T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/661 - 2026/814 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/661 KARAR NO : 2026/814 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2023 NUMARASI : 2021/63 E. - 2023/518 K. DAVANIN KONUSU :Marka Hakkına Tecavüz ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/661 - 2026/814 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/661 KARAR NO : 2026/814 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/11/2023 NUMARASI : 2021/63 E. - 2023/518 K. DAVANIN KONUSU :Marka Hakkına Tecavüz ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2023 tarih ve 2021/63 E. - 2023/518 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/54877 tescil numarası ile 03 ve 05. Sınıflarda tescil edilmiş markasının davalı tarafça kullanıldığını, bu hususta davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, kozmetik ve parfümeriyi içine alan alanlarda davalı şirketçe üretilen mallar üzerinde müvekkili şirkete ait marka hakkının kapsamına giren işaretin ''...'' kısmının kullanıldığını, "..." markasının sadece müvekkilinin şirket ünvanı olarak kalmayıp markası olduğunu ileri sürerek davalı şirketin, müvekkiline ait markaya tecavüz eylemlerinin önlenmesi, men-i, müvekkiline ait işaret ile satışa sunulan ürünlere el konulması, müvekkiline ait işaretin kullanıldığı ürünlerin satış platformlarından kaldırılması, şimdilik 25.000,00 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL itibar tazminatı ve 25.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren reestkont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili, davacının tescilindeki ayırt edici unsurun "...." ibaresi olduğunu, müvekkilinin "..." markası adı altında tescillerinin bulunduğunu, iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada ise, müvekkilinin 'innova' markasının 1983 yılından beri yani 40 yıldır tescilli olduğunu, davalının markasının müvekkilinin markasındaki ilk iki harfin yer değiştirilerek oluşturduğunu, davalının, ... esas unsurlu marka başvurularının benzerlik sebebi ile reddedilmesi üzerine, kanunu dolanarak dava konusu, esas unsuru .... gibi gözüken markayı tescil ettirdiğini, kötüniyetli olduğunu, iltibas bulunduğunu ileri sürerek 2018/54877 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı - birleşen davalıya ait 2018/54877 sayılı marka ile davalı - birleşen davacıya ait 86046 ve 2012/68995 sayılı markaların gerek emtia, gerekse işaret bakımından benzer oldukları, daha önce mesnet markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan gerek dikkatli ve bilinçli, gerekse makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı mesnet markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşeceği, bir kısım tüketici kesiminin, markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı - birleşen davacı vekili her ne kadar, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini ileri sürse de, dosya kapsamı itibariyle her iki iddianın da sübut bulmadığı, birleşen davada 2018/54877 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğinden asıl davada ileri sürülen 2018/54877 sayılı marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerinin reddi gerektiği gerekçesi ile davacı - birleşen davalının, davalı-birleşen davacıya yönelttiği davanın reddine, davalı - birleşen davacının, davacı-birleşen davalıya yönelttiği davanın kabulü ile 2018/54877 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirkete ait ... Ecza Deposu İth. İhr. Ltd. Şti. adlı markanın tescilli olduğunu, davalının çeşitli satış platformlarında, müvekkilinin marka hakkının ihlalini oluşturacak derecede ticari kullanımlarının bulunduğunu, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmediğini, birleşen davada davacının markası ile müvekkilinin markasının iltibas yaratacak şekilde benzer nitelikte olmadığını, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ilk iki harfin değişimiyle markanın gerek işitsel gerekse de görsel ve kavramsal olarak farklılaştığını kabul etmek gerektiğini, birleşen davada davacının hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri gibi karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Asıl dava, marka hakkına tecüvüz, birleşen dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, birleşen davada verilecek hükmün, asıl davada ileri sürülen talepleri doğrudan etkileyeceğinden, mahkemece ilk olarak birleşen davada ileri sürülen 2018/54877 sayılı markanın hükümsüzlüğü isteminin incelenmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacı - birleşen davalıya ait 2018/54877 sayılı marka ile davalı - birleşen davacıya ait 86046 ve 2012/68995 sayılı markaların biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzer bulunduğu, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan markanın hükümsüzlüğü nedeniyle markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağından, asıl davada ileri sürülen iddiaların da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacı birleşen davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı birleşen davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.