İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında davalı şirket olan ... Oto... Ltd. Şti.'nin hissesinin devredilmesi ile ilgili anlaşmaya varıldığını, belirlenen devir bedeli…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/625 KARAR NO : 2025/1845 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2021 NUMARASI : 2019/535 Esas - 2021/1084 Karar DAVA: Alacak (Ticari İşletme Devrinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında davalı şirket olan ... Oto... Ltd. Şti.'nin hissesinin devredilmesi ile ilgili anlaşmaya varıldığını, belirlenen devir bedeli olan 500.000,00TL için davalı tarafa kapora verildiğini, müvekkillerinin peyderpey devir bedelini ödediğini, hatta fiilen işletmenin işleyişine katıldıklarını, ancak davalı şirketin envanterlerinin farklı çıkması nedeniyle müvekkillerinin işletmeyi sözleşmeye uygun olarak devralamadıklarını, müvekkillerinin devre konu işletme adresinde yeni bir şirket kurduklarını, davacılar tarafından hisse ve işletme devir bedelinin tamamı ile kira bedelleri ödendiği halde davalılarının işletmeyi müvekkillerine devretmediğini, devir işlemlerinin yapılmaması üzerine davalılara ihtarname çekildiğini, ihtarnamede hisselerin devirlerinin yapılması, ve hisse devrine konu şirketin stoklarında bulunan ve kendileri tarafından el konulan malların iade edilmesi, davalı ... Uhdesinde bulunan senedin bedeli ödendiğinden iade edilmesi, senedin ve stoktaki malların 24 saat içinde iade edilmemesi halinde fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla bakiye kalan 478.000,00 TL'nin ödenmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL hisse ve işletme devir bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davacıların 2018 şubat ayında ... Oto.... Ltd. Şti'nin satışı için anlaştıklarını, müvekkiller ... şirketinin hisselerini devretmeyi teklif etmişlerse de davacıların bunu vergisel sorunlar çıkacağından bahisle kabul etmediklerini, bu şekilde hisse devri değil sadece işletmenin devrini istediklerini, bu surette davacılar şirketi müvekkillerinden devralarak işletmeye başladıklarını, müvekkillerinin davacılardan 50.000,00 TL kapora aldıklarını, davacılar kaporayı ödedikten sonra işletmeyi işletmeye başladıklarını, bu esnada taraflar arasında bir takım görüşmeler yapıldığını, davacıların işletmeyi devralmak yerine kendi firmalarını kurmaya karar verdiklerini, nihayetinde davacı firmayı kurup işlerine devam ettiklerini, bu aşamadan sonra taraflar hisse devrinden vazgeçtiklerinden ödemeler işletmeyi devraldıkları özgül firmasına yapıldığını, faturalar da ... firması tarafından düzenlendiğini, bu durum sabit olmasına rağmen davacıların tüm ödemeler yapıldıktan sonra müvekkil firmanın hisselerinin devri aksi halde muhataplarca ödenen paranın iadesini talep ettiklerini, cevabi ihtarnamede davacıların hisse devri istemediklerini, işletmeyi devraldıklarını, bu nedenle ödemelerin ... firmasına yapıldığının izah edildiğini, paranın büyük kısmının işletme devri için ... firmasına gönderildiğini, hatta bu hususta müvekkil firmadan peştamaliye faturaları aldığını anladıklarını, faturalara süresinde itiraz edilmediğini, davacıların faturaları iade ettiklerini, müvekkilinin de iade edilen faturaları iade ettiğini, taraflara hisse devrinin taahhüt edilmediğini, müvekkilinin peştamaliye açıklamalı faturaların da davacılar tarafından alındığını, bu durumun hisse devri taahhüdü olmadığının göstergesi olduğunu, taraflar arasında ne resmi ne de gayri resmi olarak hisse devir sözleşmesi imzalanmadığını, davacıların verdiği bir teminat senedinin bulunmadığını belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacının iddiası sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğuna göre davalının kendisine yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğunu ispatlaması gerekir. Davalılar, davacıların şirketini devralmaktan vazgeçtiklerini ancak davacıların işletmeyi içindeki tüm makine, teçhizat ile birlikte devraldıklarını, davacıların kendilerine yaptığı ödemelerin de bu sebeple yapıldığını ileri sürmüştür. Söz konusu işletmenin davacılarca (davacıların yeni kurdukları ...