7. Hukuk Dairesi 2012/3182 E. , 2012/3426 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 2 parsel sayılı 28.511,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ..., 101 ada 3 parsel sayılı 9.334,22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise m…
**7. Hukuk Dairesi 2012/3182 E. , 2012/3426 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 2 parsel sayılı 28.511,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ..., 101 ada 3 parsel sayılı 9.334,22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu 101 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kamu malı mera niteliğinde olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış yargılama sırasında taraflarda bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Dava konusu taşınmazların sınırlarını oluşturan komşu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği ve tespitin kesinleştiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazlar ile sınırlarını oluşturan komşu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazların sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen ve tespiti kesinleşen komşu taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bölümlerini oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik, süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gibi, bir taşınmaz üzerinde ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin de hukuksal bir değeri yoktur. Öte yandan objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin dava konusu taşınmazların mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir.