Başvuru, müştekinin duruşmada dinlenilmemesi ve ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının; son duruşmada hazır bulundurulmama, suça konu eşyanın iadesi nedeniyle cezada indirim yapılmaması ve nihai kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; temyiz incelemesinin duruşma açılmaksızın yapılması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir
Başvuru, müştekinin duruşmada dinlenilmemesi ve ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının; son duruşmada hazır bulundurulmama, suça konu eşyanın iadesi nedeniyle cezada indirim yapılmaması ve nihai kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; temyiz incelemesinin duruşma açılmaksızın yapılması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/7/2014 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş bildirilmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: İ.A. isimli kişi 29/10/2000 tarihinde polise verdiği ifadesinde, başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin bir büroda kendisini darp ve tehdit ettiklerini, başvurucunun silahla kendisine vurduğunu, aracında bulunan 80 TL parayı aldıklarını, toplamda 000 TL'lik çek imzalattırdıklarını, ertesi gün iade etmek üzere aracına el koyduklarını ve şikâyetçi olması hâlinde aracın içine uyuşturucu koyup yakalatacaklarını söylediklerini belirtmiştir. İ.A., aracının bir hafta sonra geri verildiğini fakat araçtaki bir iki eşyanın alınmış olduğunu, çekleri iptal ettirdiğinden diğer kişilerin çek bedellerini tahsil edemediklerini, tehdit edildiğinden dolayı o tarihe kadar şikâyetçi olamadığını söylemiştir. Aynı gün yapılan teşhis işleminde İ.A., H. İ. ve H. K.yi teşhis etmiştir. Başvurucu 18/10/2001 tarihinde gözaltına alınmış ve 19/10/2001 tarihindetutuklanmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2001 tarihli iddianamesi ile H. K.nin kurduğu çıkar amaçlı suç örgütüne üyelikten ve bu kapsamda İ.A.ya karşı yağma suçunu işlemekten dolayı başvurucu hakkında dava açılmıştır. 12/3/2002 tarihinde, başvurucunun yargılamaya konu suçlardan tahliyesine karar verilmiştir. Anılan suç örgütüne yönelik olarak açılan tüm davalar (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.200/273 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Başvurucu, çeşitli aşamalarda alınan ifadelerinde çek gasp edilmesi olayına katılmadığını, olay günü arabayla binanın aşağısında beklediğini, İ.A. ile bazı kişiler arasında içeriğini bilmediği bir tartışmanın olduğunu, bu kişilerin arabaya bindiklerinde "Altı parça çek aldık" şeklinde konuştuklarını söylemiştir. Y. Ö., yargılama aşamasında verdiği ifadesinde H. K.nin mağduru büronun bulunduğu yere getirmesini söylediğini, başvurucu ve diğer bir kişiyle birlikte şahsı büronun bulunduğu yere getirdiklerini, kendisinin aşağıda beklediğini, bina içinde yaşananlara ilişkin bilgisinin olmadığını ve çek alınması olayına karışmadığını belirtmiştir. H.K. ve H. İ. Mahkeme önünde verdikleri ifadelerinde, gasp olayına katılmadıklarını söylemiş ve polis tarafından alınan ifadelerini kabul etmemişlerdir. S. ise H. K. ve İ. A.nın olay günü işyerinin üst katına geçtiklerini, bir süre sonra tartışma yaşandığını, üst kata çıktığında H. K.nin elinde silah olduğunu ve "Paramı kimseye yedirmem" dediğini belirtmiştir. Başvurucunun, H. K., H. İ. ve Y. Ö.nün dava öncesindeki ifadelerinde gasp olayını doğrular biçimde beyanda bulundukları ve H. İ.nin başvurucu ile H. K.nın elinde silah olduğunu söylediği anlaşılmaktadır. Başvurucu, duruşma tutanaklarını ibraz etmemiştir. UYAP dosyasında, 7/3/2006 tarihinden itibaren gerçekleşen duruşma tutanaklarının bulunduğu görülmüştür. Başvurucunun müdafii 5/12/2006, 7/6/2007, 27/9/2007, 31/1/2008, 17/4/2008,17/7/2008, 25/11/2008, 2/7/2009, 24/11/2009, 2/9/2010, 30/12/2010, 20/9/2011 ve 5/6/2012 tarihli duruşmalara katılmamıştır. Bu duruşmaların büyük çoğunluğunda diğer bazı sanık veya müdafiler de hazır bulunmamış ya da bazı soruşturma işlemlerinin yapılması beklenilmiştir. 