11. Hukuk Dairesi 2024/2273 E. , 2025/771 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/353 E., 2021/304 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı…
**11. Hukuk Dairesi 2024/2273 E. , 2025/771 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/353 E., 2021/304 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008/51343 tescil numarası ile 43. sınıfta tescilli markasının ve 32, 38 ve 43. sınıflarda tescilli 2013/45821 sayılı markasının sahibi olduğunu, davalının 2013/61978 sayılı markasının 43. sınıfta 18.08.2015 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin tanınmış markası ile davalı markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davalının markasını 43. sınıfta ciddi bir şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markanın 43. sınıf yönünden kullanmama nedeniyle iptaline ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer hizmetleri kapsadığı, her ne kadar dava konusu markada yer alan kuş şekli kelime unsurlarına oranla daha büyük olsa da, kelime unsurlarının şekil unsuruna kıyasla baskınlık taşıdığı, dolayısıyla dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak ibaresinden oluştuğu, davacı markalarındaki esas unsurun da markalarda tek kelime unsuru olarak yer alan ibaresi olduğu, davalı markasındaki ibaresinin ayırt edicilik sağlamadığı, üniversitenin ismini çağrıştırdığı, davacı markası ibaresi ile ' şeklinden, davalı markası da esas unsuru ve şeklinden oluştuğundan işaretlerin ortalama tüketici tarafından karıştırılabileceği, hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, davalının markasını tescil edildiği tarihten itibaren 43. hizmet sınıfı bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullandığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, markanın iptaline ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davaya konu markanın 43. sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu markayı tescilli bulunduğu ve uyuşmazlık konusu olan 43. sınıf kapsamında Türkiye'de ciddi bir şekilde kullandığını ispata yarar delil sunmadığından iptal koşullarının oluştuğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sıyılı KHK) uyarınca hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, tescilin kötü niyetle yapılması halinde açılacak hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadığı, somut olayda dava konusu sayılı marka yönünden dava tarihi olan 23.11.2020 tarihi itibariyle, tescil tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolduğu, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunun da iddia ve ispat edilmediği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davalı markasının 43. sınıf hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın 43. sınıf yönünden hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Bölge Adliye Mahkemesince, 556 sayılı KHK kapsamında hükümsüzlük davası açılabilmesi için 5 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş ise de inceleme ve değerlendirme yerinde değildir. 3.06.03.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde ise, ".. Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,.....itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmü getirilmiş olup, akabinde 30.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile durma süresi 15.06.2020 tarihine karar uzatılmıştır. Somut olayda, Covid-19 salgın hastalığının yayılması ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen ve yürürlüğe konan işbu düzenlemeler nedeniyle hükümsüzlük istemli dava açmaya ilişkin sürenin durup durmadığı ve bu düzenlemelere göre davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmeksizin hükümsüzlük davası açma süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.