T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/103 KARAR NO : 2026/298 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2025 NUMARASI : 2025/233 Esas - 2025/816 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/103 KARAR NO : 2026/298 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2025 NUMARASI : 2025/233 Esas - 2025/816 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 23/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2025 tarih 2025/233 Esas 2025/816 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile; 16.03.2016 tarihinde saat 12:30’da davalı...’e ait, ...’in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı çekici araç ile İzmir Foça İlçesi’nde seyir halinde iken kavşağa kontrolsüz girdiğini, davacıların oğlu müteveffa sevk ve idaresindeki davacı ...’a ait ... plakalı motosiklet ile çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ...’un vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...’in 2918 s. KTK.’nun 84. ve 57/1-c maddelerini ihlal ettiğinin, asli kusurlu olduğunun, müteveffa ...’un ise 52/1-a maddesindeki kusuru ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Foça Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/451 s. dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiğini, davacıların oğullarının desteğini kaybettiğini, 16.03.2016 kaza tarihi itibari ile müteveffanın kullandığı aracın ZMM sigortasının... A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, davacı ...’un taleplerinden... A.Ş. ve ...’nın diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ...’un maddi tazminat taleplerinden... A.Ş. hariç diğer tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu, davalı ...’nın sorumluluğunun sigorta şirketlerinin teminat miktarlı ile sınırlı olduğunu ileri sürerek, 6100 s. Yasa’nın 107. md. gereğince, toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik trafik kazasında oğullarını kaybeden davacılardan ... için 1.000,00-TL, ... için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 500,00-TL cenaze ve defin giderlerinin işleten ve sürücü yönünden 16.03.2016 kaza tarihinden, ... A.Ş. ve ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, davacı anne ... için 40.000,00-TL, baba ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve işleten...’den 16.03.2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin adresinin bulunduğu İstanbul asliye ticaret mahkemesinin yetkili olduğunu ileri sürerek mahkemenin yetkisine itirazda bulunmuş, ... plakalı aracın ...A.Ş. tarafından 16.03.2016/2017 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, kaza tarihi itibariyle geçerli bir zorunlu trafik poliçesi bulunmasından dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın.... A.Ş.’ne yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek husumet itirazında bulunmuş, davacı taraf dava öncesinde müvekkiline başvuruda bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, murisinin ölümü sebebiyle yoksun kaldıkları gerçek destek miktarının var ise ilgili sosyal güvenlik kurumları tarafından yapılmış ödemeler dikkate alınarak uzman bilirkişi marifetiyle tespiti, müteveffa kask takmadan motosiklete bindiğinden ve ehliyetsiz olarak motosiklet kullandığından tazminat hesabında müterafik kusur indirimi yapılması, kusurun Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından yapılacak inceleme ile tespiti, avans faizi talebinin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olduğunu ileri sürerek, zamanaşımı itirazında bulunmuş, trafik kazası sonucu müvekkili şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dosyada kusur oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların hiçbirinin mahkeme kararına dayanak teşkil edebilecek nitelikte olmadığını, hem Adli Tıp Kurumu hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden kusur konusunda rapor alınması gerektiğini, davanın kazanın oluşmasına kendi kusuru sonucu sebebiyet vermiş bulunan müteveffanın mirasçıları tarafından ikame edilmesi nedeni ile kusur durumu dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, ispat külfetinin davacılarda bulunduğunu, mütevaffanın davacılara destek olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, tazminat hesabı uzmanlık gerektirdiğinden, hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek hesaplama yapılması gerektiğini, olayın haksız fiilden kaynaklanmasına, taraflara ait araçların hususi olmasına göre davalı şirketin yasal faiz ile sorumlu bulunduğunu savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, derdest ceza davasının sonuçlanıncaya kadar bekletici mesele yapılmasına, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalılar.... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebine ilişkin davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, HMK.’nun 16. md. gereğince haksız fiilden kaynaklanan davalarda haksız fiilin gerçekleştiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazanın davacıların ve davalıların adreslerinin bulunduğu Foça İlçesi sınırlı içinde meydana geldiğini, genel yetki kuralı gereğince de Foça mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacıların oğullarını kaybetmesi ile herhangi bir maddi destekten yoksun kalmadıklarını, oğullarının eğitim durumu ve olası durumlarda ebeveynlerine maddi destekten bulunabilecek durumda olmadığını, bu konuda davacıların acılarının yeni olması nedeniyle ayrıntılı olarak açıklamada bulunmayacaklarını, ancak bilirkişi raporuna yardımcı olmak amacıyla müteveffanın yaşam tarzı, eğitim durumu ve Foça İlçesi’ndeki benzer durumlardaki kişilerin kazançlarını mahkemeye bildireceklerini, kaza tespit tutanağında müvekkili sürücü ...’in asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, ancak bunun doğru olmadığını, kusurun ceza yargılaması sonucunda açıklığa kavuşacağını, kaza sırasında sürücü müteveffa ...’un alkollü olduğunu, ehliyetinin olmadığını, kask takmadığını, 15 yaşında bir öğrencinin Çarşamba günü saat 12.30’da alkollü, ehliyetsiz ve kask takmamış bir halde motor kullanmasının izahının bulunmadığını, sigortalı olarak inşaatlarda taş işçiliği yaparak geçimlerini sağlayan ve ikişer çocuğu bulunan müvekkillerinin maddi durumunun talep edilen manevi tazminat miktarını ödeyebilecek durumda olmadığını, kısıtlı kazançlarıyla sadece kendi çekirdek ailelerine bakmakla kalmayıp uzaktaki anne ve babalarına da yardımda bulunduğunu savunarak, öncelikle usuli itirazları değerlendirilerek görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesini, koşulları oluşmayan destekten yoksun kalma tazminatının, fahiş ve ödenme kabiliyeti olmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesini istemiştir. KALDIRMA 12/01/2023 TARİH VE 2020/768 E. 2023/44 K. SAYILI KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların oğulları ...’un, davalı... A.Ş. Tarafından sigortalı motorsiklet ile % 25 oranında tali kusuruyla meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, kazada davalı sürücüsü ...’in % 75 oranında kusurlu bulanan, davalı...’e ait aracın ZMMS poliçesinin bulunmadığı, kazanın 26.04.2016 tarihinde yapılan değişikliğinden önce meydana gelmesi nedeniyle, davacıların sigorta şirketine başvuru şartı bulunmadığı, ölen ...’un alkolsüz olması, ehliyetsiz oluşunun ise kazanın oluşuna tali derecedeki kusur dışında herhangi bir etkisinin bulunmaması, ölüm nedeni başından aldığı darbeden kaynaklı bulunmadığından, kask takmamış olması müterafık kusur oluşturmadığı, 05.09.2019 tarihli ek rapor uyarıca davacı anne ... için ev kadını olduğunun kabulü ile kendisi için yetiştirme gideri indirimi yapılmadan hesaplanan 117.598,34-TL, davacı baba ... için, 48.956,73-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.672,50-TL cenaze gideri toplamı 50.629,23-TL maddi tazminat ile davacı anne... için takdiren 40.000,00-TL, baba ... için 30.000,00-TL manevi manevi tazminatın davalılardan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar ve davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN 12/01/2023 TARİH VE 2020/768 E. 2023/44 K. SAYILI KALDIRMA KARARI ÖZETİ : 2918 Sayılı KTK'nun 94. Maddesine göre sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerlidir. Karayolları Motorlu Araçlar Aynı şekilde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın C.4. Maddesininde "Sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan sigortalıyı takip eder. Sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve ilgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir." , düzenlemesi yer aldığı, eldeki dava dosyasına konu somut olayda kazaya karışan ... plaka sayılı araç davalı... tarafından 