TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR EKREM AYSU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/13227) Karar Tarihi: 15/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNMuammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Ekrem AYSU Vekili : Av. Murat BOZ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru; devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptali iste miyle açılan davada hükmün açıkl
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR EKREM AYSU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/13227) Karar Tarihi: 15/12/2020 Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNMuammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Ekrem AYSU Vekili : Av. Murat BOZ I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru; devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptali iste miyle açılan davada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçl anan ceza yargılaması ve bu yargılama neticesinde ulaşılan sonuç esas alınarak karar verilm esi nedeniyle masumiyet karinesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul süred e yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ2. Başvuru 2/5/2018 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. 7. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiası Anayasa Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2018/34972 s ayılı kararı ile başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 3III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar öz etle şöyledir: 9. Başvurucu, Nevşehir'in Ürgüp Belediye Başkanlığı bünyesinde z abıta memuru olarak görev yapmıştır. 10. Başvurucunun görev yaptığı dönemde Ürgüp pazar yerinde topla nan işgaliye ve etiket bedelleri ile ilgili olarak belediye çalışanları hakkınd a idari soruşturma yapılmıştır. Soruşturma sürecinde başvurucuya kullan ılan tahsildar makbuzlar ının asl ına ve dip koçan ına farkl ı rakamlar yazmak ve kay ıt d ışı pazar etiketi bast ırarak gelir elde etmek filleri isnat edilmiştir. 11. Soruşturma sonucunda isnat edilen fiileri gerçekleştirdiği k anaatine varılan başvurucu 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanu nu'nun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi ( memurluk s ıfat ı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz k ızart ıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak) uyarınca 16/1/2008 tarihli işlemle devlet memurluğundan çıkarılmıştır. 12. Diğer taraftan başvurucu hakkında zimmet, resmî belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarının isnadıyla kamu davası açılmıştır. 13. Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi 17/9/2013 tarihli kararıyla baş vurucuyu isna t edilen eylemler yönünden suçlu bularak her suç için ayrı ayrı h apis cezasına hükmetmiş ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'n un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Hüküm itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesinin il gili kısmı şöyledir: "San ık Ekrem Aysu'nun, di ğer san ıklar A.T. ve E.T. ile birlikte sahte olarak bast ırm ış olduğu pazar etiketlerin bir k ısm ı karşılığında alm ış olduğu paralarla, gerçek pazar etiketleri sonucunda alm ış olduğu bir k ısım paralar ı ilgili yerlere yat ırmay ıp mal edinmek suretiyle teselsülen basit zimmet suçunu, özel belge niteli ğinde bulunan çok say ıda pazar etiketi bast ırmak suretiyle teselsülen özel belgede sahtecilik suçunu ve dü ğün kiras ı olara k yat ırılmak üzere kendisine verilen birden fazla kira bedelerini mal edinmek suretiyle güveni kötüye kullanmak suçunu i şlediği sabit olmu ştur." 14. Başvurucu, hakkında tesis edilen devlet memurluğundan çıkarı lma işlemine karşı Kayseri 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davas ı açmıştır. 15. Mahkeme 4/10/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. 16. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Uyuşmazl ık konusu olayda davac ının 'zimmet' suçlamas ı nedeniyle yarg ıland ığı Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.2010/253 say ılı esas ına kay ıtlı dava dosyas ında 17.09.2013 tarihinde verilen K.2013/269 say ılı karar ı ile davac ının diğer san ıklar A.T. İle E.T. ile birlikte sahte olarak bast ırm ış olduğu pazar etiketleri kar şılığında alm ış olduğu paralar ı ve gerçek pazar etiketleri kar şılığında tahsil etmi ş olduğu paralar ı, yasal olarak yat ırmas ı gereken ilgili yerlere yat ırmayarak mal edinmek suretiyle basit zimmet suçunu , özel belge niteli ğinde bulunan çok say ıda pazar etiketi bast ırmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu, dü ğün kiras ı olarak yat ırılmak üzere kendisine verilen kira bedelleri ile özel mülk edinmek suretiyle de güveni kötüye kullanma suçunu