DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1052 E. , 2024/2474 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1052 Karar No : 2024/2474 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... Barosu VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/12/2023 tarih ve E:2023/9440, K:2023/7435 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esast…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1052 E. , 2024/2474 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1052 Karar No : 2024/2474 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... Barosu VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/12/2023 tarih ve E:2023/9440, K:2023/7435 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 27/11/2020 tarih ve 19961 sayılı "Geniş Katılımlı Etkinliklerin Ertelenmesi" konulu Genelgesi'nde yar alan "kamu kurumu nitelğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları" ve "genel kurul toplantıları dahil" ibareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel kurullarını ertelemesine ilişkin kısımlarının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/12/2023 tarih ve E:2023/9440, K:2023/7435 sayılı kararıyla; Dava açıldıktan sonra dava konusu Genelge'nin davalı idare tarafından uygulamadan kaldırıldığının görüldüğü, Bu durumda, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 356,20-TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 34.200,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kanun ile belirlenen seçim tarihinin Genelge ile değiştirilmesinin veya yeniden belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu hususun normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil ettiği, dava konusu düzenlemenin hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, Genelge her ne kadar dava açıldıktan sonra yürürlükten kaldırılmış ise de davanın konusuz kalmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir edeceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılmaksızın konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Daire kararının aleyhlerine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanına yönelik uyulması gereken kurallar ve önlemlerin alınması gerektiği gerekçesi ile Covid-19 Bilimsel Danışma Kurulunun, fiziksel mesafenin korunmasının zor olacağı sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler veya kooperatiflerin geniş katılımlı toplantılarının yapılmayarak 3 ay sonraya ertelenmesi yönündeki önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 27/11/2020 tarih ve 19961 sayılı "Geniş Katılımlı Etkinliklerin Ertelenmesi" konulu Genelgesi yayımlanmış ve bu kapsamda birtakım tedbirlere yer verilmiş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biridir. Şu kadar ki, yargısal denetim resen yapılan bir denetim olmayıp, usulüne uygun bir başvuru koşuluna bağlıdır. Bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için, iptali istenilen idari işlem ile davacının bir menfaat ilişkisinin bulunması yeterli görülmekte olup; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, dava açmaya yetecek bir menfaat ilişkisinden söz edilebilmesi için bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedirler. Dava konusu düzenlemenin Koronavirüs salgını sürecine ilişkin olarak tesis edildiği ve salgının yayılmasının engellenmesine yönelik birtakım tedbirler içerdiği, Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirlerin salgının sona ermesi ile birlikte ortadan kalktığı/kaldırıldığı (tedbirlerin süreli olması halinde kendiliğinden, süreli olmaması halinde ise salgının sona ermesi ile) anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, söz konusu düzenlemelerin daha tesis edilirken dahi belirli bir süre veya salgın süresince uygulanıp salgının sona ermesi ile ortadan kalkacağı/kaldırılacağı açık olduğundan, bu nitelikteki düzenlemelerin dava açıldıktan sonra sona ermesi halinde davanın konusuz kaldığını söylemek mümkün değildir. Aksi bir yorum, belirli bir süre uygulanarak yürürlükte kalan ve kişiler üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran düzenlemelerin hukuki denetim dışında bırakılması anlamına gelecektir ki, bu durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır. Bu nedenle, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak ve davacının iddiaları gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik Daire kararı bozulduğundan ve Dairesince işin esası hakkında yeniden bir karar verileceğinden davalı idarenin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 26/12/2023 tarih ve E:2023/9440, K:2023/7435 sayılı kararının BOZULMASINA, 2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 3.Kesin olarak, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı dışında kalan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın haklılık tespiti yapılmaksızın yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ilişkin bölümü dışında kalan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.