3. Ceza Dairesi 2023/3103 E. , 2025/5970 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/80 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezalarının 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına boz…
**3. Ceza Dairesi 2023/3103 E. , 2025/5970 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/80 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezalarının 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanıklar hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu'na muhalefet etme, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından yapılan kovuşturma neticesinde mahkumiyetlerine karar verilerek hükümlerin açıklanmasının geri bırakıldığı, katılan vekili ile bir kısım sanıklar müdafileri tarafından verilen bu kararlara itiraz edildiği, merci Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarih ve 2022/80 Değişik İş sayılı kararı ile itirazların reddine karar verilmesi üzerine HAGB kararlarının kesinleştiği, aynı yargılamada haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeyen diğer sanıklar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2022/730 Esas - 2022/1135 sayılı Kararı ile sanıkların üzerilerine atılı eylemin terör örgütü propagandası suçunu oluşturabileceği ve bu nedenle yargılamanın ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin görev yönünden bozulmasına karar verildiği, bunun üzerine dosyanın gönderildiği asliye ceza mahkemesince sekiz sanık yönünden verilen ve kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden kanun yararına bozma hususunun değerlendirilmesi için Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır. Denizli Cumhuriyet Başsacılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 07.02.2023 tarihli ve 94660652-105-20-19238-2022-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve 2022/156397 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1, 152/1-a ve 62. (5 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez), 5 ay (iki kez) ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 2911 sayılı Kanun'na muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kamu mala zarar verme suçundan verilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ... 'nin, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 ve 62. (4 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez) ve 5 ay (iki kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2911 sayılı Kanun'na muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 ve 62. (4 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez) ve 5 ay (iki kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'un, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle ve 5237 sayılı Kanun'un 265/1, 152/1-a ve 62. (5 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez), 5 ay (iki kez) ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kamu mala zarar verme suçundan verilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle ve 5237 sayılı Kanun'un 265/1, 152/1-a ve 62. (5 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez), 5 ay (iki kez) ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kamu mala zarar verme suçundan verilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'nin, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle ve 5237 sayılı Kanun'un 265/1, 152/1-a ve 62. (5 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez), 5 ay (iki kez) ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kamu mala zarar verme suçundan verilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 2911 sayılı Kanun'na muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 ve 62. (4 kez) maddeleri gereğince 1 yılı 3 ay (iki kez) ve 5 ay (iki kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 28/1, 31/2, 32/1-1. cümle ve 5237 sayılı Kanun'un 265/1, 152/1-a ve 62. (5 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay (iki kez), 5 ay (iki kez) ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kamu mala zarar verme suçundan verilen cezanın anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2021 tarihli ve 2020/6 Esas, 2021/929 sayılı Kararı ile; bu karara karşı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden yapılan itirazların reddine ilişkin mercii Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2022/80 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında düzenlenen Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2014 tarih, 2014/9575 Esas sayılı iddianamesi ile, "Suç tarihi olan 07.10.2014 günü saat 12.00 sıralarında BDP-HDP il teşkilatlarının organizesinde Kobani halkına destek olma adı altında bu yerde yaşanan çatışmaları protesto amaçlı başlatılan eylemde, gurup halinde merkezefendi ilçesi ... Yenimahalle, ... caddesi üzerinde kurulu BDP merkez ilçe teşkilatı önünden başlayarak gurubun yaklaşık 350 kişilik sayıya ulaşması sonrasında şüphelilerden ...ve ... yönlendirmeleri ile gurubun ... caddesini takiben şehit ... caddesi üzerinden ... caddesine doğru yürüdüğü, gurubun yürüyüş esnasında Kobani Işıt'a mezar olacak, Biji serok Apo, Apoya selam yürüyüşe devam biçiminde sloganlar atıp ... pazar yerine doğru ilerlediği, gurubun yaklaşık 500 kişi civarına ulaşıp ... pazar yerine ulaşan yolun tamamen trafiğe kapatılıp Merkezefendi pazar yeri civarında emniyet birimleri tarafından önü kesilmesi sonrasında bir kısım şüphelilerinde bulunduğu gurubun emniyet birimleri ile görüşmeye geçip sonrasında tüm şüphelilere yönelik olarak yapılan yürüyüşün yasalara aykırı olduğu basın açıklamasını bulundukları yerde yapabilecekleri şeklinde ikaza rağmen şüphelilerce uyarının dikkate alınmadığı, 415/4 sokak olarak bilinen yerin tamamen trafiğe kapatıldığı, ... camii yönüne doğru yöneldikleri, bu yerde emniyet birileri tarafından önlem alınması üzerine de güvenlik güçlerine ve kullandıkları araçlara zarar verme eylemini gerçekleştirdikleri, taş, şişe atarak direniş gösterdikleri, ayrıca ... Hastanesi arkasına doğru kaçıp burada toplanmak suretiyle barikat oluşturdukları yolu trafiğe kapattıklarının tespit edildiği.." şeklindeki açıklamalar ile sanıklar hakkında açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmış ise de, Anılan kararın adı geçen sanıklarla birlikte aynı eylemlerden dolayı mahkumiyet kararı verilen diğer sanıklar yönünden istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 07.04.2022 tarih, 2022/730 Esas, 2022/1135 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, somut olayda, her ne kadar sevk maddeleri ve nitelemede 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası yapmak suçunun adı yer almasa da mahkemenin iddianamedeki sevk maddesiyle ve nitelemeyle bağlı olmadığı, yargılama konusunun iddianamede anlatılan fiil olduğu nazara alındığında; "Kobani İşide mezar olacak, Biji serog Apo, Apoya selam yürüyüşe devam" şeklindeki sloganların mahkemece nitelendirilmesinin gerektiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/01/2022 tarihli ve 2021/1091 Esas, 2022/109 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında, iddianamede 2911 sayılı Kanun'un 31/2. kapsamına girdiği belirtilen eylemin 3713 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi kapsamına girme ihtimalinin bulunduğu ve suç için öngörülen cezanın türü ve süresi bakımından yargılama yapmanın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12. maddesi gereğince Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiği, mevcut deliller ile sanıkların hukuki durumlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde yargılamaya devamla hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1. Denizli il merkezinde 07.10.2014 günü saat 12.00 sıralarında BDP-HDP il teşkilatlarının organizesinde Kobani halkına destek olma amacı adı altında protesto amaçlı eylem için bir grup insanın bir araya geldiği, toplanan grubun yürüyüş esnasında Kobani Işıt'a mezar olacak, biji serok Apo, Apoya selam yürüyüşe devam biçiminde sloganlar attıkları, emniyet görevlileri tarafından yürüyüşün yasalara aykırı olduğunun belirtilmesi ve önlem alınması üzerine toplanan grubun güvenlik güçlerine ve kullandıkları araçlara zarar verme, taş, şişe atarak direniş gösterme ve barikat oluşturarak yolu trafiğe kapatma şeklinde eylemler gerçekleştirdikleri, anlatılan eyleme katılan kişilerin tespiti üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2014 tarih ve 2014/23922 soruşturma sayılı iddianamesi ile 36 şüpheli hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından yargılama yapılmak üzere Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. 2.Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden kovuşturmanın 16.11.2018 tarihli 17. Celsesinde, sanıkların üzerilerine atılı eylemlerin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu ve bu suçlara ihtisas ağır ceza mahkemesince bakılmasının gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. 3.Görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2019 tarih 2019/319 Esas, 2019/392 sayılı Kararı ile bahsi geçen sloganların sanıklara özgülenmediği ve ayrıca bu konuda açılmış bir kamu davası bulunmadığı, bu nedenle yargılama yapmak görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiş ve ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın ortak yüksek görevli Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarih ve 2019/2745 Esas, 2019/2181 Karar sayılı yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararı ile Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının isabetli olmadığı belirtilerek görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. 5.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kesin nitelikteki merci tayini kararı üzerine görevli hale gelen Denizli 7. Asliye Ceza mahkemesince muhakeme işlemlerine devam edilmiş, yargılama neticesinde sanıklar hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu'na muhalefet etme, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından değişen sürelerde hapis cezaları verilmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeyen veya çeşitli nedenlerle koşulları oluşmayan 28 sanık hakkında süreli hapis cezaları ile erteleme kararları verilmiş, işbu kanun yararına bozma dosyasına konu edilen 8 sanık hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği anlaşılmıştır. 6.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar yönünden söz konusu kararlara katılan vekili ile bir kısım sanıklar müdafileri tarafından itiraz edilmesi üzerine, merci Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarih ve 2022/80 Değişik İş sayılı kararı ile itirazların reddine karar verildiği ve HAGB kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır. 7.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeyen veya çeşitli nedenlerle koşulları oluşmayan 28 sanık hakkında verilen süreli hapis cezaları ile erteleme kararlarının ilgililer tarafında istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2022/730 Esas, 2022/1135 sayılı Kararı ile davaya konu olayda atılan sloganların terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu, Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığının 12.11.2008 tarih, 2006/8940 Esas, 2008/16593 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararın sadece ilgili mahkemeler bakımından kesin hüküm niteliği taşıyacağı, bu nedenle sanıkların hukuki durumlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmek üzere Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği değerlendirmesiyle sair yönleri incelenmeksizin bozma kararı verilmiştir. 8.Bozma üzerine dosyanın gönderildiği Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesince 01.06.2022 tarihinde ilgili Başsavcılığa müzekkere yazılarak işbu kanun yararına bozma dosyasına konu edilen 8 sanık hakkında verilen ve itiraz üzerine kesinleşen HAGB kararlarına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin değerlendirilmesi talep edilmiştir. 9.Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 08.12.2022 tarihli ve 94660652-105-20-19238-2022-KYB sayılı yazısı ile Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarih ve 2022/80 Değişik İş sayılı kararı ile Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2021 tarihli ve 2020/6 Esas, 2021/929 sayılı Kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler AİHS 6. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. ve 37. maddeleri, 5271 sayılı CMK'nın 3,4,5,6 ve 7. maddeleri, 3713 sayılı TMK'nın 7/2. maddesi, 2911 sayılı Kanun'un 28/1, 31/2 ve 32. maddeleridir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın usul hukukuna ilişkin kapsamı, mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığını çözen yargı yeri belirlemesi kararlarının kesin nitelikte olup olmadıklarına, kararın bağlayıcılığının sadece ilgili mahkemeler nezdinde mi yoksa tüm yargısal merciler nezdinde mi geçerli olduğuna, ayrıca merci tayini kararından sonra yeniden görevsizlik kararı verilip verilemeyeceğine; uyuşmazlığın maddi hukuka ilişkin kapsamı ise haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilen sanıklara isnat edilen eylemlerin terör örgütü propagandası yapmak suçuna vücut verip vermeyeceğine ilişkindir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir (23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy). Mahkemelerin görev kurallarına madde yönünden yetki de denilmektedir. Yetkiden farklı olarak görev kuralı kamu düzenine ilişkindir. Sanık için görevli mahkemede yargılanmak bir güvencedir. Öğretide devletin bir davanın görevli mahkemede görülmesini sağlamakla ona meşruiyet kazandırdığı belirtilmiştir. Anayasanın 142. maddesine göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Anayasanın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36/2. maddesine göre de 'hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.' Bu nedenledir ki taraflar kendi aralarında anlaşarak görev kuralını bertaraf edemezler. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 10.06.1942 tarihli ve 1942/26 Esas, 1942/16 sayılı Kararında; merci tayini yoluyla görevli olduğu belirlenen mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesi sırasında görev hususunun tekrar irdelenmesinin mümkün olup olmadığı tartışılmış, yapılan görüşmeler sonucunda “tayini merci makamlarınca yetkili tayin olunan mahkeme veya heyetin, tayini merci kararına karşı ısrar hakkı olmadığı cihetiyle esas davayı bakanın neticede belirlenen suçun mahiyetine ve uyduğu kanun hükümlerine göre karar vermeye mecbur olduğu, hükmün temyizen tetkiki sırasında görev hususunun tekrar bahis konusu yapılarak görevsizlikten dolayı bozulamayacağına” karar verilmiştir. Sonuç olarak; İçtihadı Birleştirme Kurulu 1942 tarih ve 26-16 sayılı Kararında, yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda yargı yeri belirlenmesi yoluyla yetkili kılınan mahkemenin verdiği karara karşı direnilemeyeceğini, kararın Yargıtayda temyizen incelenmesi sırasında görev hususunun tekrar bahis konusu edilemeyeceğini kabul etmiş ve bu içtihadı birleştirme kararının alındığı 1942 yılından beri bu şekilde uygulanmış ve aşağıda gösterildiği üzere uygulanmaya da devam etmektedir. Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi gereğince içtihadı birleştirme kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. 23.12.1976 gün ve 7-6 sayılı içtihadı birleştirme kararında da vurgulandığı üzere, içtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcı niteliktedir. Yani değiştirilmedikçe veya kaldırılmadıkça içtihadı birleştirme kararlarının uygulanması zorunludur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.05.2017 tarihli ve 2014/15-469 Esas - 2017/260 Karar sayılı, 27.12.2011 tarihli ve 2010/1-158 Esas - 2011/296 sayılı Kararlarında merci tayini üzerine görevli hale gelen mahkemenin verdiği kararın temyiz incelemesi sırasında yeniden görevsizlik kararı verilemeyeceği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kurulu tarafından verilen 1942 tarih ve 26-16 sayılı Karar sadece ceza yargılamalarında değil hukuk yargılamalarında da aynen uygulanmaya devam etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2022 tarihli ve 2022/5-1127 Esas, 2022/1554 Karar sayılı, 09.03.2021 tarihli ve 2020/8-269 Esas, 2021/228 sayılı Kararlarında da merci tayini kararlarının davaya daha sonra bakacak yerel mahkemeleri olduğu gibi Yargıtay Dairelerini de bağlayacağı belirtilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere İçtihadı Birleştirme Kurulu tarafından verilen 1942 tarih ve 26-16 sayılı Karar kaldırılmamıştır veya değiştirilmemiştir. Dolayısıyla caridir ve tüm mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Adil yargılanma hakkı yönünden yapılan değerlendirmede; Tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi “Herkes gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” şeklinde düzenlenmiştir. Adil yargılanma güvencesinin önemli unsurlarından biri “kanunla kurulmuş yargı yeri” tarafından yargılanma hakkıdır. Kanunla kurulmuş yargı yeri tarafından yargılanma hakkı, yargı yerlerinin kuruluş ve yetkilerinin ve izleyecekleri yargılama usulünün, kanun yoluyla ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce saptanması anlamına gelmektedir. Buna “tabii doğal hakim ilkesi” de denilmektedir. Tabii mahkeme, (olağan mahkeme) olaydan önce kurulması ve somut olay ile kuruluş bakımından ilgisi olmayan mahkeme demektir. Bu mahkemenin hâkimine de “tabii hâkim” denir. (Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku s.129) Buna göre, bir uyuşmazlık, ancak uyuşmazlığın doğumu anında görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından görülecektir. Bu ilke ile, yürütmenin düzenleyici tasarruflarının, yargı yerlerinin kuruluş ve yargılama usullerine müdahale etmeleri önlenmek istenmiştir. Böylece kişi veya olaya göre yargılama organı oluşturma yolu kapanacak, olası keyfilikler önlenecektir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen en önemli haklardan biri de makul süre içinde yargılanma hakkıdır. Anayasamızın 141. maddesinin son fıkrasında da, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmek suretiyle usul ekonomisi ilkesine yer verilmiştir. Hakkın özü ile ilgili olarak, makul sürede gereksiz gecikme olmaksızın yargılanma hakkı, daha çok ceza yargılamaları ile ilişkilendirilmektedir. Çünkü hak, kamu suçlaması sonucunda ortaya çıkan korku ve endişenin minimize edilmesi ve uzun ertelemeler nedeniyle, suçlanan kişinin kendini savunma kabiliyetini zayıflatma olasılığını ortadan kaldırılması yönünde, yargılama öncesi gereksiz ve bunaltıcı tutukluluğun önlenmesi için önemli bir güvencedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ilk kararlarından itibaren makul sürede yargılama hakkına açıklık getirmiş ve hakkın amacının hak arayanların, yargılama işlemlerinin sürüncemede kalmasından korunması ve suçlanan ya da herhangi bir nedenle yargı kararı bekleyen kişinin uzun süre, işin nasıl sonuçlanacağı endişesi ile yaşamasının önlenmesi olduğunu belirtmiştir. (Başar ... s. 107 -113) Nitekim Anayasa Mahkemesi, aynı ağır ceza yargı çevresindeki sulh ceza ve asliye ceza mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının çözümüne ilişkin ortak yüksek görevli ağır ceza mahkemesince verilen kararların kesin olduğu yönündeki düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan başvuru üzerine verdiği 03.07.2014 tarih ve 47-123 sayılı Kararında; adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarının ara karar niteliğinde olduğu için bu kararlara karşı kanun yoluna başvurma hakkı tanınmasının adil yargılanma hakkının gereği olduğunu, diğer taraftan kanun yoluna başvurma hakkının birden fazla tanınmasına ilişkin Anayasa'da bir hükmün de