DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/933 E. , 2024/3539 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/933 Karar No : 2024/3539 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hayv. ve Tarım Ürn. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, .
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/933 E. , 2024/3539 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/933 Karar No : 2024/3539 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hayv. ve Tarım Ürn. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, ... sayılı parselde bulunan mülkiyeti davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki akaryakıt istasyonunun, ... karayolu üzerinde yapılan yol yapım çalışması nedeniyle değer kaybına uğradığı ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 44.333,76 TL) maddi zararın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararıyla; Dava konusu olayda, aradan geçen zaman, usul ekonomisi ilkesi ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu yönündeki Anayasal kural göz önünde bulundurularak, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek olmadığı ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... Değişik İş sayılı dosyasında 12/06/2013 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesinden, dava konusu yol genişletme çalışmalarının ... – ... – ... – ... Devlet Yolu işi olduğu ve dolgu yapılan kesimlerinde yüksek dolgulu kısımlarının şev stabilizasyonunun sağlanması, kaldırım üzerindeki yayaların ve şehir geçişi kısımlarındaki hanelerin veya mülklerinin güvenliği açısından betonarme duvar yapılması gerekliliğinin görülmesi üzerine sözü edilen yerde bulunan taşınmazların kamulaştırılması yoluna gidildiği, kamulaştırılan taşınmaz bedellerinin bazı kişilere ödendiği, fakat davacı şirkete kamulaştırma nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi oluşan kot farkı nedeniyle davacının taşınmazının zarar gördüğü bilirkişi raporuyla ortaya konulduğundan yol genişletilmesi sonucunda ilgililerin olası mağduriyetini giderici veya zarar görmesini önleyici herhangi bir tedbir almayan davalı idarenin hizmetin kötü işleyişinden dolayı hizmet kusurunun bulunduğu, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında da, davacının taşınmazında oluşan toplam 44.333,76 TL zararın, hizmetin kötü işlemesinden sorumlu olan davalı idare tarafından tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 44.333,76 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 22/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2016/1289, K:2021/5189 sayılı kararıyla; Dava konusu olayda, davacı şirket tarafından, sahibi olduğu taşınmaz ve üzerinde yer alan akaryakıt istasyonunun davalı idarece yürütülen yol çalışması sonucunda yol seviyesinin altında kalarak yol ile bağlantısının kesilmesi nedeniyle taşınmazın değer kaybına uğradığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu değer kaybı talebinin aynı yol üzerinde bulunan bütün işyeri sahipleri yönünden de ileri sürülebileceği, bu haliyle, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın diğer iş yeri sahiplerinden farklı, özel ve olağan dışı bir nitelikte olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapılan yol çalışmaları nedeniyle oluşan genel külfetlere, "kamu külfetlerindeki eşitlik ilkesi" uyarınca herkesin katlanması gerektiği, kaldı ki, davacının yeniden düzenlenen yolun olanaklarından yararlanacağı da dikkate alındığında, idarenin tazmin sorumluluğunu gerektiren, kamu külfeti olmaktan çıkan, hizmetten yararlanan davacı yönünden özel ve olağan dışı niteliğe dönüşen bir maddi zarar bulunmadığının anlaşıldığı, Açıklanan nedenlerle, davacı şirketin, davalı idarece yapılan yol çalışması neticesinde taşınmazının yeni yol seviyesinden aşağıda kalmasından kaynaklanan zararlara katlanması gerektiği hukukun genel ilkeleri ile hak ve nasafet kurallarının bir sonucu olduğundan ve davacının taşınmazdan hiçbir şekilde yararlanmaması sonucunu doğuracak bir mülkiyet hakkı ihlali de olayda mevcut olmadığından, İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, hizmetin kötü işlemesinden kaynaklı bir hizmet kusurunun bulunmadığı, yapılan betonarme duvar ile kamulaştırma koridoru arasında 6 metre mesafe bulunduğu, dava konusu taşınmaz girişlerinin de bölünmüş yola bağlantılarının yapıldığı, yolun projelendirilmesinde, ana yoldan en yüksek verimlilikle yararlanılmasının