Başvuru, yakalama ve gözaltında güvenlik güçlerinin fiziksel şiddetine uğrama ve gözaltında olumsuz koşullarda tutulma ile bu iddialar hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yakalama ve gözaltında güvenlik güçlerinin fiziksel şiddetine uğrama ve gözaltında olumsuz koşullarda tutulma ile bu iddialar hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. İddiasına göre başvurucu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisidir. 18/5/2015 günü öğle saatlerinde aynı Fakülteden arkadaşlarıyla birlikte Üniversitenin merkez kampüsüne gelen başvurucu, okulda kolluk güçleri tarafından bir kısım öğrencinin darbedilerek gözaltına alındığını görmüş, ne olduğunu anlamak için olayların yaşandığı yere yöneldiğinde ise arkadaşları ile birlikte darbedilerek gözaltına alınmıştır. Başvuru formuna göre, gözaltına alınma sürecinde ilk olarak okulda görev yapan bir özel güvenlik görevlisi tarafından tehdit edilen başvurucu, gördüğünde teşhis edebileceğini iddia ettiği ve Çevik Kuvvet amiri olduğunu düşündüğü sivil giyimli şahsın talimatı üzerine polis memurlarınca fiziki şiddet uygulanarak (tekme ve tokat atılarak) yere yatırılmış, elleri arkasından kelepçelenmiş ve bu hâlde yerde yatarken aynı sivil giyimli şahıs kendisine dört beş kez tekme atmıştır. Polis aracına yerde sürüklenerek götürülen başvurucunun sırtına, omuzlarına ve kollarına coplarla rastgele vurulmuştur. Polis aracında kelepçeli olarak bekletilen başvurucuya ve diğer öğrencilere polis aracına giren polisler sebepsiz yere cop ile vurmaya başlanmış, kafasına ve yüzüne gelen darbeler üzerine başvurucunun "Ne vuruyorsunuz?" şeklinde tepki göstermesi üzerine memurlardan biri doğrudan gözüne copla vurmuş ve bu polis memurunun büyük öfkeyle dövmeye devam etmesi üzerine diğer polis memurları araya girerek başvurucunun gördüğünde teşhis edeceğini iddia ettiği bu görevliyi zorla araç dışına çıkarmıştır. Daha sonra başvurucu ve gözaltına alınan diğer öğrenciler araç ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüş ve doktor tarafından üzerindeki giysiler dahi çıkarılmadan muayene edilmiştir. Gözaltına alınan başvurucu, ertesi gün tekrar Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüş; ardından da İstanbul Adliyesinde avukatı hazır olduğu hâlde Cumhuriyet savcılığında şüpheli olarak ifade vermiştir. Başvurucu, götürüldükleri hastanede de polislerin hakaretlerine maruz kaldıklarını ve ertesi gün ifade için adliyeye götürüldüklerinde yedinci bodrum katındaki otoparkta araç içinde, havasız bir ortamda yorgun ve uykusuz hâlde bekletildiklerini, tuvalet dâhil temel insani ihtiyaçlarını gidermelerine imkân tanınmadığı, tüm süre boyunca polis memurlarının sürekli küfür, tehdit ve hakaretlerine maruz kaldıklarını ileri sürmüştür. Başvurucu; olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında emniyette müdafi eşliğinde verdiği 19/5/2015 tarihli ifadesinde; "Dosya içerisinde polis fezlekesinin sayfasında benim resmim yer alıyorsa da ben İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler fakültesinde okuyorum. Ben derse gitmek üzere olay yerine gittim. Tesadüfen resmim çekilmiş. ben göz altına alınan kişilere bakarak giderken resmim çekilmiş. gözaltı esnasında çevik kuvvet amiri olduğunu düşündüğüm sivil giyimli şahısın talimatı ile polis memurları alandaki öğrencilere karşı şiddet kullanmıştır. Ayrıca hakaret ve küfür etmişlerdir. Beni sürükleyerek polis aracına götürdüler. Ayrıca araç içerisinde ellerim kelepçeli iken çevik kuvvet polisi copla bana vurdu. Diğer arkadaşlara da vurdu. Diğer şüphelilerden F. Y. benim fakülteden arkadaşımdır sadece onu tanıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kolluk görevlilerince olayla ilgili olarak düzenlenen tutanak ile Olay ve Yakalama Tutanaklarına göre İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüs'teki havuzlu bahçe olarak bilinen alanda bir terör örgütü liderine ilişkin pankart asan öğrenciler, yapılan görüşmede özel güvenlik görevlilerine pankartı indirmeyeceklerini ifade etmiş, ayrıca güvenlik görevlilerini tehdit etmiştir. Üniversite Rektörlüğünün talebiyle Çevik Kuvvet Birimi havuzlu bahçenin olduğu alana girmiştir. Pankartı indirmeyeceklerini yineleyen grup özel güvenlik görevlilerinin pankartı indirmeye başlaması üzerine önceden hazırladıkları belli olan taş, sert materyaller ve soda şişelerini Çevik Kuvvet ve özel güvenlik personeline fırlatmışlar, fakültenin kapı ve panolarının camlarını kırmışlar ve gaz tabancası taşıyan bir polisin gaz mühimmatını çekerek yere