10. Hukuk Dairesi 2023/2726 E. , 2024/6294 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1477 E., 2021/1028 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/110 Esas, 2019/344 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzeri…
**10. Hukuk Dairesi 2023/2726 E. , 2024/6294 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1477 E., 2021/1028 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/110 Esas, 2019/344 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 11.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ... geldi. Davacılar adına adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle eş Dilan için 123.165,05 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, çocuk ... için 24.144,14 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacılar murisinin %10, davalı işverenin %30 oranında kusurlu olduğu, iş kazasının oluşumunda %60 oranında da bünyesel faktörlerin etkili olduğu kabulünden hareketle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 30.000,00 TL, çocuk lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle davacılar murisi ... ...’in uluslararası hatlarda çalışan bir şoför olmasına rağmen ücret hesaplamasının asgari ücret üzerinden yapıldığını, yerel mahkemece bu husus ayrıntılı olarak tespit edilmeden, dosyadaki bilgi ve belgelere dayanılmadan ücret hesaplaması yapıldığını, 30.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda, sorumlulukların belirlenmesinde hatalı bir hesaplama yapılarak işveren şirket %30 kusurlu bulunurken, müteveffanın %10 kusurlu bulunduğunu, ... ...'in ölümüne yol açan kalp krizine neden olan ve iki tarafın da kusur oranına dahil edilmeyen etmenlerin de %60 oranında etkili olduğunun söylendiğini ancak bu hesaplamanın raporun içerisinde yapılan açıklamalarla çelişki yaratacak kadar hatalı olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, müvekkili işverene atfedilebilecek hiçbir kusurun mevcut olmadığını, hükme dayanak kusur bilirkişi raporlarında, müvekkili işverenliğin periyodik sağlık muayenesini yaptırmadığı gerekçesi ile müvekkili işverenliğe kusur atfedilmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporlarında davacılar murisinin astım hastalığı sebebi ile kalp krizi geçirdiğini, periyodik muayenesi yapılmış olsaydı durumun öncesinde tespit edilebileceğine yönelik değerlendirmelerin dosya kapsamına ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacılar murisinin geçirdiği kalp krizi ile çalışma koşulları arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacılar murisinin kalp krizi geçirmesinin kendi sağlığı için gerekli özeni göstermemesi ve kişisel bünyesine bağlı olarak gerçekleşmiş olup bu olayda davalı müvekkili işverene atfedilebilecek bir kusur olmadığını, hükme dayanak hesap bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı tanzim edildiğini, bilirkişi raporunda davacılar murisinin ücretinin hatalı tespit edildiğini, davacı eşin evlenme ihtimaline yönelik yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi hatalı olmakla birlikte hükmedilen manevi tazminat tutarlarının da fahiş nitelikte olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükme esas hesap raporunda ücretin hatalı tespit edildiğini, kusurun oran ve adiyetinin hatalı tespit edildiğini, somut olayda davalı işverenin işçisinin SGK sağlık kayıtlarına bakmasına rağmen buna yönelik bir işlem yapmadığını, müteveffanın sağlık koşullarına daha uygun yerlere gönderilmesine yönelik bir karar vermediğini, murisin SGK sağlık kayıtlarının bilirkişi raporunda irdelenmediğini, bu kayıtlar durumun daha iyi anlaşılmasını ve kusur oranlarının