11. Hukuk Dairesi 2009/2761 E. , 2010/8919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2008 tarih ve 2008/207-2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2009/2761 E. , 2010/8919 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2008 tarih ve 2008/207-2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı arasında yapılan anlaşma uyarınca (E) blok (8) numaralı dubleks dairenin müvekkiline 12.000,00 TL peşin bedelle satıldığını, 15.12.2000 tarihinde satış tutarının makbuz karşılığında ödendiğini, ödenen meblağın kooperatifin bilançosuna kayıt edildiğini, buna rağmen kooperatifçe davacının ortaklığı yönünde karar alınmadığını ve yeni yönetimce kendisine ortak olmadığının bildirildiğini ileri sürerek, davalı kooperatif ortağı olduğunun tesbit ve tesciline, davalı kooperatife kayıtlı (E) blok (8) numaralı bağımsız konutun davacı adına tapuya tesciline, bu talebin mümkün olmaması halinde müvekkilinin davalı kooperatife ortaklık payı olarak defaten ödediği 12.000,00 TL' nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının ortaklığa kabulü yönünde bir başvurusunun ve bu konuda alınmış bir yönetim kurulu kararının bulunmadığını, davacının eski yönetim kurulu başkanının şahsına ödeme yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce ( birmiktar ödeme yapandavacının kooperatife ortak olduğunun kabulü ile tapu iptal isteminin açıklanan peşin ödemeli ortaklık ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, 12.000,00 TL ödeme yapan davacının kooperatif ortağı olduğu ve dava konusu bağımsız bölümün davacıya tahsisinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne,10 nolu parseldeki E blok 8 nolu dairenin davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kooperatif ortaklığının tespiti ve davalı kooperatif adına tapuda kayıtlı bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu sabit ise de; davacı adına bağımsız bölümün tapu iptal tescil talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle dava konusu edilen daire için üstün hak sahibi olması ve ayrıca dava tarihi itibariyle ortaklıktan kaynaklanan hiçbir borcunun bulunmaması gerekir. Peşin ödemeli ortaklık bulunduğu yönündeki davacı iddiasında uygulanması gereken düzenleme ise; Kooperatifler Kanunu’nun 23 ncü maddesidir. Buna göre, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın, üyelik aidat yükümlülüğü devam edecektir. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel olmayacaktır. Bu itibarla mahkemece öncelikle davacının peşin ödemeli ortak olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca davacının hangi hakla dava konusu daire üzerinde üstün hak sahibi olduğunun tespiti, çekildiği anlaşılan daire dağıtım kurasının davacının hukuki durumunu etkileyip etkilemeyeceği ve konutun kurada isabet ettiği kişiye husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği, şayet gerekiyor ise ayrı bir dava açılarak işbu dava ile birleştirilmesi, davacının daire sahibi olan diğer üyelerle eşit durumda bulunup bulunmadığının belirlenmesi, 29.01.2008 tarihli bozma ilamımızda da açıkça belirtilen ve yukarıda tekrarlanan ilkeler ışığında dava tarihi itibariyle davacının kooperatife borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak tapu iptal tescil kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.