T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1198 KARAR NO : 2026/80 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2022/839 E. 2023/238 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2023 tarih 2022/839 E. 2023/238 K. sayılı kararın Dairemiz…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1198 KARAR NO : 2026/80 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2022/839 E. 2023/238 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2023 tarih 2022/839 E. 2023/238 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, Sigorta ettirenin . ... A.Ş. Olduğunu, sigortalının .... olduğunu, 27015787 nolu poliçe ile sigortalı olan .... isimli teknede 08.06.2020 tarihinde cam kırılması hasarı meydana geldiğini, teknenin bakım amacıyla karşı tarafta bulunduğu sırada hasar meydana geldiğini, tarafların tamamının tacir olduğunu, sigortalı tekne kaptanı Sn.... ve gemicisi Sn. ... tarafından müştereken tanzim edilen ekli tutanakta; “08.06.2020 tarihinde saat 10:00 civarında .... Marinada karaparkta bulunan ....isimli teknemize geldiğimde ön camda çatlak olduğunu fark ettim. Ön camda bulunan çatlak 06.06.2020 tarihinde tekneden ayrıldığımda bulunmamaktadır.” denildiğini, yapılan ekspertiz çalışmasında; söz konusu camın çift katmandan oluştuğunu, dışa bakan camında herhangi bir hasar bulunmadığını, iç tarafta kalan camın ise çatlamış olduğunun tespit edildiğini, kırılan cam üzerinde bariz bir dış etki gözlemlendiğini, yapılan görüşmelerde teknenin karaya alınması ve denize atılması sırasında teknenin esnemesi sırasında meydana gelmiş olabileceğinin bildirildiğini, teknik olarak mümkün olan bu duruma ilişkin net bir tespit yapabilme imkanının bulunmadığının bildirildiğini, meydana gelen hasar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, kusurlu olan karşı taraftan, hasar nedeniyle 14.07.2021 tarihinde ödenen 6.500,00 Euronun, ödeme tarihi olan 14.07.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasaya göre işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetki itirazında bulunduklarını, davalı şirket ile dava dışı tekne sahibi ... A.Ş. arasında da... Marina Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde, sigorta ettirene ait dava konusu ...isimli teknenin 02.11.2019 tarihinde çekek sahasında karaya alındığını, 02.11.2019 ile 11.06.2020 tarihleri arasında çekek sahasında bulunan ve bu surette kışlamasını tamamlayan teknenin, 11.06.2020 tarihinde Sigorta Ettiren'in talimatı üzerine müvekkili şirket tarafından denize indirildiğini, teknenin, denize indirildikten bir (1) gün sonra yani 12.06.2020 tarihinde .... Marina'dan ayrıldığını, davacı sigorta şirketinin, tekne kaptanı tarafından tutulan 08.06.2020 tarihli Hasar Tutanağı'na dayanarak, dava konusu teknenin camının 06.06.2020 ile 08.06.2020 arasındaki 48 saatlik zaman diliminde, tekne henüz çekek sahasında iken hasar gördüğünü ve bu hasarda kusurun müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ederek huzurdaki rücu davasını ikame ettiğini, davacı sigorta şirketinin iddiaları ile dayandığı delillerin, birbiriyle taban tabana zıt olduğunu, dava konusu teknede, teknenin karaya alınması, kızaklanması (karaya yerleştirilmesi) veya denize indirilmesi işlemleri esnasında (yani, bu işlemler yapılırken) hiçbir hasar meydana gelmediğini, iddia edilen hasar, yapılan bu işlemlerden kaynaklı olarak sonradan ortaya çıkmış bir hasar olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedel nedeniyle halefiyet hükümlerine dayanarak açtığı rücuen tazminat davasında, dava konusu ... isimli teknenin 2019 yılı Haziran ayında bir balıkçı teknesine hız kesmeden ve önleyici manevra yapmaksızın çarpması sonucu ağır hasarlı bir kazaya karıştığı, bu kazanın tekne gövdesinde ve cam elyaflı polyester yapıda zamanla malzeme yorulmasına ve kılcal çatlaklara yol açabilecek nitelikte olduğu, daha sonra meydana gelen cam kırılmasının çekek sahasında davalı marina işletmesinin kusurlu eyleminden değil, önceki kazaya bağlı gizli yapısal hasar ve malzeme yorgunluğundan kaynaklandığı, teknenin sigortalanması aşamasında önceki kazanın bildirilmesi gerektiği, hasarın davalı marina işletmesinin denize indirme veya çekek sahasında muhafaza faaliyetleriyle illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin davalıdan rücuen talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının, hasarın meydana geldiği yer ve zaman göz ardı edilerek, esasıyla ilgisi bulunmayan ve usule aykırı şekilde hazırlanmış bilirkişi raporuna dayandırıldığını, oysa dosya kapsamındaki tutanaklar, ekspertiz raporları ve Bodrum Bölge Liman Başkanlığı yazıları uyarınca .... isimli teknede cam kırılması hasarının 08.06.2020 tarihinde teknenin seferde olmadığı, karaya alınmış ve marinada bulunduğu sırada meydana geldiğinin açıkça sabit olduğunu, bilirkişinin bu hususu değerlendirmediğini, davalı tarafça ileri sürülmeyen ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı hususları kendiliğinden rapora dahil ettiğini, bu nedenle raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, teknenin denize iniş tarihi ile seyir izin belgeleri dikkate alındığında hasarın marinada gerçekleştiğinin tartışmasız olduğunu, buna rağmen davalının sorumluluğunun hiç irdelenmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını, mümkün görülmesi halinde dosya üzerinden esastan karar verilmesini, aksi halde dosyanın yerel mahkemeye iadesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacının sigortalısı ile davalı şirket arasında imzalanan sigortalıya ait teknenin çekme, atma ve depolama hizmetleri sırasında teknede oluştuğu ileri sürülen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK'nın 1472. maddesinde "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." düzenlemesine yer verilmiştir. Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; dosyada taraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın gemi inşa ve gemi makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek 22.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 24.01.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun alındığı, raporlarda özetle sigortalı teknenin 2019 yılında balıkçı teknesine çarpmak suretiyle kaza geçirdiği ve balıkçı teknesinin battığı, karşı taraf tekneyi batıracak ölçüde hasar veren bir kazada çarpan teknenin de mutlaka hasar alacağı, gözle görülen hasarlar dışında ayrıca görülmeyen ve fark edilmeyen kılcak çatlakların kalacağı ve tekne gövdesinde oluşan hasarın zamanla camda gerilmelerie ve malzeme yorulmalarına sebebiyet vererek kırılmaya yol açabileceği, teknenin lifte kaldırma ve indirme sırasında yaşanan gerilmelerden etkilenmeyip daha önce aldığı darbelerin etkisiyle gerçekleşen malzeme yorulması sonucu camda kırılma gerçekleştiği görüşünün bildirildiği, davacı sigorta şirketi tarafından yaptırılan ekspertiz sırasında cam üzerinde bir darbe tespit edilememiş olduğu ve zararın davalıdan kaynaklanan bir sebeple gerçekleştiğine dair başkaca bir somut delil de gösterilmediği dikkate alındığında raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli mahiyette olduğu değerlendirilmekle istinafa gelen tarafın aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, bilirkişi raporunda hasarın gerçekleşme şekline dair yeterli gerekçe içerir değerlendirmelerin bulunmasına, hasarın davalının sorumluluğunda olan bir nedenle gerçekleştiğine dair somut bir delil gösterilmemesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.