i şlediği gerekçesiyle TCK.nun 61. maddesine göre suçun i şleniş biçimi yeri, zaman ı ve özeni göz önünde Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 4bulundurularak eylemine uyan 5237 say ılı TCK. 37. maddesi delaletiyle ayn ı yasan ın 247/1. Maddesi uyar ınca 5 y ıl hapis cezas ı ile cezaland ırıldığı ve yasal olarak yap ılmas ı gerekl i teşdid ve tahfif maddeleri uygulanarak neticeten 1 y ıl 8 ay 25 gün hapis cezas ı ile cezaland ırıldığı, san ığa verilen sonuç cezan ın iki y ıldan az olmas ı nedeniyle, olu şan zararlar ın aynen geri verilmek suretiyle taraf ından giderilmi ş olduğundan ve bir daha suç işlemeyeceği kanaatine var ılarak 5271 say ılı CMK.nun 231/5. maddesi uyar ınca hükmün açıklanmas ının geri b ırak ılmas ına karar verildi ği görülmektedir. Bu durumda davac ının memuriyetten ç ıkar ılmas ı işleminin dayana ğı olan fiillerinden dolay ı hakk ında aç ılan ceza davas ı neticesinde Nev şehir Ağır Ceza Mahkemesini n E.2010/253, K.2013/269 say ılı ilam ı ile zimmet, özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlar ını işlediğine karar verildi ği, davac ı taraf ından işlenen fiillerin, memurlu k sıfat ı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz k ızart ıcı ve utanç verici nitelikte bulundu ğu anlaşıldığından, davac ının eylemine uyan 657 say ılı Yasan ın 125/E-g maddesi uyar ınca devlet memurlu ğundan ç ıkarma cezas ıyla cezaland ırılmas ına ilişkin dava konusu i şlemde hukuka ayk ırılık bulunmad ığı sonuç ve kanaatine var ılmıştır." 17. Danıştay Onikinci Dairesi 27/9/2017 tarihli kararıyla ret hü kmünü onamış ve 5/2/2018 tarihinde de karar düzeltme istemini reddetmiştir. 18. Başvurucu nihai kararı 2/4/2018 tarihinde tebellüğ etmesin in ardından 2/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUKA. Ulusal Hukuk19. 657 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalar ının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin (E) bendi ile bendin (g) alt be ndi şöyledir: " E - Devlet memurlu ğundan ç ıkarma : Bir daha Devlet memurlu ğuna atanmamak üzer e memurluktan ç ıkarmakt ır. Devlet memurlu ğundan ç ıkarma cezas ını gerektiren fiil ve haller şunlard ır: ... g) Memurluk s ıfat ı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz k ızart ıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," 20. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasının son cümlesi şöyledir: "Hükmün aç ıklanmas ının geri b ırak ılmas ı, kurulan hükmün san ık hakk ında bir hukukî sonuç doğurmamas ını ifade eder." B. Uluslararası Hukuk 21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçlulu ğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz say ılır." Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 522. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme nin 6. maddes inin ikinci fıkrasının kişilerin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum say ılma hakkını güvence altına aldığını belirtir. AİHM içtihatlarında, masumiye t karinesi ile sağlanan güvencenin iki yönünün bulunduğu ifade edilmiştir. Ceza yargıla masının yürütülmesine dair usule ilişkin bu güvence ile, sonucunda mahkûmiyet kararı dışın da bir hüküm kurulan ceza yargılaması ile bağlantılı olan durumlarda, daha sonra yürütüle cek yargılamalar boyunca kişinin masumiyetine saygı gösterilmesinin sağlanması amaçlanır . Bu usule ilişkin yön kapsamında masumiyet karinesi ilkesi, ceza yargılamasının kendi sinin adil olmasını sağlayacak usule ilişkin güvence olarak kamu görevlilerinin dav alının suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunmasını yasaklar. Ancak bu hus us, cezai meselelerde usule ilişkin güvence ile sınırlı olmayıp daha geniştir ve devl etin hiçbir temsilcisinin mahkeme ile suçluluğu ispatlanıncaya kadar kişinin bir suçtan s uçlu olduğunu söylememesini gerekli kılar. Bu bağlamda, sadece ceza yargılaması kapsamında değil aynı zamanda ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen bağımsız hukuk yarg ılamaları, disiplin işlemleri veya diğer yargılamalarda da masumiyet karinesinin ihlali söz k onusu olabilir. Sözleşme nin 6. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki güvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar ceza gerektiren bir suçla suçl andığı süreye ilişkin iken masumiyet karinesi güvencesinin ikinci yönü, ceza yargılaması s onucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki ya rgılamalarda ceza gerektiren suç karşısında kişinin masumiyetinden şüphe duyulmam asını gerektirir (Seven/Türkiye , B. No: 60392/08, 23/1/2018, 43). 