mühimmatın dökülmesine sebep olmuşlardır. Tutanakta ayrıca görevli emniyet personelinin direnen öğrenci grubuna direnci kıracak seviyede kademeli ve orantılı şekilde güç kullanmak suretiyle müdahale ettiği ve başvurucunun da aralarında bulunduğu on bir kişiyi yakaladığı belirtilmektedir. Başvurucu 22/5/2015 tarihinde Savcılığa verdiği dilekçeyle, gözaltına alınırken kötü muameleye uğradığını ileri sürmüş ve şikâyetçi olmuştur. Başvurucu hakkında;- Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen 18/5/2015 tarihli ve 8533 sayılı adli muayene raporunda, burunda hassasiyet ve sol göz altında sıyrık mevcut olduğu,- 19/5/2015 tarihli ve 8635 sayılı raporda; sol göz altında 3-4cm'lik ekimoz, sırt sol üst kol eklemine yakın alt kısımda 6-7cm'lik abrazyon olduğu, - Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 22/5/2015 tarihli raporunda ise sol göz altında 1x2cm'lik ekimoz kaldığı, diğer yaranın iyileştiğinin görüldüğü, arızanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, kolluğun olaylara ilişkin kamera kaydı izlenerek kamera kaydının çözümlemesi yapılmıştır. 18/5/2015 tarihinde altı polis memuru düzenledikleri tutanakta, olaya karışan iki kişinin görevlilere soda şişesi fırlattığını, diğer iki kişinin eylemci grup içinde olduğunu ve beraber hareket ettiğini, başvurucunun ise güvenlik güçlerine zorluk çıkardığını ifade etmiştir. Tutanakta zorluk çıkarmanın kapsamına ilişkin bir açıklama mevcut değildir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 23/6/2015 tarihli iddianameyle başvurucuların da aralarında olduğu on altı şüpheli hakkında görevi yaptırmamak için direnme, silahlı terör örgütüne üye olma, düzenleme kurulu üyelerinin güvenlik amirinin dağılma isteğini yerine getirmemesi ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından kamu davası açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yapılan yargılamada dosya içine alınan 11/11/2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda başvurucunun eylemci grup içinde olduğunun görüntülerden tespit edildiği belirtilmiş ve bu tespite ilişkin olarak "18/5/2015 İstanbul Üniversitesi Öğrenci Olayları ve Müdahale adlı video görüntüsünün 22 dakikasında dosya kapsamında Anıl Can Tuncer olduğu tespit edilen şahsın güvenlik görevlilerine zorluk çıkarttığı görülmüştür." notu ile birlikte bir fotoğraf rapora eklenmiştir. Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda "Yapılan bilirkişi incelemesi, alınan savunmalar, incelenen görüntü izleme ve tespit tutanakları içeriğinden, dava konusu somut olayda İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde yüksek öğrenim gören sanıklar Anıl Can Tuncer ve ...'nın olaylara karışmadıkları, diğer sanıklarla eylemsel bir birliktelik ve irtibatlarının bulunmadığı, eylem ve irade birliği içerisinde hareket etmelerinin söz konusu olmadığı, kolluk birimlerinin gözaltılar sırasında adı geçen sanıkların da eylemin içerisinde oldukları düşüncesi ve zannı ile adı geçenleri yakaladıkları, sanıkların suç teşkil eden bir eylem ve davranışlarının tespit edilemediği, diğer sanıklarla birlikte hareket ettiklerine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyetlerine yeterli ve elverişli, somut ve objektif kanıt elde edilemediği, yüklenen suçları işlediklerinin sabit olmadığı," gerekçesiyle başvurucunun üzerine atılı suçları işlediğinin her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla müsnet suçlardan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Başsavcılık, şüphelisi ilgili görevliler olarak gösterilen ve yaralama ile görevi kötüye kullanma suçlarından yaptığı soruşturma neticesinde 20/6/2017 tarihli kararla "...Müşteki Anıl Can Tuncer'in yaralanmasının, İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 22/05/2015 tarihli raporuna göre; basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,... kolluk personeline fiziksel saldırıda bulunarak direnç gösterdiği, bu direnci kıracak kadar kademeli ve orantılı güç kullanılarak müştekilerin yakalandığı, ... dosya içerisinde mevcut müşteki/şüpheli ifadeleri, doktor raporları içerikleri ve tüm soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde; ... Şüphelilerin müsnet eylemleri işlediklerine dair kamu davası açmayı gerektirir kanıt ve emare elde edilemediğinden," gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucunun bu karara itirazı Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Söz konusu karar 22/6/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 14/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.