Başvuru, cinsel saldırı ve taciz suçunun işlendiği iddiasıyla Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cinsel saldırı ve taciz suçunun işlendiği iddiasıyla Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru ile ilgili görüş bildirmeye gerek görülmediği ifade edilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Bir üniversitede Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümünde öğrenci olan başvurucu, gönüllü stajyerlik yapmak için Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu İstanbul Radyosuna (Kurum) başvurmuştur. Başvurucu staj talebinin kabul edilmesinin ardından anılan Kurumda staja başlamıştır. Başvurucu, staj yaptığı işyerinde cinsel taciz ve cinsel saldırı eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla 23/7/2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; staja başladıktan bir süre sonra Kurumda radyo programı yapan H.K. isimli şahsın kendisini takip edip "Çok güzelsin, çok tatlısın", "Seni yemeğe götüreyim, dışarıda buluşalım." şeklinde ifadeler ile sözle taciz etmeye başladığını, cinsel deneyimi olup olmadığı gibi normal bir ilişkide konuşulmayacak konularda sohbet etmeye çalıştığını belirtmiştir. Daha sonra 8-9/6/2015 tarihlerinde staj işlemleri için Kuruma gittiğinde H.K.nın kendisine yaklaşarak "Şimdi şeytan öp diyor." şeklinde rahatsız edeci ifadeler kullandığını, yanından uzaklaşmak istediğinde de arkasından gelerek belinden kavrayıp saçından öptüğünü, bu şekilde uzun süredir devam eden sözlü tacizlerin fiziksel bütünlüğünü ihlal edecek seviyeye ulaştığını vurgulamıştır. Ayrıca başvurucu, yaşadığı olayları öğretmeni A. ve arkadaşı E.ye anlattığını, daha sonra staj işlemleri için Kuruma gittiğinde Kurum Müdürü T.nin"cinsel taciz konusunda annesinin aradığını, bundan sonra Kuruma kabul edilmeyeceğini" söyleyerek stajını onaylamadığını ifade etmiştir. Başsavcılık 2/12/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinde; şüphelinin atılı suçlamayı kabul etmediği, müştekinin iddialarının doğrulanmadığı, davet edildiği hâlde müştekinin ifade vermeye gelmediği ve şikâyete konu olayların ne zaman gerçekleştiğine dair net bir tarih veremediği vurgulanmıştır. Ayrıca 2015 yılının Haziran ayına ait bütün görüntü kayıtlarının incelenmesinin fiziken mümkün olmadığı ve soyut iddia dışında kamu davasını açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından belirtilen karara karşı yapılan itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından itiraz nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir.Karar, başvurucuya 12/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 11/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ayrıca UYAP üzerinden yapılan incelemede; başvurucunun suç duyurusuna konu olaylar nedeniyle 28/3/2016 tarihinde açtığı manevi tazminat talepli davasının İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/4/2017 tarihli kararıyla miktar yönünden kısmen kabul edildiği ve kararın kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir. Mahkeme, davalı H.K.nın stajyer olarak çalışan başvurucuyu önce rahatsız etmeye başladığı, sonra cinsel tacizde bulunduğu yönündeki iddianın tanık ve kamera kayıtları ile doğrulandığı kanaatine ulaşarak başvurucu lehine 000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun başvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan "Cinsel saldırı" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:''(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." 5237 sayılı Kanun’un başvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan "Cinsel taciz" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." 17/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."