23. AİHM, Sözleşme nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının disiplin yetkisini haiz makamların ceza yargılaması kapsamında kendisine suç isnat edil en ve eylemi usule uygun bir şekilde tespit edilen bir kamu görevlisine yaptırım uygulam asını engellemek gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığına kanaat getirmiştir. AİHM, Sözle şme nin herhangi bir eylem nedeniyle hem ceza hem de disiplin yargılamalarının başlatılmas ına veya söz konusu iki yargılama türünün eş zamanlı olarak yürütülmesine halel getirme diğine vurgu yapmaktadır. AİHM ayrıca, cezai sorumluluğun kaldırılması hâlinde bile daha hafif bir ispat külfeti temelinde aynı olaylardan doğan hukuki veya diğer sorumluluklar ın tesis edilmesine halel getirilmediğine işaret etmektedir. Ancak nihai bir cezai hüküm olmaksızın disiplin yargılaması kapsamında başvurana iddia konusu eylemi nedeniyle cezai sorumluluk yükleyen bir ifadenin bulunması hâlinde 6. maddenin (2) numaralı fıkrası kapsamına giren bir mesele söz konusu olacaktır ( Seven/Türkiye , 51). 24. Bu bağlamda Sözleşme nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının sağ ladığı korumanın ikinci yönüne göre sanığın beraatiyle veya davanın düşmesiyle s onuçlanan ceza yargılamaları sonrasında söz konusu kişiye, masumiyetine uygun bir muamelede bulunulması gerekir. Bu ikinci yönde maddenin genel amacı bir suçtan beraat eden bireyl eri veya ceza yargılaması düşen kişileri, itham edildikleri suçtan aslında suçlu olduklar ını düşünen kamu görevlileri ve makamlarına karşı korumaktır. Bu davalarda masumiyet karinesi - adil olmayan bir cezai hükmün önlenmesi için- sağladığı usule ilişkin güvencenin çeşit li koşullarının yargılamada uygulanması suretiyle hayata geçirilmiştir. Beraat veya herhang i bir düşme kararına riayet edilmesi hakkının korunmaması hâlinde Sözleşme nin 6. maddesini n ikinci fıkrasında yer alan adil yargılanma güvenceleri teorik ve hayalî olma riskiyle karşı karşıya kalabilir (Seven/Türkiye , 54). V. İNCELEME VE GEREKÇE25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 6A. Başvurucunun İddiaları 26. Başvurucu; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçl anan ceza yargılaması esas alınarak davanın reddedildiğini, hükmün açıkla nmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun uyarınca aleyhine hukuki sonuç doğu rmaması gerektiğini belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşt ür. B. Değerlendirme 27. Anayasa nın Hak arama hürriyeti kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünd e davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir. 28. Anayasa nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu say ılamaz. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 29. Anayasa Mahkemesi masumiyet karinesinin ihlali iddialarını i ncelediği başvurularda (çok sayıda karar arasından bkz. Selim Misafir [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019; Galip Şahin [GK], B. No: 2015/6075,11/6/2018) suç isnadına ilişkin bir güv ence olan masumiyet karinesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda hangi hâllerde uygulanabileceğine ilişkin ilkeleri belirlemiştir. Bun a göre masumiyet karinesinin medeni hak ve yükümlülükler kapsamında kalan bir yargılamada uy gulanabilmesi için başvurucunun söz konusu medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin ya rgılama ile hakkında yürütülen veya sona eren ceza yargılaması arasında bağlantı bul unduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hak yargılamasında, ceza yargılamasında v erilen kararın sonucunun dikkate alındığı ve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya da başvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile il gili irdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgili y orum yapıldığı hâllerde söz konusu bağlantının var olduğu kabul edilebilir. Bununla bir likte idare/hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasındaki bağlantının varlığına işaret ed en olguların tüketme yoluyla sayılmasının mümkün olmadığı, bunların kararların verildiği yar gılamaların türüne ve içeriğine göre değişebileceği kabul edilmelidir. 30. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiası, devlet memurluğund an çıkarma işleminin iptali istemiyle açtığı davada çıkarma işlemine konu eylem nedeniyle yapılan ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar v erilmesine karşın İdare Mahkemesince eylemin sabit görülerek işlemin hukuka uygun bulun masına ilişkindir. Gerek mahkeme kararında gerekse disiplin makamlarının işlemlerinde ce za yargılamasına konu eylemlerle ilgili olarak değerlendirme yapıldığı gözlemlenmekte dir. Bu değerlendirmeler -herhangi bir ihlale yol açıp açmadıkları hususu aşağıda değerl endirilecek olmakla birlikte- disiplin işleminin denetlendiği yargı süreci ile ceza yargılama sı arasında bağlantının bulunduğu sonucuna ulaşılması bakımından yeterli görülmüştür. B u bağlamda masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin devreye girdiği somut başvurud a Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerinin uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibar la ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer aldığı, bi r başka ifadeyle başvurunun Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 7Anayasa ve Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmazlık g östermediği anlaşılmaktadır. 