bulunmadığını, kanun yoluna başvurma hakkının sonsuz olmayıp, bu hakkın bir yerde kesilmesi gerektiğini, adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna başvurma imkânı tanıyan kuralın, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup, kuralın adalet duygusunu rencide eden ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile çelişen bir yönünün bulunmadığını, görevsizlik kararlarına karşı itiraz yasa yolunun tanınmış olmasıyla henüz görev uyuşmazlığı çıkmadan önceki aşamada görevsizlik kararında hata veya hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı hususunun incelenip, görev konusunun bir an önce çözüme kavuşturularak esasa geçildiği ve her türlü görevsizlik kararında görev uyuşmazlığının çıkması ve bu uyuşmazlığın zaten iş yükü ağır olan Yargıtay ilgili dairesince çözülmesinin önüne geçilmesinin sağlanmış olduğunu, dolayısıyla, bu kuralın, usul ekonomisi ilkesine de uygun bir düzenleme olduğunu, görevsizlik kararlarına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin kuralın, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkına aykırı bir yönü bulunmadığını belirtmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Uyuşmazlığın usul hukukuna ilişkin kapsamı yönünden; Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesince 16.11.2018 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın gönderildiği Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince 26.11.2019 tarihinde karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince merci tayini yoluyla kesin olarak çözümlenerek dosya tekrar Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin önüne gelmiştir. Yapılan yargılama neticesinde Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 07.04.2022 tarih ve 2022/730 Esas, 2022/1135 Karar sayılı, davaya konu olayda atılan sloganların terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu, yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararın sadece ilgili mahkemeler bakımından kesin hüküm niteliği taşıyacağı, bu nedenle sanıkların hukuki durumlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmek üzere Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle sair yönleri incelemeden verilen bozma kararı hukuka aykırıdır. Zira halen geçerliliğini sürdüren, Yargıtay Ceza ve Hukuk Genel Kurulları ile Yargıtay Dairelerini ve tüm mahkemeleri bağlayıcı olan 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı doğrultusunda, görev uyuşmazlığı merci tayini yoluyla çözümlendikten sonra, görevli kılınan mahkemenin verdiği kararın Yargıtay'da incelenmesi sırasında - ve evleviyetle istinaf incelemesi aşamasında - görev hususu tekrar değerlendirme konusu yapılamayacak, yani Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 07.04.2022 tarih 2022/730 Esas, 2022/1135 sayılı Kararında, hukuka aykırı olarak yapıldığı şekilde, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilemeyecektir. Bu itibarla, sanıkların hukuki durumlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği şeklinde görüş içeren kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın maddi hukuka ilişkin kapsamı yönünden ise; Kanun yararına bozma talebinde, davaya konu olayda toplanan grup tarafından "Kobani Işıt'a mezar olacak, Biji serok Apo, Apoya selam yürüyüşe devam" şeklinde atılan sloganların terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu oluşturabileceği belirtilmiş ise de; Dairemizin 10.06.2024 tarihli ve 2022/21866 Esas, 2024/7696 Karar sayılı, 01.06.2023 tarihli ve 2021/15394 Esas, 2023/4098 Karar sayılı, 17.05.2022 tarihli ve 2022/11111 Esas, 2022/2772 Karar sayılı, 26.04.2022 tarihli ve 2022/13216 Esas, 2022/2405 Karar sayılı, 16.12.2021 tarihli ve 2021/3912 Esas, 2021/10749 Karar sayılı içtihatları ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 29.06.2021 tarihli ve 2021/1824 Esas, 2021/4454 sayılı Kararıyla istikrar kazanmış uygulamaya göre, söz konusu sloganların, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı Kararında da işaret olunduğu üzere TCK'nın 215 inci maddesinde düzenlenen "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme" suçunun oluşturabileceği, söz konusu suç için ön görülen cezanın 2 yıla kadar hapis cezası olduğu, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 'un 12. maddesine göre on yıl ve daha az hapis cezası gerektiren suçlarda yargılama görevinin asliye ceza mahkemelerine ait olduğu, aynı madde de söz konusu suça ilişkin yargılama yapma görevinin ağır ceza mahkemelerinin görevine girdiğine ilişkin bir istisnai düzenlemenin de bulunmadığı nazara alındığında kanun yararına bozma konusu olaya ilişkin yargılama yapma görevinin bu nedenle de asliye ceza mahkemesine ait olduğu tespit edilmiştir. Bu yönüyle de kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. II.KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, dava dosyasının, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.