doğru hesaplanmasını sağlayacak unsurlar olmasına rağmen bilirkişi raporunda eksik ve hatalı bir değerlendirme yapıldığını ve bu durumun Yerel Mahkemece göz ardı edildiğini, raporda kalp krizine neden olan ve iki tarafın da kusur oranına katılmayan %60'lık hesaplamada işçinin fazla kilolu olması ve egzersiz yapmamasının dahil edildiğini, oysaki bunların işçinin şahsi kusuru olmadığını, çalışma koşullarının yoğunluğu ve kendisine özel hayat için bırakılan sürenin sınırlı olması nedeniyle müteveffanın egzersiz yapamadığını, uzun yolda şoför olduğu için beslenme düzeninin bozulduğunu, bu durumun da yine işveren şirket tarafından göz önünde bulundurulup güzergahların yönü ve süresinin ona göre ayarlanması gerekirken ayarlanmadığını, tespit edilen %60 oranındaki bünyesel faktörlerden işverenin sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kazanın bünyesel ve içten gelen etki neticesinde meydana geldiğini, bu anlamda makine mühendisi bilirkişilerin olay kapsamında değerlendirmede bulunması ve kusur belirlemesi yapmasının beklenemeyeceğini, bu anlamda dosyanın bir üniversite hastanesine tevdii ile bir kardiyoloji uzmanı, bir kalp damar cerrahisi uzmanı ve iş ve sosyal güvenlik hukuku uzmanından bir heyet oluşturularak maddi olaya ilişkin kusur raporu alınması gerektiğini, dosyaya mübrez kusur bilirkişi raporlarının "değerlendirme" bölümlerinin birebir aynı olup ilk rapora yönelik itirazların hiçbirisinin ikinci raporda değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından; iş müfettişi raporu ile aldırılan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan bilirkişi heyetinden yeniden ve çelişkiyi giderir rapor aldırılmasına dair ara karar kurulmuş olmasına rağmen söz konusu raporlar aradaki çelişkinin giderilmesi anlamında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, rapordaki tespitin aksine yasal mevzuat uyarınca müvekkilinin davacılar murisinin periyodik muayenesini yıllık değil 3 yılda bir yaptırma zorunluluğu bulunduğunu, davaya konu olayın meydana geldiği tarihte bu sürenin henüz dolmadığını, davacılar murisinin astım hastalığı bulunduğuna dair dosyada hiçbir delil mevcut olmadığını, hiçbir delil bulunmamasına rağmen davacılar murisinin astım hastalığının tespit edilebilmesi ihtimali üzerinden müvekili işverenliğe kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bunların yanı sıra bilirikişi raporunda bir yandan davacılar murisinin kusuru değerlendirilirken günde yaklaşık 20 sigara içmenin, yemek rejimine dikkat etmemenin, buna bağlı aşırı kilolu vücut yapısı ile yaşamını sürdürme, sağlığı için gerekli dikkat ve özeni göstermeme vb. davacılar murisinin kişiliğine özel olan davranış biçiminin kısmen ve düşük oranda etkili olduğu beyan edilirken diğer yandan kişisel bünyeye bağlı faktörler değerlendirilirken kişinin beslenme alışkanlıkları, aşırı kilolu vücut yapısı, sigara kullanımı, egzersiz yapma/yapmaması, sağlık sorunlarına karşı gerekli tedbirleri alıp almadığı hususları birlikte değerlendirilerek kalp krizi olayına etkisinin önemli oranda olabileceğinin öngörüldüğünü, bu anlamda raporun açıkça kendi içinde çeliştiğini, bununla birlikte davacılar murisinin kalp krizi geçirmesinin tek ve asıl nedeninin yaşam biçimi ve kendi sağlığına özen göstermemiş olduğunun bu tespitlerle açıkça ortaya konduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, kendilerince alınıp dosyaya sunulan 29.08.2018 tarihli “Hukuki Mütalaa”da da belirtildiği üzere müvekkili işverenin zaten süresini geçirdiği periyodik sağlık kontrolü, dolayısıyla hukuka aykırı ihmali davranışı söz konusu olmadığı gibi, bu ihmali davranışın