8. Hukuk Dairesi 2017/9343 E. , 2018/2145 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesi, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen davacı vekili ile davalı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı-birleş…
**8. Hukuk Dairesi 2017/9343 E. , 2018/2145 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesi, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen davacı vekili ile davalı-birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı-birleşen davacı ... vekili, boşanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca 2007/186 Değ. İş sayılı dosya ile tespiti yapılan ev eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini talep etmiş, ilk bozma sonrası açılıp birleştirilen ek dava ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı-birleşen davalı ... vekili, davanın ve birleşen davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair ilk kararı, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 16.09.2013 tarih, 2013/17509 Esas-2013/21002 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair ikinci kararı, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairenin 30.03.2016 tarih, 2015/6545 Esas-2016/5806 Karar sayılı ilamı ile "...2- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazladır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. vd. maddeleri hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı miktarda maddi tazminat takdiri isabetsiz olmuştur. 3- Davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebinin bir bölümü ilk dava ile, kalanı ise bozma sonrası açılıp ilk dava ile birleştirilen ek dava ile talep edilmiştir. Davaların birleştirilmesi durumunda davaların yargılaması birlikte yapılmakla birlikte; birleşen davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle tahkikat sonucunda verilecek hükümde birleştirilen her bir dava için verilen kararın gösterilmesi harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir. Hukuki durum böyle iken; mahkemece ilk dava ve birleşen ek dava için verilen kararların, taraflara yüklenilen hak ve borçların ayrı ayrı hükümde gösterilmesi gerekirken; ilk dava ve birleşen ek dava hakkında yazılı şekilde tek bir dava varmış gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 4- Uyulmasına karar verilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2013 tarih 2013/17509 Esas - 2013/21002 Karar sayılı bozma ilamında, ilk davayla istenilen ve mahkemenin 27.09.2011 tarihli kararı ile hükmedilen 43.867,94-TL katılma alacağına ilişkin hüküm bozma sebebi yapılmadığı ve buna yönelik hükmün onanmasına karar verildiği; bozma ilamı sadece katılma alacağına uygulanan faizin başlangıç tarihine ilişkin olduğu halde; mahkemece katılma alacağı için yeniden karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir...." gereğine işaret edilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde "1-Diğer dava konularına ilişkin verilen kararlar onanarak kesinleştiğinden bu konular hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2-TMK 174/1 md. Uyarınca 15.000,00 TL maddi tazminatın, davalı ...'dan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen tazminata boşanma kararının kesinleştiği tarih itibariyle faiz yürütülmesine, 3-Mahkememizin 27.09.2011 tarihli kararı ile hükmedilen ve onanarak kesinleşen 43.867,94 TL katılma alacağına, alacağın verildiği karar tarihi olan 27.09.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davacı kadının birleşen dosyaya yönelik isteminin reddine" karar verilmesi üzerine; hüküm, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece, kısa kararda “...3- mahkememizin 27.09.2011 tarihli kararı ile hükmedilen ve onanarak kesinleşen 43.867,94 TL katılma alacağına, alacağın verildiği karar tarihi olan 27.09.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,” karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda “...3-Mahkememizin 27.09.2011 tarihli kararı ile hükmedilen ve onanarak kesinleşen 43.867,94 TL katılma alacağına, alacağın verildiği karar tarihi olan 27.09.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davacı kadının birleşen dosyaya yönelik isteminin reddine” denilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki bu çelişki mahkemelere olan güveni sarsmaktadır. Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK md.298/2). 6100 sayılı HMK'nun 298/2. maddesine göre, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki uyumsuzluk mahkemelere olan güveni sarsar. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karardır. Gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması gerekir. Bu konuya ilişkin 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; “1-Kısa kararla gerekçeli kararın aykırı olması bozma nedenidir. 2-Yerel mahkeme bozmadan sonra önceki kısa karara bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla hakimin vicdani kanaatine göre karar verebilir.” denilmiştir. Hüküm, bu nedenle HMK'nun 298/2. maddesine, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olarak tesis edilmiştir. Mahkemece yapılacak iş, önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. SONUÇ: Davacı-birleşen davacı vekili ile davalı-birleşen davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 14.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.