Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin ve hapis cezaları ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin ve hapis cezaları ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Ankara'nın Çankaya ilçesinde bulunan Çankaya Rehberlik Araştırma Merkezinde rehber öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvuru konusu sosyal medya paylaşımlarının ilgili kısmı şöyledir:i. 5/8/2015 tarihinde Facebook hesabı üzerinden yapılan paylaşım:"-MEB'de Rotasyon İptal Çapsız Bürokratlar Pragmatik Politikacılar: ...ve nihayet rotasyonun iptal edildiği bakanın bir televizyon konuşmasında ilan edildi... Bu süreç bakanlık bürokratları açısından uzun zamandır var olan gözlemimin bir kez daha tezahürünü ortaya koymuştur, o da ne kadar öngörüsüz oldukları. Eğitim iktidarın en yumuşak karnı ve en başarısız alan olduğu artık yadsınamaz bir gerçekliğe dönüşmüştür. Bu kadar öngörüsüz bürokratlarla eğitimin ve toplumun sürdürülebilirliğinin mümkün olamayacağını yaşayarak görmeye devam edeceğiz. Politika açısından ise AKP her geçen gün pragmatizm bataklığında çırpınmaya ve çırpındıkça da dibe vurmaya devam ettiğini göstermektedir. Her şeyi yeniden seçime (asla erken seçimdeğil) endeksleyen bir yandan şiddeti körükleyerek insanları güvenlik tercihinde bulunarak bu durumu kendilerine oya tahvil etmeye çalışmakta bir yandan da kendilerine oy kaybettirecek uygulamalarda da insanları mağdur edercesine kararsız, çelişkili kararların altına imza atmaktadırlar..."ii. 21/8/2015 tarihinde Facebook hesabı üzerinden yapılan paylaşım:- Cumhurbaşkanı Yüce Divan'da Yargılanmalıdır: AKP'nin ebedi başkanı anayasal suç işlemektedir. 10 Ağustos 2014'te ülke olarak Cumhurbaşkanı seçtiğimizi zannederken yaşanan bir yıllık süreçte ne yazık ki AKP'nin ebedi başkanını seçtiğimizi gördük. Gelinen noktada hukuk tanımazlığının ya da tolere edilebilirliği kalmamıştır. Bir yıldır fiili başkanlık sistemini ülkeye dayatarak ortaya koyduğu hukuk tanımazlığı, CHP'ye,.., hükumeti kurma görevi vermeyerek zirve yapmıştır. Bu durum çok açık bir şekilde Anayasal gasp olup Anayasal Düzen ve Bu Düzeninİşleyişine Karşı Suçlar başlıklı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde tanımlanmıştır,..., AKP'nin ebedi başkanı olmakla birlikte birileri Cumhurbaşkanı dedikleri için ve de Cumhurbaşkanları sadece Yüce Divan'da yargılanabildiklerinden yapılması gereken hukukun gereğini yapmak ve Yüce Divan sürecini başlatmaktır. Anayasa'nın maddesine göre "Cumhurbaşkanı vatana ihanetten dolayı,..., suçladıırılır, Anayasa Mahkemesi tarafından da Yüce Divan sıfatıyla yargılaması gerçekleştirilir. Artık iş siyasi partilere düşmektedir. Söylemlerinde ne kadar samimidirler bunu tarih gösterecektir..iii. 25/8/2015 tarihinde Facebook ve bilatarihli Linkedln hesapları üzerinden yapılan paylaşım:"-SÜRGÜN HİKAYEM: ...okul ve kurum yöneticilerinin görevden alınma sürecinde... yönetici arkadaşlarımızın itibarsızlaştırılarak görevden alınmalarına tepki göstermiş ve... dayanışma içerisinde olmaya çalışmıştım. Dayanışma içinde olmak, iktidarların mağdur ettiği kişilerin yanında olmak, iktidarların en çok korktukları şeydir... Benim bu duruşum iktidarı rahatsız etmiş, hakkımda yaratılan uyduruk senaryonun (ki en büyük senarist(!) ve yönetmenin(!) Beştepe'de kaçak sarayda yaşadığı bu ülkede) hayata geçirilmesi sonucu soruşturma açılmış..., soruşturmaya koşulan idarenin/iktidarın celladı rolüne soyunmuş... müfettişler ve bu senaryonun figüranlarınca hayata geçirilen,..., soruşturma raporuna dayanılarak,..., sürgünüm çıktı,..., Yer değişikliğinin ve cezanın bir hükmü yoktur. Bunların hukuk kırıntısı kalmış bir yargı tarafından dahi iptal edileceğinden adım gibi eminim..." Anılan paylaşımlar nedeniyle başvurucu hakkında müfettişlere ve devlet büyüklerine karşı hakaret, aşağılama, iftira ve küçük düşürücü söylemlerde bulunmanın yanı sıra paylaşımlarının bir siyasi parti aleyhinde olduğu belirtilerek idari yönden disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle paylaşımları kendisinin yaptığını ve paylaşımlarının eleştirel mahiyette olduğunu belirtmiştir. Paylaşımlarında geçen "çapsız bürokratlar" ifadesiyle öğretmenlerin rotasyon iptali konusunda geleceği öngörememeyi kastettiğini ve bu kararı pragmatik olarak değerlendirdiğinden AK Partiyi eleştirdiğini ifade etmiştir. Bunun yanında başvurucu, Cumhurbaşkanı'nın seçildikten sonra AK Parti başkanlığını bırakmamasının ve fiilî olarak başkanlık sistemine geçmesinin anayasal bir suç teşkil etmesi nedeniyle Yüce Divanda yargılanması gerektiğini düşünmektedir. Başvurucu son paylaşımında ise Cumhurbaşkanlığı külliyesinde seçimlerin yenilenmesine ilişkin bir senaryonun kurgulandığını ve bu kurguyu yapanları eleştirdiğini, paylaşımlarında Cumhurbaşkanı'nı ve hiçbir devlet büyüğünü aşağılamadığını, Cumhurbaşkanı'na ve hiçbir devlet büyüğüne hakaret etmediğini veya iftira atmadığını belirtmiştir. Soruşturma neticesinde başvurucunun paylaşımlarının bir devlet büyüğü olan Cumhurbaşkanı'na hakaret niteliğinde olduğu, siyasi parti olan AK Parti aleyhine ifadeler içerdiği belirtilerek başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (o) alt bendi "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının uygulanması teklif edilmiştir. Nihayetinde başvurucunun yükselebileceği kadronun son kademesinde olması nedeniyle brüt aylığından dörtte bir oranında kesinti yapılmasına il disiplin kurulunca karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek şekilde, bir siyasi parti aleyhine siyasi paylaşımlarda bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Söz konusu karar istinaf kanun yolunda kesinleşmiştir. Bunun yanında somut olaya konu paylaşımları nedeniyle başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ceza soruşturması başlatılarak Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan cezalandırılması için iddianame düzenlemiştir. Yargılamayı yapan Ankara Asliye Ceza Mahkemesi anılan suç yönünden eylemin sübuta erdiğini belirterek başvurucunun 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Anılan karar itiraz kanun yolunda kesinleşmiştir. Başvurular çeşitli tarihlerde yapılmıştır. 2018/5627 numaralı başvurunun kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/6883 numaralı başvuruyla birleştirilmesine Komisyonca karar verilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.