinin ödendiğini ispat yükü ise davalıya aittir. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde; Mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı düzenlenmiştir. Taraflar tacir olup, mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmiş, mali müşavir bilirkişinin raporu ile davaya ve takibe konu faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davalının yasal süresinde faturaya itiraz etmediği tespit edilmiştir. Yapılan ticari defter incelemesinde; davalının içeriğini ve teslimini kabul etmediğini beyan ettiği faturayı defterine işlediği anlaşılmaktadır. Davalı ticari defterlerine işlediği bu faturadaki malların teslim edilmediğini ispat yükü altındadır. Bu faturaların ticari deftere işlenmesi ile teslimin karine olarak gerçekleştiği kabul edilir, aksini ise davalının yazılı delille ispatlaması gerekir (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/7951 Esas - 2013/12822 Karar sayılı ilamı). Bu durumda, davalının ticari defterlerinin aksini yazılı delil ile ispatlaması gerekirken, davalının yazılı delil bildirmediği, ticari defterlere göre davacının, davalıdan takipteki alacak miktarı kadar alacaklı olduğu hususu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinafının reddi gerekmiştir. Sonuç olarak, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.971,02 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.243,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.728,02 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...