31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gere kir. 2. Esas Yönünden a. Genel İlkeler32. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkr asında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu say ılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edi len herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. B u itibarla masumiyet karinesi, Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanm a hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir ( Fameka İnş. Plastik San v e Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905, 19/04/2017, 27). 33. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar mas um sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluştu rmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına a lmaktadır. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve ka mu otoriteleri tarafında n suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulam az (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, 26). 34. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesin in sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. 35. Güvencenin ilk yönü; kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçl anıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla ith am edildiği (suç isnadı altınd a olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edi lene kadar kişinin suçluluğ u ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasakla r. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı de ğildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlar ında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açı klamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargıl aması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu o labilir ( Galip Şahin, 39). 36. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûm iyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçl a ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 8nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve u ygulamalardan kaçınmasını gerektirir ( Galip Şahin, 40). 37. Bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku fa rklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzeni ni korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizm etin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptır ımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise ka mu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin huk uku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yönde değ erlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, 25; Kürşat Eyol, 30). Böyle bir durumda Anayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesinin bir eyle mi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin yürütülmesine engel teşki l etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam etmesinin de önünde anılan güvence bakımın dan bir mâni bulunmadığını belirtmek gerekir ( M.E.T. , B. No: 2014/11920, 3/7/2018, 61). 38. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet suçu işl emediğine dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü, disiplin makamları açısı ndan doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi ayn ı olaylar nedeniyle -dah a hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Özcan Pekta ş, 25; Kürşat Eyol, 30). 39. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başka if adeyle kişini n henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafından hakk ında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturma ve yargılama larında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamu makamlarının işlem ya da kar arlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai soruml uluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyet i üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir ( Galip Şahin, 47). 40. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay ve olgul arın disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adl i) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/kar ar tesis edilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin işlem ve yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen bir delile istinat edilmesi ya da kişi hakkında yapılan ceza ya rgılamasına bir olgu olarak atı f yapılmış olması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı güve ncelere aykırılık teşkil etmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını a şarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet kari nesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendi rilmesi gerekir ( Galip Şahin, 48). 41. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen duru mlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunmakta ve bu kanaat kasten yeni bir suç işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Ger çekten hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet konusunda vicdani k anaate ulaşmış mahkemenin buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süre ertel emesini, bu süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ve bu süre sonunda kişinin başka suç işlememesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortada n kaldırılarak davanın Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 9düşmesine karar verilmesini ifade eder. Bu çerçevede ceza davas ı dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda a çıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebi lir (Kürşat Eyol, 28, 29). 42. İdari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından s alt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmas ına dair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilme k bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veril en fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir ( Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013 , 63; Hüseyin Şahin, B. No: 2013/1728, 12/11/2014, 40). b. İlkelerin Olaya Uygulanması 43. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu, kullan ılan tahsildar makbuzlar ının asl ına ve dip koçan ına farkl ı rakamlar yazd ığı ve kay ıt d ışı pazar etiketi bast ırarak gelir elde ettiği iddialarıyla hakkında açılan idari soruşturma sonucunda devlet memurluğundan çıkarılmıştır. Aynı eylemler nedeniyle hakkında açılan kamu dav ası sonucunda zimmet, resmî belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçları nede niyle başvurucu hapis cezasına mahkûm edilmiş ancak hükmün açıklanmasının geri bırakı lmasına karar verilmiştir. Başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılma işlemine karşı açtı ğı dava da reddedilmiştir. Başvurucu; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile so nuçlanan ceza yargısı süreci esas alınarak davanın reddedildiğini, bu nedenle masumiyet kari nesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucunun şikâyeti dikkate alındığında somut ba şvurunun masumiye t karinesinin ikinci yönü bakımından incelenmesi gerektiği anlaşı lmaktadır. 44. Yukarıda alıntılanan ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken önemli olan husus, yargılamayı ya pan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgu lamadığı ve münhasıran ceza yargılaması sonucunda verilen hükme dayanıp dayanmadığıdır. 45. Somut olayda Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun isna t edilen suçu işlediğine kanaat getirmiş ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. madd esinin başvurucuya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklan masının geri bırakılmasına karar vermiş ve dolayısıyla beş yıllık denetim süresinin suç iş lenilmeden geçirilmesi hâlinde başvurucu hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânını tanım ıştır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'nun 231. maddesi uyarınca sanı k hakkında hukuki sonuç doğurmadığı dikkate alındığında başvurucu nun masumiyet karinesinin devam ettiği açıktır. 46. Yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde, ceza gerektiren herhan gi bir suç isna t edilen ancak kesin olarak mâhkum edilmemiş bulunan bir kişiye y önelik hukuki kararın kişinin suçlu olduğu yönünde bir görüşü yansıtması hâlinde masu miyet karinesinin ihlal edilmiş olacağı unutulmamalıdır. 47. Mahkeme ret gerekçesinde münhasıran Nevşehir Ağır Ceza Mahke mesinin kararına dayanmıştır. Mahkeme gerekçesinde ceza mahkemesi karar ına atıfla "...davac ı taraf ından işlenen fillerin..." ifadesine yer vererek başvurucunun eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırıldığı sonucuna ulaşmıştır (bkz. 16). Ma hkeme, disiplin cezasının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken disiplin hukuku bağlamın da bir delillendirmeyi Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 10esas alarak idare hukuku çerçevesinde somut olaya dair yeni bir hukuki değerlendirmede bulunmamıştır. 48. Bu bağlamda uyuşmazlık konusu disiplin cezasına esas olan ol aylara ilişkin yeni bir değerlendirme yapmadan başvurucuya isnat edilen fiillerin gerçekle ştiğini ifade eden Mahkemenin disiplin cezasının hukuka uygun bulunduğu yönündeki gerekçesini kendi değerlendirmesinden ziyade hükmün açıklanmasının geri bırakılma sı kararı ile sonuçlanan ceza mahkemesi kararına dayandırdığı açıktır. 