11. Hukuk Dairesi 2022/3479 E. , 2023/7283 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1876 Esas, 2022/312 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/122 E., 2019/210 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge A
**11. Hukuk Dairesi 2022/3479 E. , 2023/7283 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1876 Esas, 2022/312 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/122 E., 2019/210 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirket esas sermayenin 200.000,00 TL olarak belirlendiğini, zaman içerisinde diğer hissedarların hisselerini ...'e devretmesi sonucu anılan kişinin hakim konuma geldiğini, pay devirleri ile müvekkilinin 60.000,00 TL payı diğer ortağın ise 140.000,00 TL payı bulunduğunu, pay oranının değişmesi sonucu toplanan olağanüstü genel kurulda şirket sermayesinin 2.000.000,00 TL'ye yükseltilmesinin görüşülerek yasaya aykırı şekilde kabul edildiğini, 07.12.2016 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırımı kararın iptali için açılan davanın derdest olduğunu, hakim ortak konumuna gelen diğer ortağın, davacının şirket genel müdürlüğüne son verip, gerekçesiz ve hiç bir finansal temeli olmadan sermaye artırımına gitme isteğinin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin faaliyet konusu olarak belirlenen işleri gereği gibi yerine getirmek yerine, şirketin hakim pay sahibi tarafından istenen şekilde yönetildiğini, şirketin faaliyet amacından çıkarak şahsi çıkarlar için kullanıldığını, davacının azlık haklarının kullanmasının engellenmek istendiğini, şirketin yüksek miktarda sermaye artırımına gitmek suretiyle düşük miktarda pay sahibi olan azlık ortağının şirketten tasfiye etmek amacı güdüldüğünü, azlık haklarının ihlal edilmek istendiğini, haklı nedenlerin bulunması halinde azınlık pay sahiplerinin şirketin feshini veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun'un) 531 inci maddesinde belirlenen tedbirlerin alınmasını isteyebileceğini, müvekkilinin azınlık pay haklarının engellendiğini, finansman ve sermaye ihtiyacı olmaksızın ve gerekçe gösterilmeksizin, azınlık payı sahibinin haklarını ihlal etmek amacıyla sermaye artışı yapılmasının haklı neden olduğunu, hakim ortağın eylemleri ile şirketi iflasa sürüklediğini, ortaklara eşit işlem yapma ilkesine uyulmadığını ileri sürerek davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca haklı nedenle feshine, aksi halde müvekkilinin şirket hisse paylarının karar tarihindeki gerçek değeri hesaplanarak şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline ve müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket sermayesinin gelişen ekonomik durumlara yetmemesi nedeniyle sermayenin usulüne uygun olarak artırıldığını, sermaye artırımının şirketin menfaatleri ve sermaye ihtiyacı doğrultusunda gerçekleştirildiğini, davalının ticari faaliyet alanları içerisinde ve ticari teamüllere göre çalıştığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, sermaye artırımının kişisel çıkarlar için yapılmadığını, davacıdan kaynaklanan nedenlerle şirketin mali durumunun bozulması nedeniyle şirket ortağı ...'ün şahsen şirkete önemli miktarlarda para aktardığını, kâr dağıtımı nedeniyle sermaye ihtiyacı doğduğunu ve sermayeye ilave edilebilecek iç kaynak bulunmadığını, artırılan sermayenin ödenme şeklinin de yasaya uygun belirlendiğini, diğer ortağın şirketi işlevsiz hale getirdiği iddiasının yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde haklı fesih şartlarının oluşmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde haklı feshin şartlarının gerçekleşmesi halinde mahkemece fesih yerine başka bir tedbire karar verilebileceğinin düzenlendiği, azınlığın haklarını korumak için getirilen bu maddeye göre bir karar verilebilmek için azınlık haklarının ihlal edilmesi gerektiği, haklı fesih sebeplerinin varlığının ispat edilmediği, haklı fesih şartlarının oluşmadığı kabul edildiğinden maddedeki diğer seçeneklerden dava dilekçesinde yer alan ortaklıktan ayrılma gibi çözüm önerilerinin uygulanmasına da gerek görülmediği, bu çözüm önerilerinin fesih için haklı sebebin bulunması şartına bağlı olup, haklı fesih koşullarının bulunmadığı, anonim şirketlerde doğrudan doğruya ortaklıktan çıkma davası açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haklı sebep şartlarının oluşmadığına ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, genel kuruldan kısa süre önce diğer hissedarların paylarını alarak hakim ortak konusuna gelen ortağın, müvekkilinin şirketteki genel müdürlük görevine son verip, hiçbir gerekçesi ve finansal temeli olmaksızın sermaye artırılması ile hakim ortağın çoğunluk gücünü kullanarak müvekkilinin azlık haklarının sistematik olarak engellemek istediğini, bu durumun hakim ortağın kötü niyetli olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, dinlenen tanık beyanları ile de bu hususların doğrulandığını, ancak mahkemece taleplerinin değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ara kararla rayiç değer bilançosu için bilirkişi raporu alınması yönünde karar verilmesine rağmen buna ilişkin bir rapor alınmadan karar verildiğini, ortaklıktan çıkma haline ilişkin inceleme yapılarak ayrılma pay değerinin belirlenmesi gerektiğini, oluşan fesih şartlarının dikkate alınmadığını, şirketin sermaye ihtiyacı olmamasına rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden yüksek oranda sermaye artırılmasının azınlık ortağın tasfiyesine yönelik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi kapsamında şirketin feshine karar verilebileceği gibi fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkmalarına veya duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verilebileceği, ancak pay değerinin ödenmesi ve diğer alternatif çözümlerin uygulanabilmesi için öncelikle fesih için haklı nedenlerin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, somut olayda şirketin haklı nedenle feshini gerektirir bir durumun varlığının kanıtlanmamış olması karşısında, payın gerçek değerinin belirlenerek ödenmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece ayrılma payının rayiç değerinin belirlenmesine ilişkin bilirkişi raporuna yönelik itiraz nedeniyle ek rapor alınmamasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı nedenle fesih istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.