varlığı kabul edilse dahi, ihmali davranış gerçekleşmeseydi, ölümün yüksek ihtimalle önlenebileceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, öte yandan, işveren vekilinin, sigortalının astım hastası olduğuna yönelik herhangi bir beyanda bulunmadığını ve bu konuda işveren şirketin bilgi sahibi olmadığını ifade ettiğini, sigortalının işe başlatılmadan önce kendisi için 2012 yılında yapılan tıbbi muayene ve tetkiklerde de anılan hastalıkla ilgili olarak herhangi bir tespitin yapılmadığının anlaşıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen inceleme raporunun 4.3. maddesinin “Kazazedenin astım hastası olduğu ifade edilmiş ancak, raporumuzun 3.4.2 numaralı maddesinde değinildiği gibi bu yönde hiçbir tespit yapılamamıştır. Eğer gerçekten sigortalının astım hastası olduğu tespit edilmiş olsa, bu defa ilgilinin işveren tarafından neden Ağustos ayında İran’ın Bander Abbas Şehri gibi sıcak bir coğrafyaya gönderildiği sorgulanabilirdi. Ancak bu yönde objektif bir kanıt elde edilemediğinden, işverene yüklenebilecek bir ihmal durumu bulunamamıştır.” şeklinde olduğunu, bunun yanı sıra davacılar murisinin astım veyahut başka bir rahatsızlığı bulunduğuna dair müvekkil işverenliğe yaptığı bir başvurunun bulunmadığını, hükme dayanak bilirkişi kurulu raporlarında hukuka aykırı olarak farazi illiyet bağı kurulduğunu, davacılar murisinin kalp krizi geçirmesinin kendi sağlığı için gerekli özeni göstermemesi ve kişisel bünyesine bağlı olarak gerçekleştiğini, hükme esas hesap raporunda davacılar murisinin ücretinin hatalı tespit edildiğini, hesap raporunda davacı eşin evlenme ihtimaline yönelik yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, 08.10.2012 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başlayan davacılar murisinin kaza tarihi olan 19.08.2015 tarihinde 42 yaşında olduğu, davalı şirkete ait işyerinde tır şöförü olarak çalıştığı, olay tarihinde tıra taşınması için kamyon yüklendiği, murisin Türkiye’den bu kamyon yükü ile İran’a gittiği, İran ülkesinde bulunduğu esnada meydana gelen kalp krizi nedeniyle vefat ettiği, tırlardan bir diğerini kullanan tanık ... ...'in Kurum müfettişince alınan ifadesinde, murisle aynı firmada tır şoförü olarak çalıştığını, olayın yaşandığı 19.08.2015 gününden yaklaşık 10 gün önce Ankara'dan Eskişehir'e oradan da üç arkadaş tırlarla İran'a hareket ettiklerini, 17.08.2015 günü “Bender Abbas” kentine ulaştıklarını, o gün yüklerini boşaltamadıklarını, firmanın o şehirde kiraladığı eve gelip yattıklarını, ertesi gün gidip yüklerin boşaltılmasından sonra, resmi işlerin bitmesini beklemek için yine eve geri geldiklerini, 19.08.2015 günü saat 10.00'da liman görevlilerinin kendilerini arayarak işlerin bittiğini ve tırlarını çekebileceklerini söylemeleri üzerine üç arkadaş limana gidip tırlarını kullanarak liman çıkış kapısından çıkarken, murisin kendisini telefonla arayarak çok fenalaştığını ve duralım dediğini, kendisinin 2 km ileride tır parkının olduğunu ve orada duralım dediğini, telefon görüşmesi biterken zaten tır parkına vardıklarını, hemen arkadaşının yanına gittiğini ve onun nefes almakta güçlük çektiğini ve aşırı terlediğini görünce, aracın klimasını çalıştırıp onu rahatlatırken ambulans çağırdığını, tırın termometresinin 53 C'yi gösterdiğini gördüğünü, bu kentin havasının çok sıcak, rutubetli ve boğucu olduğunu, gelen ambulansa tır parkında Türkçe bilen ve kendilerine yardımcı olan birisi ile öteki (şöför) arkadaşları ...'ı da bindirip hastaneye gönderdiğini, 15 dk sonra ...'ın kendisini arayıp hastanın daha da fenalaştığını ve ağzından köpük geldiğini söylediğini, ekibin 20 dk sonra tır parkından hastaneye ulaştığını öğrendiğini, tercümandan gelen telefondan da hastaneye yatmasından 10 dk sonra arkadaşlarının öldüğünü öğrendiğini, tercümandan gelen haberde arkadaşlarının kalp kirizinden öldüğünü söylediklerini, arkadaşlarının astım hastası olduğunu. kazalının bu hastalığından dolayı ilaç da kullandığını, İran'a gittiklerinde arada bir kendilerine nefes darlığı çektiğini ve bundan rahatsız olduğunu söylediğini, ancak olay anına kadar astıma bağlı nefes darlığı dışında sigortalının anormal bir halini görmediklerini, gittikleri şehrin sıcak ve nemli olduğunu, olayın Ağustos ayında meydana geldiğini, havanın aşırı sıcak olduğunu, murisin aşırı kilolu ve beslenmesine dikkat etmeyen, sigara da kullanan biri olduğunu ama içki kullanmadığını beyan ettiği, ... sigortalının işe başlamadan önce 04.10.2012 tarihinde aldığı “İşe Giriş / Periyodik Muayene Formu” ve ekinde yer alan akciğer grafisi, odyogram testi, akciğer fonksiyon testi ve kan testinin incelenmesinden ilgilinin herhangi bir hastalık veya rahatsızlık taşımadığının tespit edildiğinin anlaşıldığı, işe giriş / periyodik muayene formunun kanaat ve sonuç kısmında ilgilinin işveren şirkette bedenen ve ruhen çalışmaya elverişli olduğu ve bu şahsa kilo vermesinin önerilmiş bulunduğunun belirtildiği, Kurum tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sonrasında düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olarak nitelendirildiği, raporda işveren ve kazalı kusurunun tespit edilemediğinin belirtildiği, mahkemece kalp krizi konusunda uzman hekimlerin de katıldığı bilirkişi heyetlerinden iki adet kusur raporu alındığı her iki kusur raporunda da iş kazasında ... sigortalının %10, davalı işverenin %30 oranında kusurlu olduğu, %60 oranında da bünyesel faktörlerin etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği, kusur raporunda müteveffanın sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek, yoğun mesai ve buna bağlı yorucu çalışma şartlarından veya makine teçhizat ve ekipmanın çalışmasından, yahut çalışmasındaki bir kusur ve yetersizlikten kaynaklanabilen herhangi bir etkenin bulunmadığı, mesai arkadaşlarıyla yaşanabilecek bır tartışma, kavga v.b herhangi bir olumsuz durum ve vakanın da yaşanmamış olduğu, yani işyeri çalışma şartlarından kaynaklanabilecek ve kişinin o günlerdeki ruhi veya bedeni sağlığını kötü yönde etkileyerek, hayati faaliyetlerini olumsuz olarak tetikleyip, sonucunda onu kalp krizine ve beraberinde ölüme kadar götürebilecek aşırı sıcaklık ve nem dışında başka bir etkene rastlanmadığı, müteveffanın ölümünün kendiliğinden gelişen klasik bir kalp krizi sonucu olduğunun belirtildiği, raporun devamında olayın iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında yeri olan “çalışanın yıllık periyodik sağlık kontrol muayenelerinin yaptırılmamış olması” gibi bir işlem ve buna bağlı olarak 1. maddede açıklanan işlemler yerine getirilmiş olsaydı olayın önlenebilir olduğu, dolayısıyla işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı olan bu davranışı / ihmali söz konusu olduğundan, olayda işveren şirketin %30 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, yine raporda müteveffanın 2012 yılında işe girişinde, “ Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışanlara Ait Sağlık Raporu” nun alındığı fakat işin devamı süresince, yılda bir kere periyodik sağlık kontrol muayenelerinden geçirilerek işe devam etmesinde bir mahsur bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, ölümüne kadar geçen üç yıl süresince bunun yapılmadığı, raporda kan testleri, akciğer grafisi gibi tetkiklerle tansiyon