11. Hukuk Dairesi 2011/15388 E. , 2012/6651 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2011 tarih ve 2011/351-2011/351 D.İş sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilenler (karşı taraf vekilleri) tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan ihtiyati haciz isteyen vekili Av.... ile i…
**11. Hukuk Dairesi 2011/15388 E. , 2012/6651 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2011 tarih ve 2011/351-2011/351 D.İş sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilenler (karşı taraf vekilleri) tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan ihtiyati haciz isteyen vekili Av.... ile ihtiyati hacze itiraz edenlerden Lilly İlaç Tic.Ltd.Şti. vekilleri Av. ..... ve Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili şirket tarafından karşı taraf aleyhine "Resapin Adlı Tıbbi Ürünün Davalıların Patentine Tecavüz Etmediğinin Tespiti" istemiyle menfi tespit davası açıldığını, açılan bu davaya karşılık olarak, karşı tarafın "tecavüzün önlenmesi" talebiyle "karşı dava" açtığını, belirtilen iki davanın İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2004/786 E. sayılı dosyasında birleştirildiğini,İstanbul 2, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2004/786 E. sayılı davası devam ederken ve tüm yasal ruhsat ve satış izinleri alındıktan sonra ve "Resapin" adlı ürün piyasada satışa sunulmak üzere ecza depolarına dağıtıldığı anda ve tarihte, karşı tarafın istemi üzerine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2004/786 E sayılı dosyasından. 28.06.2005 tarihinde, "Rexapin Adlı İlacın Satışa Çıkarılmasının ve Dağıtılmasının Tedbiren Durdurulması" yönünde haksız ihtiyati tedbir kararı verildiğini, daha sonra, söz konusu haksız ihtiyati tedbir kararının aynı mahkeme tarafından 18.11.2005 tarihinde kaldırıldığını, tam 7 yıl süren yargılama sonucunda, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2004/786 E. sayılı dosyasından verilen kararla; "Müvekkil Tarafından Vaki Herhangi Bir Tecavüzün Olmadığının Tespiti ve Menfi Tespit Davası'nın Kabulü, Davalılar-Karşı Davacılar Tarafından Tecavüzün önlenmesi Talebiyle Açılan Karşı Davanın Reddi'' hüküm altına alındığını, kararın kesinleştiğini, bu çerçevede, müvekkilim Şirket'in söz konusu haksız ihtiyati tedbir karan nedeniyle, tüm yasal izinleri alınmış olan ürününü piyasada satışa sunamamış olmasından dolayı, çok ciddi maddi, manevi kayba ve zarara uğradığını ileri sürerek, davalıların mal varlıklarının 3. kişilere devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir istemi HMK.nun 389 vd. maddeleri uyarınca yerinde görülmekle itiraz yolu açık olmak üzere kabul edilmiştir. Karşı taraf vekilleri, ihtiyati tedbir istemi koşullarının oluşmadığını iddia ederek, itirazen ihtiyati tedbir kararının durdurulmasını, değiştirilmesini veya kaldırılmasını istemiştir.. Mahkemece, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre, tedbirin kaldırılması isteminin reddine, davalılar tarafından dava değeri kadar teminat gösterildiğinde sunulacak teminat mektubu üzerine tedbir konulması şeklinde değiştirilmesine karar verilmiştir. Kararı, aleyhine ihtiyati tebdir kararı verilenler(karşı taraf) vekilleri temyiz etmiştir. 1.Mahkemece, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması kararı her ne kadar mümeyyiz vekillerince aleyhine tedbir kararı verilen her iki şirket adına temyiz edilmiş ise de, yargılama aşamasında ...' nin merkezinin yurt dışında olduğundan bahisle dava dilekçesinin teslim alınmayıp iade edildiği, esasen dosya arasında anılan yabancı şirket tarafından verilmiş bir vekaletnamenin de bulunmadığı, kaldı ki Dairemizde yapılan duruşmada dahi yabancı şirketin vekili olmadıklarının açıkça beyan edilmesi karşısında temyiz dilekçesinin ... yönünden dikkate alınmaksızın yalnızca Lilly İlaç Tic.Ltd.Şti.yönünden değerlendirme yapılmasına karar verilmiştir. 2.Dava, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkin olup, ihtiyati tedbir isteyen taraf vekili yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere o davadaki haksız ihtiyati tedbir kararından dolayı dava açmış ve işbu davaya bağlı olarak da, "dava konusu talep tutarının büyüklüğü ve hak kaybının önlenmesi" açısından davalıların mal varlıklarının 3. kişilere devrinin önlenmesini teminen ihtiyati tedbir isteminde bulunmuş, mahkemece, ihtiyati tedbir istemi kabul edilerek, HMK.nun 389 vd. Maddleri uyraınca, dava değerini geçmemek ve dava süresi ile geçerli olmak üzere % 40 teminat mukabilinde değeri ile sınırlı olmak kaydı ile davalıların Türkiye'de bulunan menkul, nakit, gayri menkul, banka hesapları ve 3. kişiledeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmuş, itiraz üzerine, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre tedbirin kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK.nun 389 ncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet;Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) Kaldı ki, mahkemece, ihtiyati tedbir kararında dava konusu olaya da ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için hangi sebep yada sebeplerin ne şekilde gerçekleştiği de denetlenebilir bir şekilde açıklanmamıştır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, HMK.nun 389 ncu maddesindeki koşulların oluşmadığı ve geçici hukuki korumanın diğer bir türü olan ihtiyati haciz gibi ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği mahkemece nazara alınarak ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüne karar vermek gerekirken denetlenebilir bir gerekçe dahi gösterilmeden bu istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz Lılly İlaç Ticaret Ltd. Şti.lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bette açıklanan nedenlerle, mümeyyiz vekillerinin temyiz itirazlarının yalnızca Lilly İlaç Tic.Ltd.Şti.yönünden incelenmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz Lılly İlaç Ticaret Ltd. Şti.vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan mümeyyiz yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Lilly İlaç Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.