49. Ceza yargılamasından bağımsız, kendi kanaatini ortaya koyaca k herhangi bir delili kararında irdelemeyen, olay ve olgular hakkında yeni bir değerlendirme yapmayan derece mahkemesinin münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırak ılması kararı ile sonuçlanan ceza yargılamasına dayandığı ve eyleme yönelik ifade lerinin de (bkz. 47) masumiyet karinesini ihlal edici mahiyette olduğu anlaşılmaktad ır. 50. Sonuç olarak kararda yapılan değerlendirme ve kullanılan ifa delerin masumiyet karinesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. 51. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde Kayseri 1. İdare Mahkem esi kararının gerekçesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanan ceza yargılamas ı esas alınarak başvurucunun ceza yargılamasına konu eylemi işled iği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı anlaşıldığından Anayasa nın 36. ve 38. m addelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi g erekir. 52. Diğer taraftan yargılama sürecine ilişkin usul güvencesi sa ğlayan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verildiğinden yargılamanın s onucuyla ilintili bulunan diğer ihlal iddialarının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 54. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ve tazminata hükmedi lmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 1155. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiği ne karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile An ayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi u yarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılm ak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenlem e, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırma k amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargıla manın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini bekleme ksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 58. İncelenen başvuruda Kayseri 1. İdare Mahkemesi tarafından ya pılan yargılama sonucu masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştı r. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmakta dır. 59. Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının orta dan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) nu maralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol a çan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir kar ar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir. 60. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 1261. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.849,70 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE, B. Anayasa nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasınd a güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE Muammer TOPAL'ın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA, C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılma sı için yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri 1. İdare Mahkemesine (E.2008/3 81, K.2013/877) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE, E. 294,70 TL harç ve 3.600,00 TL vekâlet ücretinden oluşan topla m 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/12 /2020 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 13KARŞIOY Mahkememiz çoğunluğunca, teselsülen basit zimmet ve teselsülen özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla ilgili olarak hakkında eş zamanlı bir şekilde hem ceza hem de disiplin soruşturması başlatılan başvurucu hakkında veri len hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) dair karara atıfla zimmet, özel bel gede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediğine karar verildiği nden söz edilerek, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak nedeniyle hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istem iyle açılan davanın reddedilmiş olması nedeniyle başvurucu bakımından Anayasa nın 36. maddesini n birinci ve 38. maddesinin dördüncü fıkralarında güvence altına alınan masumiye t karinesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca ulaşılırken de İdare Mahkemesi kararında, HAGB kararı ile sonuçlanan ceza yargılaması esas alınarak başvurucunun ceza yar gılamasına konu eylemi işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtılıp, başvurucunun mas umiyetine gölge düşürüldüğü belirtilmiştir. Mahkememiz çoğunluğunca ulaşılan sonuca aşağıda açıklanan neden lerle iştirak edilmemiştir. Öncelikle Mahkemenin verdiği HAGB kararına herhangi bir beraat kararının sonucu bağlanmak istenmektedir ki bu son derece yanlıştır. HAGB kararı yla beraat kararının