07.03.2016 tarihinde Foça Noterliği'nin 971 yevmiye nolu satışı ile satın alındığı, araç satın alınma tarihinden önce .... Şirketi tarafından 24.08.2015 - 24.08.2016 tarihleri arasında 375410715 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olup söz konusu poliçe satış nedeni ile 10.03.2016 tarihinde iptal edildiği, ancak, anılan düzenlenme gereğince iptal edilmiş olsa dahi aracın fesih/ iptal tarihinden (10.03.2016) itibaren on beş gün süre ile ( 10.03.2016 - 25.03.2016) poliçe geçerli olduğu, kaza tarihi olan 16.03.2016 tarihi itibariyle aracın geçerli bir ZMMS poliçesi bulunduğu, Her ne kadar davalı ... tarafından bu husus yargılama sırasında ileri sürülmemiş ve istinafa konu edilmemiş ise de bir davada davalı yana husumet düşüp düşmeyeceğinin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği gibi rücu koşulları yönünden davalının bu konuda istinaf yolununa başvurmasında hukuki yararı da bulunduğu, istinaf edenin sıfatına göre İDM tarafından davalı aracın satış ve önceki malik lehine düzenlenen ZMMS poliçesine ilişkin belgeleri getirtilip davalı ...'nın (husumet) pasif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı değerlendirilip, gerekiyorsa HMK 124/3-4. maddesi kapsamında taraf değişikliği yapılıp oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek dosya kapsamına uyğun düşecek şekilde davacının maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Kazanın KTK.'nun 26.04.2016 tarihinde yapılan değişikliğinden önce 16.03.2016 tarihinde meydana gelmesi, poliçenin 10.06.2015 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle, davacıların sigorta şirketine başvuru şartı aranmadığı, davacılar tarafından dava HMK'nun 107.maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı taraflarca bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından önce HMK'nun 107/2 fıkrası uyarınca değer artırım dilekçesi sunulduğu, ıslah hakkının kullanılmadığı, bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra ıslah hakkının kullanıldığı ve HMK'nun 177/2 fıkrasına göre ıslah hakkının kullanılmasında usule aykırı bir durumun bulunmadığı, davacıların oğulları ...’un ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında davalı ...'in % 75 oranında asli, müteveffa ...'un ise % 25 oranında tali kusurlu olduğu, müteveffa ...'nun alkolsüz olduğu, ehliyetsiz oluşunun ise kazanın oluşuna tali derecedeki kusur dışında herhangi bir etkisinin bulunmadığı,, ölüm nedeninin başından aldığı darbeden kaynaklı olmadığından kask takmamış olmasının zararın oluşmasında etkisinin bulunmamadığı, olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı, davalı....'in sürücüsü olduğu aracın davalı ....Şirketi nezdinde olay tarihi itibari ile zorunlu mali mesuliyet trafik poliçesi ile sigortalı olduğu, kişi başı ölüm/sakatlık teminat limitinin 310.000,00-TL olduğu, yine müteveffa ...'un kullandığı aracın davalı .... (...) ... A.Ş. nezdinde zorunlu mali mesuliyet trafik poliçesi ile sigortalanmış olduğu, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında teminat limiti 310.000,00-TL olarak belirlendiği, davacılardan ...'un müteveffanın annesi, diğer davacı ...'un müteveffanın babası olduğu, vefatı nedeniyle onun desteğinden mahrum kaldıkları, davacı ...'un maddi destek kaybının 1.327.049,20-TL olduğu, bu miktardan davacıların murisinin kazadaki kusur oranına isabet eden % 25 kusur oranı indirimi uygulandığında talep edilebilecek tazminat miktarının 995.286,90-TL olduğu, davacı ...'un maddi destek kaybı peşin değerinin 765.979,24-TL olduğu, bu miktardan davacıların murisinin kazadaki kusur oranına isabet eden % 25 kusur oranı indirimi uygulandığında talep edilebilecek tazminat miktarının 574.484,43-TL olduğu, bu destek kaybı giderine ilişkin zararlardan davalı sürücü ... haksız fiil hükümlerine ve davalı... araç işleten hükümlerine göre sorumlu olduğu, ZMMS poliçesini düzenleyen davalı .... Şirketi İle diğer davalı...(....) .... A.Ş. bu zarardan sigorta teminat limiti kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacıların Müteveffa ...'un vefatı nedeniyle talep edilen 1.672,50-TL cenaze ve def'in giderinin davacılar tarafından hakedildiği, davacıların kazada vefat eden 13.07.2001 doğumlu oğullarını yitirmelerinden dolayı, doğrudan doğruya manevi zarara maruz kaldığı, davacı taraf için zenginleşme aracı olmayacak, davalının ödeme gücünü aşmayacak şekilde hak ve nesafete göre, davacı anne .... için takdiren 40.000,00-TL, yine baba.... için takdiren 40.000,00-TL manevi tazminatın takdiri uygun olduğu, sürücü ve araç işleten davalıların haksız fiil tarihi itibariyle, davalı ....