(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/12208 E. , 2009/574 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı, davalı İflas Masası ve müdahale talebinde bulunan ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ... ve vekili avukat ... ile davalı ... ve Mü…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/12208 E. , 2009/574 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı, davalı İflas Masası ve müdahale talebinde bulunan ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ... ve vekili avukat ... ile davalı ... ve Müflis İflas Müdürlüğü vekili avukat ... geldi, diğer davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda dUruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, avukat olduğunu müflis ... iflas masasının taraf olduğu davaları takip etmek üzere 24.12.2003 tarihli vekaletname ile vekil olarak tayin edildiğini ve ancak yazılı sözleşme yapılmadığını, 9 adet dava dosyasını vekil olarak takip edip üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirdiğini, ancak davalı iflas masasının 13.9.2004 tarihli azilname ile kendisini haksız olarak azlettiğini, bu nedenle Avukatlık Kanunun 164/4 maddesi uyarınca ücrete hak kazandığı gibi karşı taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretininde ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 100.000 YTL vekalet ücreti alacağının 13.9.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalılar ... ve ... kendilerinin iflas masası idare memurları olduklarını, kendilerine husumet ve sorumluluk düşmeyeceğini savunmuşlar, davalı iflas masası ile davacı avukatın dosyaları layıkıyla takip etmediğini 3 duruşmaya 2008/12208-2009/574 mazeret vererek katılmadığını, bir duruşmada da kendisine savunma yapması için süre verilmesine rağmen savunma yapmadığını, bu nedenle azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı ... ise davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, müflis ...'in davalılar yanında davaya müdahil olma isteğinin reddedilerek yapılan yargılama sonucunda, davalılar iflas idare memurları gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği, davacı avukatın davalı iflas masası tarafından azlinin haksız olduğu, davacının talep edebileceği avukatlık ücretinin 3.508.103.435 YTL bulunduğu, karşı yandan talep edilebilecek ücretin ise 20.681.20 YTL olduğu, ancak bu ücretlerden M.K'nun 2 ve B.K'nun 44. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle 87.702,58 YTL ücreti vekalet ile karşı yandan alınması gereken ücret toplamı olan 87.175,42 YTL vekalet ücretinin davalı iflas masasından tahsiline, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı iflas masası ve müdahale talebinde bulunan ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davaya müdahele talebinde bulunan ...'in müdahale talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmayıp mal varlığı ile ilgili tüm işlemlerin iflas masasına yürütülmesi ve ...'in davada taraf bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine, 3-Davalı, iflas masasının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı avukatın davalı iflas masasına 24.12.2003 tarihli vekaletname ile vekil olarak tayin edildiği, davacının kendisine verilen görev kapsamında iflas masasının taraf olduğu davaları takip etmeye başladığı ve 13.9.2004 tarihli azilname ile de "lüzum üzerine " denilmek suretiyle azledildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Ancak vekaletname verilmesiyle taraflar arasında hukuken geçerli bir vekalet ilişkisinin kurulmuş olduğu belirgindir. Vekil, vekalet görevini ifa ederken vekaletin konusunu oluşturan işi özenle yapmakta yükümlüdür. Vekalet sözleşmesinin çok sıkı bir şekilde karşılıklı güvene dayalı olduğunun kabulü zorunlu olup, sözleşmenin kuruluş aşamasında var olan güvenin sözleşmenin devamı sırasında da varlığının devam etmesi gereklidir. Eğer başlangıçta mevcut olan karşılıklı güven sözleşme süresi içerisinde gerçekleşen olgulardan dolayı bir taraf yönünden haklı olarak zedelenir veya ortadan kalkarsa, o taraf sözleşmeyi her zaman feshetme hakkına sahiptir. Dava konusu somut olay incelendiğinde, davalı, davayı davaları takip etmede gerekli özeni göstermediği için haklı olarak azlettiğini ileri sürmektedir. Dosya içinde bulunan bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları incelendiğinden, davacı 2008/12208-2009/574 avukatın vekaletname alıp davaları takip etmeye başladığı tarih ile azledildiği tarih arasındaki kısa sürede az sayıda duruşmaya girdiği görev süresi içindeki tarihlerde yapılan duruşmalardan 3 adedine mazeret beyan ederek katılmadığı, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/54 sayılı dosyasında 25.5.2004 tarihli duruşmada iflas masasını temsilen hazır bulunan davacı avukata, davaya dahil olunan TMSF'nin beyanlarına ve müdahale dilekçesine karşı beyanda bulunması için süre verilmesine rağmen herhangi bir beyanda bulunmayıp bir sonraki duruşma gününden 14.9.2004 tarihli duruşmaya katılmayacağına dair mazeret beyan ettiği anlaşılmaktadır. En önemli görevi duruşmaları takip etmek ve müvekkilinin duruşmalardaki haklarını korumak ve gerekirse bu hususta yazılı ve sözlü beyanlarda bulunmak olan davacı avukatın sık sık mazeret dilekçesi vererek duruşmaları takip etmemesi ve Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/54 sayılı dosyasında 25.5.2004 tarihli duruşmadaki ara kararına rağmen gerekli sürede beyanda bulunmaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalının davacıya olan güveninin zedelendiği ve bu nedenle davacıyı azlinin haklı nedenlere dayandığının kabulü gerekir. Davacı haklı olarak azledildiği içinde herhangi bir talepte bulunması olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca müdahele talebinde bulunan ...'in temyiz dilekçesinin reddine, (3) numaralı bent gereğince temyiz olunan kararın davalı iflas masası yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı ... ve Müflis İdare Müdürlüğüne ödenmesine, 1.160,40 TL peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.00 TL peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'e iadesine, 26.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.