gerekçesi ve sonucu aynı olamaz. Ceza mahkemesi kararında açıkç a sahte olarak bastırmış olduğu pazar etiketlerinin bir kısmı karşılığında alm ış olduğu paralarla, gerçek pazar etiketleri sonucunda almış olduğu bir kısım paraları ilgi li yerlere yatırmayıp mal edinme suretiyle teselsülen basit zimmet suçunu, özel belge nit eliğinde bulunan çok sayıda pazar etiketi bastırmak suretiyle teselsülen özel belgede sahte cilik suçunu ve düğün kirası olarak yatırılmak üzere kendisine verilen birden fazla kira bed ellerini mal edinmek suretiyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediği sabit olmuştur. denilm ek suretiyle başvurucunun suçlu bulunduğu; ancak Ceza Muhakemesi Kanunu nun 231. maddesi uyarınca HAGB kararı verildiği anlaşılmakla başvurucunun suçluluğunun hükmen sabit o lduğu, dolayısıyla masumiyet karinesinden yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu karara başvurucunun itiraz etmemesi de kendisini masum olara k kabul etmediğinin göstergesidir. Anılan maddenin beşinci fıkrasının s on cümlesinde, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakk ında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceği belirtilerek suçlu bulunan, hakkınd a cezaya hükmedilen şahsın ceza hükmünden etkilenmeyeceği açıklanmıştır. Olayda idare mahkemesi, ceza mahkemesi kararında yapılan değerl endirmelerden bir olgu olarak söz ettikten sonra başvurucunun işlediği fiilin "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte bulunduğu" kanaatine varmıştır. Olayda ceza soruşturması ile disiplin soruşturması birbirinden farklı olgulara dayandırılmıştır. Ceza soruşturması zimmet, resmi belgede sahtecilik ve güveni kö tüye kullanma suçlaması temelinde yapılmakta iken disiplin soruşturması memur luk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili temelinde yapılmıştır. Başvuru Numarası : 2018/13227 Karar Tarihi : 15/12/2020 14Kuşkusuz bu iki suçlamanın da temelinde aynı fiiller bulunmakta dır. Masumiyet karinesinin, hakkındaki ceza soruşturması beraat dışında bir ka rarla sonuçlanan kişinin aynı fiil nedeniyle disiplin yaptırımına maruz bırakılmasını engelle mesi düşünülemez. Aksine, suçu işlediği sabit olan kişi hakkında disiplin yaptırımı uygul anmasının gerekçesini güçlendirir. Masumiyet karinesinin yasakladığı husus, ceza mah kemesince işlenmediği kabu l edilen bir suçun işlendiğinin kabulüyle bu kişiye disiplin ceza sı verilmesidir. Aynı fiilin disiplin hukuku sınırları içinde kalan bir suçlamaya konu edilm esi masumiyet karinesini zedelemez. Somut olayda idare mahkemesinin başvurucunun zimmet, resmi belg ede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma fiillerini işlediğine yönelik bir kab ulü bulunmamaktadır. İdare mahkemesi kararında, bu durumdan ceza mahkemesi kararına atfen sadece bir olgu olarak bahsetmektedir. İdare mahkemesi başvurucunun memurluk sıfatı il e bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğini kabu l etmiştir. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili tamamen disiplin hukuku sınırları i çinde kalan bir fiildir. Şayet idare mahkemesi başvurucunun zimmet, resmi belgede sahtecilik v e güveni kötüye kullanm a fiillerini işlediğini ifade etmiş olsaydı masumiyet karinesinin ihlal edildiği söylenebilecekti. Hal böyle olunca bu koşullarda idare mahkemesinin başvurucunun masumiyet karinesini ihlal ettiği söylenemez. Öte yandan idare mahkemesinin olay ve olguları sıralarken ceza mahkemesi kararından da söz etmiş olması masumiyet karinesini ihlal etmez . Nitekim Urat/Türkiye kararında da benzer bir durum söz konusu iken AİHM ihlal bulmam ıştır. Son olarak vurgulanmalıdır ki AİHM kararlarında disiplin uyuşma zlığına bakan mahkemenin olguları kendisinin değerlendirerek bir sonuca ulaşm ası gerektiği biçimindeki ilkenin doğru anlaşılması gerekir. Söz konusu ilkeyle kastedile n ceza mahkemesinde yürütülen yargılamadaki suçlama temelinde bir disiplin soruştur ması yürütülmemesi, disiplin hukukuna özgü suçlama temelinde bir soruşturma yürütülmesidir. Somut olayda da disiplin hukuku temelinde bir soruşturma yürütülmüştür. Diğer bir ifadey le disiplin yargılamasındaki suçlama ile ceza yargılamasındaki suçlama aynı değildir. İdare mahkemesi disiplin hukukunun sınırları içinde kalarak değerlendirmesini yapmıştır. Disiplin hukuku kapsamındaki suçlamanın temelini oluşturan fiilin işlendiği söy lenirken olgu olarak ceza mahkemesi kararına atıf yapılması tek başına masumiyet karinesi ni ihlal eden bir husus değildir. Açıklanan nedenlerle başvurucu hakkında uygulanan disiplin ceza sının iptali istemiyle açılan davada verilen karardan dolayı masumiyet karin esinin ihlal edilmediği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne dayalı karara kat ılmadım. Üye Muam mer TOPAL