Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/84 E. , 2024/7463 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/84 Karar No : 2024/7463 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- ... Lojistik Otopark Taşımacılık İnşaat Yapı Malzemeleri Petrol Ürünleri Otomotiv ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhleri…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/84 E. , 2024/7463 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/84 Karar No : 2024/7463 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- ... Lojistik Otopark Taşımacılık İnşaat Yapı Malzemeleri Petrol Ürünleri Otomotiv ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi, ... Bulvarı üzerinde bulunan ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yolda kalan tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı taşınmaz ile ... ada ... sayılı parselinde kayıtlı tescil/terk işlemi yapılan taşınmazın 4.404,00 m²'lik kısmının 07/08/2015-07/08/2020 işgal edildiğinden bahisle davacı şirket adına 4.999.200,60-TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu ecrimsil ihbarnamesinin 3.431.570,08-TL’lik kısmının iptaline, 1.567.629,92-TL'lik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Taşınmazların önceki maliki ile aralarında kira sözleşmesi bulunduğu, kira bedellerinin ödendiği, kamulaştırmasız el atma yoluyla dava konusu taşınmazların mülkiyetinin el değiştirmesinden ancak 13/03/2020 ve 10/07/2020 tarihlerinde tebliğ edilen tahliye ihbarnamesi ile haberdar olunduğu, söz konusu mülkiyet değişikliği sebebiyle menfaatlerinin zedelendiği ileri sürülmektedir. TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın mukayese yönteminin hatalı olduğu, emsal alınan kira sözleşmesinin 2015 ve 2016 yıllarına ait olduğu, belirlenen ecrimisil bedelinin taşınmazın özellikleri gözetilmeden hesaplandığı, hesaplanan ecrimisil tutarının arsa rayiç değerinin altında kaldığı ileri sürülmektedir. DAVACININ SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı İdarenin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinin 1. fıkrasında; "Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 74. maddesine dayanılarak çıkarılan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 85. maddesinin 1. fıkrasında; "Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağı"na (Ek-8) dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edilir." kuralına, aynı maddenin 2. fıkrasında ise: "Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur. İşgalin şekli, Hazine taşınmazının konumu ve taşınmazdan elde edilen gelir gibi unsurlar itibariyle asgari ecrimisil tutarlarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir." düzenlemesine yer verilmiştir. 20/08/2011 tarih ve 28031 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 336 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Ecrimisilin Tespit ve Takdir Edilmesi" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında, "Hazine taşınmazlarının gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde; tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde taşınmaz tespit tutanağına dayanılarak bedel tespit komisyonunca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere, tarımsal amaçlı kullanımlar ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında gelir getirici unsur taşımayan kullanımlar için taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde birbuçuğundan; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışı kullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde üçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edilir." 5. fıkrasında ise "Emlak vergisine esas asgari metrekare birim değeri belirlenmemiş olan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler için ecrimisil tespit ve takdirinde, birim değeri belirlenen en yakın emsal taşınmazın emlak vergisine esas metre kare birim değeri dikkate alınır." hükümleri yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi, ... Bulvarı üzerinde bulunan, tapunun ... ada, ... sayılı ve ... ada ... sayılı parselinde kayıtlı taşınmazların önceki maliki olan ... Petrol Ürünleri Otomotiv Ticaret ve Limited Şirketi ile davacı şirket arasında 05/12/2008 başlangıç tarihli ve 15 yıl müddetli kira sözleşmesi akdedildiği, söz konusu taşınmazların 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 30 metre genişliğindeki imar yolunda kaldığından bahisle, taşınmazlar hakkında davalı idarece kamulaştırma kararı alındığı, yargısal süreç sonucunda taşınmazların bedeli ödenerek 06/03/2014 tarihinde davalı belediye adına tescil edildiği, taşınmazların tahliyesi istenildiği ve ... ada, ... sayılı parselde kayıtlı taşınmaz ile ... ada ... sayılı parselde kayıtlı taşınmazın 4.404,00 m²'lik kısmının 07/08/2015-07/08/2020 işgal edildiğinden bahisle davacı adına 4.999.200,60 TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesi üzerine, ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, işgal nedeniyle alınan bir tazminat olan ecrimisilin tutarının hesaplanmasında; taşınmazın mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı, varsa önceki dönem kira ve emsal ecrimisil bedelleri gibi tüm faktörlerin etkili olduğu, ayrıca, 336 Sıra No.lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışı kullanımlar için taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin %3'ünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edileceği düzenlemesinin dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur. Temyize konu mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz emsal taşınmazla kıyaslanarak 2015 yılı için günlük 0,15 TL/m² (yıllık 54,75 TL/m²) olmak üzere döneme uyarlanarak ve 2020 yılı için günlük 0,29 TL/m² (yıllık 105,85 TL/m²) tespit edilmiş, belirlenen bu rakamlar üzerinden dava konusu dönem için istenilebilecek ecrimisil bedelinin belirlendiği görülmüştür. Dava konusu taşınmazın bulunduğu İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi, ... Bulvarının 2020 yılı emlak vergi değerinin 5.861,98 TL olduğu ve bu rakamın %3'ünün 175,85 TL olduğu, yukarıda metnine yer verilen 336 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 5. maddesinde tarım dışı kullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde üçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edileceği düzenlemesi uyarınca bilirkişilerce tespit edilen ecrimisil birim değerlerinin asgari emlak vergi değerinin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; idare mahkemesi kararında ve dayanağı bilirkişi raporunda taşınmazın emlak vergisine esas değerinin dikkate alınmadığı, taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin %3'ünden az olmamak üzere ecrimisil bedeli belirlenmesi gerektiği kuralının açık olduğu dikkate alındığında, işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, redde ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 17/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmüne, 4. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir.", 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesince bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir", hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir. " hükmüne, 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir. " kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukukî yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir. Yukarıda yazılı mevzuatın değerlendirilmesinden, Bölge İdare Mahkemelerince, ilk derece mahkemelerinin ilk inceleme üzerine verdikleri kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının haklı bulunması durumunda ya da davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın ilgili mahkemesine gönderileceği, belirtilenlerin dışındaki sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunmadığı durumlarda ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işin esası hakkında karar verileceği; temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ise ilgili merci tarafından dosyanın öncelikle incelenerek, varsa gerekli tahkik işlemleri tamamlanarak dosyanın esası hakkında yeniden karar verileceğinin kurala bağlanmış olduğu görülmekte ve Danıştayın temyiz incelemesi sonucunda verdiği bozma kararı üzerine bölge idare mahkemesinin vereceği kararlar ile istinaf aşamasında bölge idare mahkemesinin vereceği kararların farklı usullere ve sonuçlara bağlandığı, Danıştayın bozma kararı üzerine bölge idare mahkemesince artık hüküm mahkemesi sıfatıyla uyuşmazlığı sonlandıran bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, Dairemizin bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılıp uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye iadesine karar verildiği, Mahkemesince de kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline kararı verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince reddine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, yukarıda da belirtildiği üzere, Bölge İdare mahkemesi İdare Dava Dairesinin, dava konusu işlemin iptaline yönelik İdare Mahkemesi kararını kaldırmasıyla, anılan Mahkeme kararı hukuk aleminde varlığını kaybettiğinden, artık bu aşamada Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığı sona erdirecek nitelikte işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen temyize konu kararda hukuki isabet olmadığından bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.