Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2018-07.05.2020 tarihleri arasında demirci ustası olarak davalıya ait Kuveyt'te bulunan şantiyesinde çalıştığını, son ücretinin net 473,00 Kuveyt Dinarı olduğunu, aylık ücretle çalışmasına rağmen, raporlu olduğu günler, tatil günleri ve çalışılmayan hafta tatili günleri ücretlerinin ödenmediğini, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücr…
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshi, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplama yöntemi, hesaplanan alacaklardan yapılan mahsup konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İş sözleşmesinin feshi taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olup, bu husus Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınıp incelenmelidir. Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun 48. maddesi; "Aşağıdaki durumların herhangi birinde işçi bildirimsiz olarak iş sözleşmesini sonlandırabilir ve iş sonu ikramiyesi alabilir: a- İşveren Kanun hükümlerine veya iş sözleşmesine uymazsa, b- İşveren veya vekili işçiye saldırırsa ya da onu kışkırtırsa, c- Sağlık Bakanlığı Tıbbi Hakem Komitesi kararına göre işçinin işe devam etmesi güvenliğini ve sağlığını tehlikeye atacaksa, d- Sözleşmenin imzalanmasından sonra, işveren veya vekili işin şartlarıyla ilgili hile veya kandırmaya başvurursa, e- İşveren işçiye ceza gerektiren bir suç isnat eder ve işçi bu suçtan mahkeme kararı ile beraat ederse, f- İşveren veya temsilcisi, işçiye karşı ahlaka aykırı bir eylemde bulunursa." şeklindedir. Kuveyt İş Kanunu'nun 52. maddesinde ise "Bu Kanunun 45. Maddesi hükümleri gözetilmekle birlikte işçi, aşağıdaki hallerde bir önceki maddede belirtilen iş sonu ikramiyesini tam olarak hak eder: a- İş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmişse, b- Belirli süreli iş sözleşmesinin süresi sona ermiş ve yenilenmemişse, c- İş sözleşmesi bu Kanun’un 48, 49, 50. Maddeleri hükümlerine göre feshedilmişse, d- İş sözleşmesi evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ve evlilik sebebiyle kadın çalışan tarafından feshedilmişse." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde; Covid-19 salgınıyla beraber şantiyedeki işçilerin yemek, temizlik ve barınma gibi temel ihtiyaçları Şirket tarafından yeterli seviyede karşılanmadığı gibi gerekli sağlık tedbirleri de alınmadığını, işçilerin toplu şekilde işten çıkartıldığını ve gruplar hâlinde ihbar tazminatlarının yanı sıra işçilik alacakların bir kısmı da ödenmeden Türkiye'ye gönderildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde; davacı işçinin Türkiye'ye dönmek için istifa etmek istediğini ilgili amirlerine ve personel departmanına sözlü olarak beyan ettiğini, işçinin istifa sonrası gerekli işlemleri yapmak üzere personel birimine gelmediğini, davacının istifa ederek ayrıldığını kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı almaya hak kazanmadığını savunmuştur. Dosya içeriğinde, davacının el yazısı ile imzasını taşıyan dilekçe bulunmakta olup davacı işçi bu dilekçede; "Çalışmakta olduğum limak s.p.c kuwait şirketimizde c19 corona virüs salgınından dolayı sağlığım açısından 26.04.2020 tarihinden itibaren bütün haklarımın tarafıma verilmesini arz ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, istifa dilekçesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın işverenin iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmayacak şekilde sona erdirildiğine ilişkin ispat yükünü yerine getiremediği sonucuna varılarak kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hükmedilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Somut olayda davacıya ait dilekçe içeriği ile dinlenen tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, pandemi dönemi koşullarında davalıya ait Kuveyt'te bulunan işyerinde çalışmayı sürdürmesinin sağlığını tehlikeye atacak boyutlara ulaşması sebebiyle çalıştığı ülke mevzuatı uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sabit olan davacı lehine kıdem tazminatı alacağına hükmedilmesi isabetlidir. Diğer taraftan haklı olsa da iş sözleşmesini fesheden taraf ihbar tazminatı talep edemeyeceğinden davacının ihbar tazminatı alacağı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ulusal bayram ve genel tatil ücretine ilişkindir. Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun 68. maddesi şöyledir: "İşçinin tam ücretli olarak resmi izinli sayıldığı günler: a- Hicri Yıl Başlangıcı, 1 gün b- İsra ve Mirac günü, 1 gün c- Ramazan Bayramı, 3 gün d- Kurban Bayramı Arefe günü, 1 gün e- Kurban Bayramı, 3 gün f- Hz. Peygamberin Doğumu, 1 gün g- Milli Gün 25 Şubat, 1 gün h- Kurtuluş Günü 26 Şubat, 1 gün i- Miladi Yıl Başlangıcı, 1 gün İş koşulları bugünlerden birinde işçinin çalışmasını gerektirirse, işçi çift ücret ve bir gün tatil hakkı elde eder." Somut olayda; davacı dava dilekçesinde; Türk dinî bayram günlerinin bir kısmı ile Türk millî bayramlarının tamamında çalıştığını iddia etmiştir. Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda; davacının, ramazan ve kurban bayramlarının 1 günü dışında Kuveyt ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tümünde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında dinlenen ve davası bulunmayan davacı tanığı M.B dinî bayramlarda izinli olduklarını, ancak ücretinin ödenmediğini, Kuveyt'in millî bayramlarında 1 yada 2 gün izin verildiğini; davacı tanığı E.Ç. ise ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapmadıklarını beyan etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda beyanlarına dayanılan davacı tanıklarının, davalı aleyhine açtıkları davalarının olması ve davacının Kuveyt işyerinde çalıştığı hususları dikkate alındığında; davacının Kuveyt İş Kanunu'na göre ulusal bayram ve genel tatil olarak kabul edilen günlerde çalışmadığı anlaşılmaktadır. İspatlanamayan ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi yerine kabulü de bozmayı gerektirmiştir. 3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma alacağı hesabında ödenen miktarlar mahsup edilirken, önce mahsup yapılıp sonra indirim uygulanması Dairemiz ilke ve esaslarına aykırıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 29.04.2024 tarihli ve 2024/2024/2856 Esas, 2024/7435 Karar sayılı karar). Buna göre, belirlenen fazla çalışma miktarından önce uygun bir indirim yapılıp ardından ödenen miktarın mahsup işlemi gerçekleştirilmelidir. Hatalı mahsup işlemi bozmayı gerektirmiştir.