…Ltd Şti şirketi ile) işletildiği sabit olduğuna göre, davalı kendisine yapılan ödemelerle ilgili üstüne düşen ispat yükümlülüğünü yeter düzeyde yerine getirmiştir, diğer bir ifadeyle kendisine yapılan ödemenin işletme içindeki makine ve diğer eşyalarla birlikte davacılara devir bedeli olarak ödendiğini ispatlamıştır. Bu aşamadan sonra davacıların, işletme devri dışında şirket hisselerinin devri için de anlaştıklarını, davalıların üstüne düşen hangi edimi nasıl ne şekilde yerine getirmesi gerekirken getirmediğini ispatlama yükümlülüğü vardır. Limited şirket hisse devri, yazılı sözleşmenin imzalanıp noter tarafından onaylandıktan sonra ana sözleşmede aksi belirtilmemişse ortaklar genel kurulunun onaylanmasının ardından kayıtlı olunan ticaret sicilinin yaptığı tescil ve ilan ile gerçekleştirilir. Somut olayda geçerli bir hisse devir sözleşmesi mevcut olmadığı gibi taraflar arasında adi yazılı bir sözleşme dahi yoktur. Mevcut durum itibariyle davalıların sadece işletmeyi davacılara devrettiği ve devir bedelini de aldığı anlaşılmaktadır. Davacıların iddiaları ispata muhtaç kalmakla, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olduğundan davacıya yemin deliline dayanıp dayanmadığı sorulmuş, davacılar yemin deliline dayanmamış, ispatlanamayan davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik incelemeye dayalı olduğu gibi hatalı, kendi içinde çelişen, yasaya ve usule aykırı olduğunu, hisse devrine yönelik yazılı sözleşme bulunmadığı gerekçesinin, davacıların iddiasını ispatlayamadığı belirtilen hükümde davalılar yönünden işletme devrine ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığı halde ispat yükünü yerine getirdiği yönündeki görüşün kendi içinde çeliştiğini, hükmün bu yönüyle usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların işletmenin devredildiği ve ödenen bedellerin işletme devir bedeli olduğuna yönelik iddiasının tek delilinin, yapılan ödeme miktarları ile örtüşmeyen, davacılar tarafından itiraza uğrayan, içerikleri itibariyle gerçeğe aykırı olan peştamaliye faturaları olduğunu, davalıların iddialarını ispatlamak adına peştamaliye faturaları dışında dosyaya başkaca hiçbir delil sunamadığını, dosyaya sunulan 12.03.2018 ve 16.03.2018 tarihli ...Otomotiv tarafından davacı ...’a gönderilen elektronik postada çok açık olarak “konu” kısmında “hisse devir sözleşmesi hk.” açıklaması ile gönderilen “... Otomotiv Taşımacılık San. Ve Tic. Ltd. Şti. Hisse ve İşletme Devir Sözleşmesinin ” taraflar arasındaki ilişkinin en somut delili olduğunu, davacı şahıslar ile davalı şahıslar arasındaki ilişkinin sadece işletme devri olduğunun kabulünün dosya kapsamı ve somut olaya aykırı olduğunu, dosyanın mevcut hali ile yemin teklif edemeyecekleri belirtilmesine rağmen mahkemenin “yemin deliline dayanılmadığı” yönündeki kabulünün, dosya kapsamına, yasaya ve usule aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; davalı şirkete ait Soğanlık Orta mahalle Orhangazi sokak ...Kartal -İstanbul adresinde faaliyet gösteren oto mekanik kaporta ve diğer servis işlerinin yapıldığı işletmenin devri için yapılan sözleşme gereği ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflarca düzenlenmiş ve imzalanmış yazılı bir sözleşme dosyaya ibraz edilmemiştir. Dosyaya imzasız bir sözleşme taslağı sunulmuş, her iki tarafta başlangıçta davalı şirkete ait; Soğanlık Orta mahalle Orhangazi sokak ...Kartal -İstanbul adresinde faaliyet gösteren oto mekanik kaporta ve diğer servis işlerinin yapıldığı işletmenin tamamının devralanlara devredileceği hususunda anlaşıldığı konusunda ihtilaf