amaçlandığı, herhangi bir değer kaybının söz konusu olmadığı, davacının mülkiyet hakkına müdahale veya engellemenin bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun yol yapılmadan önceki şekilde kullanılacağı, davacı bakımından özel ve olağan dışı bir zararın oluşmadığı, yol güzergahı ve/veya emniyet şeridi dışındaki taşınmazın kamulaştırılmasına olanak bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahasında yer almadığı, davacının iddiasının da taşınmazının kamulaştırma sahasında kaldığı yönünde olmadığı, Mahkemenin bu gerekçesinin de yerinde olmadığı, idarelerinin harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine hükmedilen yargılama giderleri arasında harçlarında bulunmasının başka bir hukuka aykırılık olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Van 1. İdare Mahkemesi ısrar kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ...Mevkii, ... pafta, ... sayılı parselde... karayolu üzerinde bulunan mülkiyeti davacı şirkete ait taşınmaz ve üzerindeki akaryakıt istasyonunun, davalı idarece yapılan yol yapım çalışması neticesinde, karayolu ile olan bağlantısının kesildiği ve taşınmazda değer kaybı oluştuğu iddiasıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş. sayılı dosyasında değer kaybından oluşan maddi zararın tespiti istenmiş, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki tek katlı yapının değerinde oluşan kaybın 44.333,76 TL olduğu görüşüne yer verilmesi üzerine davacı şirket tarafından, maddi zararlarının tazmini istemiyle davalı idareye 22/07/2013 tarihinde başvuru yapılmış ve bu başvuru idarenin ... tarih ve ... sayılı ön kararıyla reddedilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan mülga 4. maddesinde; “a) Otoyol, Devlet ve il yolları ağına giren karayolları güzergâhları ile bunların değişikliklerine ilişkin planları hazırlamak veya hazırlatmak. b) Hazırlayacağı programlar uyarınca karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetle kullanılmalarını sağlayacak şekilde sürekli bakım altında bulundurmak, bakımını yaptırmak, onarmak, onarımını yaptırtmak, işletmek, işlettirmek.” Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir. Olayda, davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki akaryakıt istasyonunda meydana geldiği ileri sürülen zarara yönelik açılan tespit davasının görüldüğü Van Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/44 Değişik İş sayılı dosyasında inşaat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu taşınmazın önüne, yol yapıldığından, kot farkından kaynaklı, arsa üzerinde bulunan tek katlı akaryakıt istasyonunun seviyesinin üstünde yükseklik oluşmuştur. Dava konusu arsa ve üzerinde bulunan yapılar satışa çıktığında gerçek değerinin altında satılacaktır. Bu nedenle yapıda ve arsada değer düşüklüğü söz konusudur. Taşınmazın şehirlerarası yola sıfır konumda olması nedeniyle ticari işletmelerin açılması için uygun bir mevkide bulunmaktadır. Bu da taşınmazın değerini olumlu yönde etkilemektedir. Yaklaşık 4-5 metre kot farkı oluşturularak, taşınmazın bu vasfı yitirilmiş olmaktadır. Dolgu yapılıp üzerine yapı yapılması yapının temelinde oturmalara neden olacağından risk taşımaktadır. Sonuç olarak; dava konusu parsel yoldaki kot farkından dolayı düşükte kalmaktadır. Parsel aşağıda kaldığından, dolgu yapılması yeterli çözüm olmayacağından ve işletme açılması için uygun olamayacağından dava konusu parsel ve üzerinde bulunan yapıların satılması halinde, değerinin yaklaşık %10 oranında kayba sebep olacağı görüş ve kanaatindeyim..." şeklinde görüş ve kanaate yer verilmiştir. Buna göre, uyuşmazlığa esas olan yol yapım çalışmaları sırasında davalı idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, ancak idari eylem niteliğinde olan ve kamu yararı bulunan yol yapım çalışmaları sebebiyle, taşınmazı ile yol arasında oluşan yükseklik farkı nedeniyle taşınmazında değer kaybı meydana geldiği bilirkişi raporu ile tespit edilen davacının, toplumu oluşturan diğer bireylere kıyasla özel ve olağan dışı bir zarara uğradığı, dolayısıyla söz konusu zararın öğreti ve yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluk kapsamında davalı idarece giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın kabulü yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davanın kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2016/1289, K:2021/5189 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.