8/11/2012 tarihli duruşmada ve daha önceki birçok duruşmada Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin önceki mütalaalarını tekrar etmiş; başvurucunun müdafii de daha önce verdiği savunmalarını tekrarladığını belirtmiştir. Başvurucu, 7/3/2006 tarihinden sonraki duruşmalara katılmamıştır. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/7-5746 numaralı müddetnamesine göre başvurucu, 4/5/2011 tarihinde başka suçlar nedeniyle cezasını çekmek üzere cezaevine alınmıştır. Başvurucunun koşullu salıverilme ile cezaevinden çıkış tarihi 9/3/2016 olarak hesaplanmıştır. (Kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli), 8/11/2012 tarihli ve E.2000/273, K.2012/277 sayılı kararıyla yağma suçundan dolayı başvurucunun on yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve örgüt üyeliği suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme, aynı davada yargılanan diğer on üç sanık hakkında da çeşitli hükümler kurmuştur. Mahkeme, uzun süredir aranmasına rağmen bulunamaması nedeniyle ve kolluktaki beyanları ile diğer sanıkların ifadelerini yeterli gördüğünden müşteki dinlenilmeksizin hüküm kurulduğunu kararında açıklamıştır. Kararın mahkûmiyete ilişkin kısmı aşağıdaki gibidir:"... sanıklar Hasan ... K..., Hüseyin İ..., Ali ... E..., Yıldıray Ö... ve Salim E... birlikte müştekiyi ... kredi işini konuşmak bahanesiyle ... dükkana götürdükleri, [s]anıkların bazılarında silah olduğu, bazılarında tahta sopa olduğu, müştekiyi dükkanın üst katına çıkardıkları, burada sanık Hasan ...'in müştekiyi tehtit ederek kendisinden elli milyar para istediği, müştekinin o kadar parasının olmadığını söyleyip çek verebileceğini söylediği, akabinde 6 adet beşer milyarlık toplam 30 milyarlık çeki sanık Hasan ...'e verdiği, ayrıca 80 milyon TL'de para verdiği, yine sanıkların müştekinin arabasını alarak ona eski model bir araba bırakarak olay yerinden ayrıldıkları, sanık Hüseyin İ...'in, Salim E..., Yıldıray Ö...'ın Hasan ... K...'ın olayın yukarıda anlatıldığı şekilde olduğuna dair beyanlarından, ayrıca beyanlarında geçen Hüseyin İ...in [S]alim ve Yıldıray'da[] tabanca olduğuna dair beyanından, Maşallah S...'in Hasan ...'de silah olduğuna dair beyanından, yine müştekinin olaya karışan olarak adı geçen sanıkların isimlerini verdiği beyanından, sanıklardan Salim[']de silah olduğuna dair, Hasan ...'in kendisini dövdüğüne dair beyanından, sanık Yıldıray ...'ın mahkemedeki kaçamaklı anlatımlarından ve tevilli ikarırından ayrıca olaya katılan olarak sanıkları teşhisinden ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır." Başvurucu, bu karara karşı 13/11/2012 tarihli dilekçeyle temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucu, 6/12/2012 tarihinde verilen gerekçeli temyiz dilekçesinde müştekinin kovuşturma aşamasında dinlenilmediği ve kolluktaki beyanına dayalı hüküm kurulduğu, kısmi iade nedeniyle cezada indirim yapılması, Mahkemenin yargılama çevresindeki bir cezaevinde hükümlü olarak bulunmakta olduğundan duruşmaya getirilip kararın yüzüne karşı verilmesi gerektiği gerekçeleriyle duruşmalı inceleme yapılmasını ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, süresinden sonra yapıldığını belirterek duruşma talebini kabul etmemiştir. Yargıtay 28/5/2014 tarihli ve E.2013/16913, K.2014/10600sayılı ilamıyla başvurucunun temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamıştır. Yargıtay, müştekinin aracına tehditle el konulması ve şikâyetçi olmaması üzerine bir hafta sonra aracın iade edilmesi nedeniyle etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu, nihai karardan 18/6/2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir.Başvurucunun daha erken bir tarihte Yargıtay ilamını öğrendiğini gösteren bir bilgi ve belgeye dosya içinde rastlanmamıştır. Başvurucu 16/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun "Sanığın duruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir: "Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.".