Ceza Genel Kurulu 2017/628 E. , 2018/77 K. "" Mahkemesi :Ağır Ceza Toplantı ve gösteri yürüyüşüne silahla katılma suçundan sanık ...'nin 2911 sayılı Kanunun 33/1, 5237 sayılı TCK'nun 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2012 gün ve 131-75 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen…
**Ceza Genel Kurulu 2017/628 E. , 2018/77 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Toplantı ve gösteri yürüyüşüne silahla katılma suçundan sanık ...'nin 2911 sayılı Kanunun 33/1, 5237 sayılı TCK'nun 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2012 gün ve 131-75 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.06.2013 gün ve 4239-8707 sayı ile; "...Kanun koyucunun 'sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri' ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibarıyla bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibarıyla bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkânlara işaret eden ifade biçimleri yerine 'yöntem' ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen 'yöntem' ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutat olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutat kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen 'düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri' ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kolektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger - Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich - Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutat ve meşru bir 'düşünce ve kanaat açıklama yöntemi' olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçun tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibarıyla gerektirdiği cezanın süresine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesinden açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.