7. Ceza Dairesi 2009/12634 E. , 2012/11 K. "İçtihat Metni" Cumhuriyet Gazetesinin 21/11/2007 tarihli nüshasının 3.sayfasında "ÖZÜRLÜLER ŞURASI" başlığı altında "Başbakanlık tarikat amblemini tercih etti" başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyİe ilgilisi Hakyol Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı vekilinin cevap ve düzeltme isteminin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair Fatih 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 30/01/2008 tarihli ve 2008/222 sayılı kararına karşı ilgili gazete vekili Avukat ... taraf
**7. Ceza Dairesi 2009/12634 E. , 2012/11 K.** **"İçtihat Metni"** Cumhuriyet Gazetesinin 21/11/2007 tarihli nüshasının 3.sayfasında "ÖZÜRLÜLER ŞURASI" başlığı altında "Başbakanlık tarikat amblemini tercih etti" başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyİe ilgilisi Hakyol Eğitim Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı vekilinin cevap ve düzeltme isteminin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair Fatih 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 30/01/2008 tarihli ve 2008/222 sayılı kararına karşı ilgili gazete vekili Avukat ... tarafından vukubulan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin FATİH 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2008 tarihli ve 2008/143 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 29.05.2009 gün ve 28411 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2009 gün ve KYB. 2009-153807 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, söz konusu yazıda yer alan "Başbakanlık Özürlüler Dairesince düzenlenen 3.Özürlüler Şurasında kullanılan amblemin, Nakşibendi Tarikatının bir kolu olan İskenderpaşa Dergahı'nı uzun yıllar yöneten ...'ın kuruculuğunu yaptığı Hak Yol Vakfı'nın amblemlerinin aynı olması yurttaşların tepkisini çekti, yurttaşlar amblemlerdeki benzerliği, ... iktidarının tarikatlarla olan bağlantısının bir yansıması olarak, değerlendirildi." şeklindeki ibarenin bir bütün içerisinde nazara alındığında, "Hakyol Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı'nın bir tarikat olarak nitelendirildiği, bu hususun da 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14/1.maddesi kapsamında kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım olarak sayılması gerektiği gözetilmeden, söz konusu yazı içeriğinde kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişelerle ilgili gerçeğe aykırı yayının olmadığı, haber-yorum içerikli olduğundan bahisle itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Anayasa'nın 28 ve 5187 sayılı Basın Yasası'nın 3.maddesinde ifadesini bulan basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlıdır. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur. 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14.maddesi uyarınca kullanılan düzeltme ve cevap hakkı, kişilik haklarına saldırı ve gerçeğe aykırı yayın yapılmasına karşı düzenlenmiş bir hak olup, haber verme hakkının sınırlanmasına yol açacak yaygınlıkta kullanılamayacak ve ilgilinin gerçeğe aykırılık iddiasının da objektif ölçülere dayanılarak değerlendirilmesi gerekecektir. Kanun yararına bozma istemine konu yazının bütünü değerlendirildiğinde güncellik, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi unsurlarını içermekte olduğunda kuşku yoktur. Konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsuruna gelince; bu unsur haber gerçeği yansıtsa dahi kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Öze ilişkin koşulların varlığı durumunda da biçimsel koşullara uyulması zorunluluğu vardır. Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılmaması, seçilen sözcüklerin aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikte olmaması gerekmektedir. Belirtilen hususlar göz önüne alındığında ve bütünü değerlendirildiğinde kanun yararına bozma istemine konu yazının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olmadığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.