yoktur. Davacı taraf işletmenin eksik malzeme ile devredildiğini, devir bedelinin kapsadığı şirket hisselerinin devredilmediğini iddia ederek ödediği bedelin iadesini talep etmektedir. Davalı taraf ise şirket hisselerinin devretmeyi teklif etmelerine rağmen davacıların vergisel sorunlar çıkacağından bahisle bunu kabul etmediklerini, sadece işletmenin devri konusunda anlaşıldığını, ödemenin işletme devri için yapıldığını ve işletmenin fiilen davacılara devredildiğini ve onlar tarafından işletilmeye başlandığını, işletme devri için 500.000 TL ye anlaşıldığını, 26/02/2018 tarihinde 50.000 TL kaparo alınmasıyla işletmenin davacılara teslim edildiğini, davacılar hisse devrinden vazgeçtiklerinden ödemeleri davalı ... Ltd. Şti hesabına yapıldığını, işyeri sahibinin de davalıların kefilliği ile yeni kiracılar ile kira sözlemesi düzenlediğini, ilk yıl kira bedelinin davalıların kefilliği ve çeklerini davacıların ciro etmesi suretiyle işyeri sahibine verildiğini, bu çek bedellerinin davalılarca işyeri sahibine ödendiğini, davacıların da bilahare bu bedelleri kendilerine ödediğini, bu hususun dahi devri gösterdiğini savunmuşlardır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Limited Şirketlerde pay devri TTK 595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; pay devri dört aşamada gerçekleşmektedir. Öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzaların noterde onanmalıdır. İkinci aşamada ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK 595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir. Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Üçüncü aşamada genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay devri ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Dördüncü aşama ticaret siciline tescil işlemidir. (TTK 598) Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Davacının şirket hisselerinin devredileceği konusundaki iddiasına yönelik sözlemenin geçerliliği imzaların noterde onanmasına bağlıdır. Davalı taraf kendisine ... Ltd. Şti. hisselerinin devredileceğini ancak hisse devirlerinin yapılmadığını iddia etmiş ise de bu konuda şeklen geçerli bir sözleşme sunulmadığı gibi, hisse bedelinin hisseyi devredecek sahiplerine ödenmesi gerekirken, hisselerini devralacağını iddia ettiği şirket hesabına ödenmesi karşısında bu iddianın herhangi bir dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davcının ödediği bedel içinde şirket hisse bedelinin de bulunduğu ancak hisselerin devredilmediği gerekçesiyle bedel iadesine ilişkin istemin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. 6098 sayılı T.B.K. malvarlığının veya işletmenin devralınması başlıklı 202 maddesi " Bir mal varlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı mal varlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. 6102 sayılı TTK nun A) Ticari işletme 1. Bütünlük ilkesi başlıklı 11. Maddesi 3. fıkrası " (3) Ticari işletme, içerdiği mal varlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran mal varlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen mal varlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." düzenlemelerini içermektedir. Bu düzenlemeler birlikte gözününe alındığında TTK madde 11/3 ticari işletmelerin devrini kolaylaştırmak için öngörülen bir hükümdür ve bu fıkra kapsamında yapılacak devir sözleşmesinin konusu ancak bir ticari işletme olabilir. Ticari işletmenin bir bütün olarak devrini içeren sözleşmeler yazılı yapılması geçerlilik şartıdır. Sözleşmenin hüküm ifade edebilmesi için ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. (tescil kurucu tescildir.) Yazılı yapılarak geçerli hale gelen devir sözleşmesi ticaret siciline tescil ve ilan ile hüküm ifade edecektir. TSY 133 tescil ve ilan edilmeyen devir sözleşmesi üçüncü kişiler nezdinde hüküm ve sonuç doğurmaz. Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Devir dışı bırakılmak istenen unsurlar varsa açıkça yazılmalıdır. Aksi kararlaştırılmadıkça devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. İçerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın geçerli olduğundan ticari işletmeye özgülenmiş gayrimenkul, taşıt, gemi, patent gibi özel şekle tabi unsurlarda ticaret sicile tescil ve ilan ile mülkiyet kazanılır (tescilsiz kazanım), Ticaret sicili müdürlüğü eğer ticari işletmeye özgülenmiş, gayrimenkul, gemi, taşıt, patent gibi şekle tabi unsurlar var ise tescilden sonra bu sicillere bildirimde bulunarak ilgili sicildeki kayıtlar düzeltilecektir (Tsy 135/5). Devir alanın sorumluluğu devrin alacaklılara bildirilmesi veya TTSG de ilan edilmesinden itibaren başlar ve zamanaşımı süresine kadar devam eder. Ticari işletme devrine dair sözleşmenin de yazılı yapılması ve ticaret siciline tescili gerekir. Bu sözleşme tipi yönünden de ortada yasanın aradığı şartlarını sağlayan geçerli bir sözleşme bulunmamaktadır. Bu durumda kural olarak geçersiz sözleşme için verilen edimlerin TBK 77 hükmünce sebepsiz zenginleme hükümlerince karşılıklı iadesi gerekir. Davacı iddiası ve davalı savunmaları ve toplanan deliller; işyerinin davacılara telim edildiğine dair kira sözleşmesi, telefon devir formu, davacıların ödediği kira bedelleri ile taraflar arasında Soğanlık Orta mahalle Orhangazi sokak ...Kartal -İstanbul adresinde faaliyet gösteren oto mekanik kaporta ve diğer servis işlerinin yapıldığı işletmenin devri konusunda geçersiz de olsa bir anlaşma yapıldığı ispatlanmış durumdadır. Ancak sözleşmenin hangi unsurları kapsadığı ve kapsam dışı bıraktığı konusu belirsizdir. Bu durumda sözlemenin TTK 11/3 hükmünce; devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Davacı bir kısım işletme unsurlarının teslim edilmediğini ileri sürmekte ise de; işletmeyi fiilen 26/02/2018 tarihinde teslim aldığı, tüm devir bedelini ödediği, işletmeyi fiilen teslim alıp 10 ay işlettikten sonra 14/12/2018 tarihinde ihtar keşide ederek ... Ltd. Şti. Hisse devrinin yapılmasını ve şirket stoklarında bulunan malların devredilmesini ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Davacının işletme devrine ilişkin bir kısım emtia ve peştemaliye faturalarını kendi ticari defterlerine işlediği, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, devir bedelinin de ihtirazi kayıtsız ödemesi karşısında davalının geçersiz de olsa işletme devri sözleşmesi gereği tüm unsurları davacı tarafa fiilen telim ettiği anlaşılmaktadır. Davacının kendisine teslim edilmeyen bir unsurun varlığını ispat etmediği de anlaşılmaktadır.TMK 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Taraflar arasındaki geçersiz sözleşmenin ayakta kaldığı sürece, taraflar edimlerini yerine getirdikleri özellikle davalı lehine ödemelerin yapıldığı dönemlerde itiraz edilmeyerek sözleşmenin benimsendiği, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hiçbir hukuk düzeni korumaz. İşletme devrine ilişkin geçersiz sözleşmenin fiilen uygulandığı, tarafların edimlerini ifa ettikleri, işletme devrinin tapu, gemi, trafik sicili gibi özel sicile kaydı gereken bir unsur da içermediği, bu haliyle ticaret sicile tescil edilmemesinin davacı zararına bir durum oluşturmadığı, menkul hükmündeki tüm unsurların davacı tarafa işletme ile birlikte teslim edildiği, telefon devir formu ve ... evde internet devir forumun davalı şirket adına devrolunduğu, tescil işlemi yapılmadığı müddetçe ticari işletmenin önceki borçlarından tescil alanın sorumluluğunun başlamadığı anlaşılmakla ifa edilmiş sözlemenin geçersizliğinin ileri sürülmesi TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu haliyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 177,90 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 437,50 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025