ölçümleri yapıldığı ve sonuçta “çalışmaya elverişli" olduğu belgelenirken, fazla kilolarını vermesi tavsiyesinde bulunulduğu, raporda astım rahatsızlığıyla ilgili bir not da düşülmediği, şayet işin devamı süresince zorunlu olan yıllık periyodik sağlık kontrol muayeneleri yaptırılmış olsaydı, belki de çalışanın astım rahatsızlığı işyeri hekiminin marifeti veya müteveffanın bu rahatsızlığını işyeri hekimine söylemesiyle ortaya çıkacağını, daha sonraki süreçte de işyeri hekiminin devreye girmesiyle bu kişinin sıcak yaz aylarında Bender Abbas gibi alçak basınç alanlı, 53 C gibi çok yüksek sıcaklığa ulaşan, yoğun nem oranlı bir liman kentinde görevlendirilmesi yerine, daha uygun şartlarda başka coğrafyalarda şoförlük yapmasının sağlanabileceği, çünkü çalışanın bu rahatsızlığını anlayan işyeri hekiminin, onun bu bölgede sıcak yaz aylarında görevlendirilmesinin hayati tehlikeye yol açacağını belirterek bu görevlendirme yerine daha uygun bir bölgede görev yapmasını isteyebileceği, bu bakımdan işverenin, çalışanının sağlık gözetimi konusundaki ihmali ve eksikliği sebebiyle, olayda bir miktar kusuru bulunduğu gerekçeleri ile davalı işverene %30 oranında kusur izafe edildiği, hükme esas 12.04.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunun davacılar vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafça hesap raporunda itiraz edilmediği gibi 11.06.2019 tarihli karar celsesinde davacılar vekilinden sorulduğunda davamızın kabulüne karar verilsin şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, iş yerinin tehlike sınıfı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeksizin, müteveffanın astım hastası olup olmadığı kesin olarak ortaya konmaksızın, periyodik muayenelerin yapılma sıkılığı 1 yıl olarak kabul edilmek ve işverenin periyodik muayeneleri süresinde yaptırmadığı, müteveffanın astım hastası olduğunu tespit etmediği, onu hastalığına uygun bir yerde görevlendirmediği gerekçeleri ile kusurlu kabul edilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davalı şirketin kaza tarihindeki ana sözleşmesini celp edip şirketin faaliyet konularını belirledikten sonra ... sigortalının bu faaliyet konularından hangisinde çalıştığını, anılan tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılan işin tehlike sınıfını ve bu kapsamda periyodik muayenelerin yapılma sıklığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, murisin kazadan önceki temin edilebilen tüm tıbbi belge ve kayıtlarını celp etmek, Kurum inceleme raporunu gözeterek rapordaki medula kayıtları ile ilgili belirlemeler karşısında müteveffanın astım hastalığı konusunda tarafların beyanlarını da almak suretiyle müteveffanın astım hastası olup olmadığını kesin olarak tespit etmek, aralarında kardiyoloji alanında uzman bir hekimin ve (astım hastası olduğunun tespit edilmesi halinde) solunum yolu hastalıkları konusunda uzman bir hekimin de bulunduğu iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi kuruluna somut olayı inceleterek daha önceki bilirkişi kusur raporlarını ve temin edilecek tıbbi kayıt ve belgeleri de irdeleyecek şekilde kusurun oran ve aidiyetini, iş kazasının meydana gelişinde bünyesel faktörlerin etkili olup olmadığını, etkili olmuş ise oranını belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda alınacak bu yeni hesap raporunda bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi, hükme esas 12.04.2019 tarihli bilirkişi hesap raporundaki gibi olması gerektiğini gözeterek usuli kazanılmış hakları da dikkate alıp oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 5.Davalı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.