(...) .... A.Ş.nin dava açılış tarihinde temerrüte düştüğü, diğer davalı .... Şirketinin ise; taraf değişikliği sonucu davaya dahil edilmesi gözetilerek 12.11.2023 dava dilekçesinin tebliği ile temerrüde düştüğü, belirtilerek davacının davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar, Davalı ....(....).... A.Ş. ve Davalı... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 13/03/2025 tarih 2025/243 E. 2025/447 Sayılı ilamı ile, Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, müteveffaya ait 13.04.2016 tarihli adli tıp raporuna göre müteveffanın kanında alkol ve uyutucu uyuşturucu, uyarıcı maddeler ve ilaçlar bulunmadığının tespit edildiği, müteveffanın ehliyetsiz olmasının kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunun davalılar tarafından ispat edilemediği gibi müteveffaya ait adli muaye evrakları ile yine anılan adli tıp raporuna göre müteveffanın ölümünün genel beden travmasına bağlı sternum (göğüs kemiği), torakal omur ve pelvis kemik kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu meydana gelmiş olması karşısında kask takılmaması ile ölüm olayı arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı da anlaşılmakla, sonuç itibariyle müterafik kusur olgusunun varlığı ıspatlanamadığından belirlenen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldırma kararı öncesindeki karar davacı tarafından tazminat hesabına esas alınan gelirin hatalı olduğu ileri sürülerek istinaf edilmediği gibi dairemizce kararın tazminat hesabına esas alınan gelirin hatalı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasıda söz konusu olmaması nedeniyle bu hustta davacı yönünden davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluşmuş olup, karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün değildir. (Yargıtay 4 HD'nin 25.04.2024 tarih ve 2021/ 2024/1480 E. 2024/3791 K. 4 HD 08.06.2023 tarih ve 2021/26424 E. 2023/7685 K.) Mahkeme ilk hükmüne esas alınan aktüer raporunda davacının hesaba esas gelirinde 2019 yılı asgari ücret verileri esas alındığı halde kaldırma kararı sonrası hükme esas alınan aktüer raporunda davacı geliri 2024 yılı güncel asgari ücret esas alınarak yapılmıştır. Bu rapora göre karar verilmesi, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal edici nitelik taşımaktadır. Bu hususta davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilip kaldırma öncesindeki aktüer rapor tarihi verileriyle hesaplamanın yapılarak davalılar yararına oluşan kazanılmış hakları ihlal etmeyecek şekilde karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD'nin 27.10.2021 tarih ve 2021/3342 E.- 2021/7724 K. 11.01.2023 tarih ve 2021/22493 E. - 2023/232 K) Önceki kaldırma kararından sonra, gerek Yargıtay gerekse dairemiz uygulamasında kaldırma kararına dayanak olarak gösterilen 2918 Sayılı KTK'nun 94. maddesinin "Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir " ve " Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerlidir " şeklindeki 3 ve 4 . maddelerinin somut norm denetimi sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 23.01.2024 tarih ve 2023/130 E. 2024/17 K. tarihli kararı ile Anayasamızın 13 ve 48. maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı 05.03.2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak karar da belirtildiği üzere kararın resmi gazetede yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yani 06.12.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olup, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı ilkesi nazara alınarak, ilk derece mahkemesi tarafından karar tarihi itibariyle henüz yürürlüğe girmemiş olsa dahi iptal düzenlenmesinin resmi gazetede yayınlanmış olması göz önüne alınıp, önceki kaldırma kararının içeriği nedeniyle, eldeki dava dosyasına özgü olarak, yargılamanın iptal kararın yürürlük tarihinden sonraki bir tarihine bırakılmak suretiyle davaya konu somut olay yönünden iptal kararı neticesinde oluşan mevcut hukuki durumum gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin aksi yönde karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından dosyanın aktüerya hesap bilirkişine yeniden tevdi ile usulü kazanılmış hakların ihlaline neden olmayacak şekilde tazminatına yönelik yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde davacıların hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi ek raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, AYM'nin iptal kararı ile meydana gelen hukuki durumda gözetilerek, gerekiyorsa HMK 124/3-4. maddesi kapsamında yeniden taraf değişikliği yapılıp oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek sigorta şirketi /...hsabı yönünden bu davalıların sorumlu olduğu poliçe limiti belirlenmek suretiyle limiti aşmayacak biçimde, infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ...hesabının davanın ilk açıldığı 2019/133 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı olarak gösterildiği ve devamındaki süreçte istinaf ilamı neticesinde davalı sıfatından çıkarıldığı, yine devamında istinaf ilamı neticesinde davaya yeniden dahil edilmekle yargılma sonucunda sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla birlikte davalı ....Şirketinin davaya dahil edilmesi BAM kararı ile yapıldığından bu konuda davacılara atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından ... Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmekle davacı aleyhine ve davalı sigorta şirketi lehine herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir. Davacılardan ... hakkında verilen kısa karar oluşturulurken davalı... A.Ş.sehven kısa karar içerisinde yer almamakla 6100 Sayılı HMK'nun 304/1 fıkrası uyarınca gerekçeli kararın henüz yazılmamış ve tebliğ edilmemiş olması da dikkate alınarak bu eksiklik gerekçeli kararın hüküm fıkrasında düzeltilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, bölge adliye mahkemesi 11. Hukuk dairesinin kaldırma kararları ve sonrasında yapılan yargılamalar sonucunda, davalılardan ...Şirketi tarafından açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davaların ise usuli kazanılmış haklar (mahkememizin 2019/63 esas ve 2019/779 karar sayılı dosyasında müteveffanın gelirine, hesaplama yöntemine ve hesaplanan maddi tazminat miktarlarına yönelik davacılar vekilince herhangi bir istinaf talebi olmaması ve anılan karar ile hüküm altına alınan maddi tazminatlar yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuş olması ve bölge adliye mahkemesi 11. Hukuk dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2025/243 Esas, 2025/447 Karar sayılı kararında da bu hususu açıkça belirtmiş olması) dikkate alınarak davacıların destekten yoksun kalma, cenaze ve defin gideri ile manevi tazminat taleplerine ilişkin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı ....vekili, davalı... vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, manevi tazminat yönünden baba .... lehine önceki kararda daha fazla bir miktara hükmedilmiş iken daha azına hükmedilmesinin gerekçesi olmadığı gibi indirimin doğru olmadığı, .... yönünden pasif husumet yönünden redde karar verilmesinin dosya içeriği ve gerekçe ile uyumsuz olduğu zira 15 günlük sürenin mahkemece hatalı değerlendirildiği, kararın kusur oranı ve sorumluluk limiti gözönüne alındığında çelişkili ve infaza elverişli olmadığı, ilk verilen bozma ilamından sonra mahkemece alınan rapor ile en son bozma ilamı karşısında alınan raporlardaki DYK maddi tazminat hesapları arasında oldukça ciddi nitelikte fark olduğu, bunun yerinde ve doğru olmadığı istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ....vekili, davacılar murisi ile kendi kusuru ile sebep olduğu kaza sonucu davacıların DYK talep edemeyeceği, ekte sunulan Hukuk Genel kurulu kararı ile de bu hususun sabit olduğu, aksine değerlendirmenin yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı... vekili, davalının sadece araç sahibi olduğu kazaya etkenliği veya dahilinin olmadığı, aracın diğer davalı ....sevk ve idaresinde iken kazanın meydana geldiği, aracın satımı sebebiyle sigortalının değiştiği her durumda değişim tarihi itibariyle sözleşmenin sona ereceği, 15 günlük süre boyunca poliçenin geçerli olacağı anlaşılmakla davalının esasen aracın işleticisi konumunda olmadığı, zira davalının aracı satın aldığının 9. gününde kaza meydana geldiği, bu hususun resmi belgelerden açık ve sabit olduğu, müterafik kusur incelemesi yönünden olduğu gibi araç sürücülerinin kusuru yönünden de yeterince inceleme yapılmadığı, ceza dosyasında davalının araç sahibi olduğu için yer almadığı dolayısıyla yargılama sürecine dahil olamadığı hususlarının yanısıra hakkaniyet gereği diğer hususların gözönünde bulundurulması gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili; olayda ehliyetsiz ve alkollü araç kullanıldığından müterafik kusur incelemesi yapılması gerektiği, davalı sorumluluğunun bedensel zararlara ilikşin olduğundan cenaze ve defin giderinden sorumlu olunmadığı, kaza tarihi itibariyle aracın ZMMS poliçesi olmakla muhattabın ....Şti iken davalıya sorumluluk atfedilmesinin yerinde olmadığı, zira KTK 94. maddesi kapsamında adı geçen sigortanın 15 gün süre ile poliçesel yükümlülük ve sorumluluğunun devam ettiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince benimsenen kusur durumunun somut olaya uygun olmasına, müteveffanın ölümü nedeniyle ise davacıların destekden yoksun kaldıklarının sabit olmasına ve bu kapsamda davacıların destekden yoksun kalama tazminatı ve cenaze defin gideri bedeline hak kazanmasına, gelirin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, pay dağılımına ilişkin uygulamada benimsen ilkelere uygun düşecek şekilde davacıların hak kazandığı tazminatın tespit edilmesine, destekten yoksun kalma zararı tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, destekten yoksun kalma zararının yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine göre en son kıldırma ilamındaki gibi 2019 yılı verilerine göre davalılar yönünden de usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacılar yönünden tazminat hesabının belirlenmesine dair aktüer raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, her ne kadar davalı.... tarafından talebin teminat dışı olduğu belirtilmiş ise de davacılar mirasbırakanı ...'ın davacı .... ile davalı sigorta şirketi arasındaki münasebet yönünden üçüncü kişi konumunda olduğundan ve kaza tarihi itibariyle davacıların tazminat talebinde bulunmalarını engelleyecek bir düzenleme olmadığından talep konusu DYK tazminatından adı geçen sigorta şirketinin de sorumlu olmasına, cenaze giderlerinin de ölüm nedeniyle meydana gelen zararlardan olup ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olacak şekilde belirlenmesine, mahkemece kurulan ilk hükmün davacı yanca bu sebeple istinaf edilmediği göz önüne alınarak maddi olaya uygun düşecek şekilde ve miktarda manevi tazminatın takdirine, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun zararı ve cenaze defin gideri bakımından işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketlerinin de sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminat yönünden davalıların sorumluluğunun talebe uygun şekilde müşterek ve mütesilen sorumluluk ilkesine uygun düşecek şekilde belirlenmesine, maddi tazminat yönünden işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin birlikte, manevi tazminat yönünden ise yanlızca davalı .... ile ....'in sorumluluğunun söz konusu olmasına, Önceki kaldırma ilamında da belirtildiği üzere zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının ileri süren tarafından ispat edilememiş olmasına, tazminattan indirim yapılmasını gerektir davacıya atfı kabil müterafik kusur bulunmamasına, belirlenen tazminatlara sıfata göre belirlenen temerrüt faizinin yerinde olmasına, kabul edilen dava değeri, haklılık oranı, sorumluluk limiti ve karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekili, davalı .... A.Ş. vekili, davalı... vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'nin peşin alınan 1.410,00 TL'den mahsubu ile fazla alınan 678,00 TL'nin istek halinde davacılara iadesine, 3-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 11.491,62 TL'den peşin alınan 2.872,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.618,71 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı... yönünden istinaf karar harcı olan 11.491,62 TL'den peşin alınan 4.068,32 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.423,30 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 11.491,62 TL'den peşin alınan 2.872,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.619,62 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.