11. Hukuk Dairesi 2012/17261 E. , 2013/16101 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ (KARTAL FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 31/05/2012 tarih ve 2010/79-2012/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, d
**11. Hukuk Dairesi 2012/17261 E. , 2013/16101 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ (KARTAL FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 31/05/2012 tarih ve 2010/79-2012/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının yurtdışı TSE belgesi bulunmamasına rağmen ithal etmek istediği Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ürünlere (ampul) ait ambalajların üzerinde TSE marka, logo ve TS Standart numaralarını haksız yere kullandığının gümrüklü sahada yapılan kontroller neticesinde tespit edildiğini, davalının müvekkil kurumla aralarında bir sözleşme veya kurumun izni bulunmaksızın TSE marka ve logusunu kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini, ayrıca müvekkili kuruma ödemesi gereken marka, belge ve kullanma ücretlerini ödemediğini, kuruluşu gelir kaybına uğratarak maddi zarara sebebiyet verdiğini, davalı şirketin TSE standartlarına sahip olmayan ürünlerini sahipmiş intibası vererek tüketiciyi de yanılttığını, bu durumun kamuoyunda Enstitüye duyulan güveni sarsarak manevi itibarını zedelediğini ileri sürerek, 18.880,00 TL maddi, 94.400,00 TL manevi olmak üzere toplam 113.200,00 TL tazminatın davalının fiilinin gerçekleştiği tarihten itibaren kamu alacaklarına uygulanan oranda faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, TSE markasına vaki tecavüzün önlenmesini, masrafları davalı taraftan alınmak üzere davalının imal ettiği, piyasaya sürdüğü ve halen stoklarında mevcut haksız markayı içerir her türlü ambalaj, broşür ve bunların imalatına yarayan her tür araç ve makinelere el konulmasını, tecavüzün meni için zorunlu ise imhasını, davalı aleyhine verilecek kararın masrafları davalı taraftan alınmak üzere tirajı en yüksek iki gazetede ilan ettirilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Çin'den ithal edilen ürünler üzerinde hiçbir şekilde TSE markasının yer almadığını, ancak üretici firmanın yine Çin'de başka bir firmadan temin ettiği kutulara koymak suretiyle gönderdiği bu ürünlerin ambalaj kutuları üzerinde TSE yazması nedeniyle Haydarpaşa Gümrüğünde tutulduğunu, davalının TSE markasının ambalaj üzerinde bulunmasına ilişkin hiçbir talimatının bulunmadığını, hatanın üretici firmanın ambalajları temin ettiği ve müvekkili ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ambalaj üreticisi firmaya ait olduğunu ileri sürerek öncelikle davanın reddini, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davalı tarafından 05/10/2009 tarihinde TSE ye yatırılan 9.440 TL'nin o tarihten itibaren oluşan ticari faizi ile birlikte hükmedilen tazminat miktarından mahsubunu, tazminat miktarına kamu alacaklarına ilişkin faiz oranlarının uygulanması talebinin ve sair taleplerin reddini talep etmiştir. Mahkemece, 17.06.2009 tarihinde yapılan arama ve tespit tutanağında, davalının ürünleri(enerji tasarruflu ampuller) üzerinde davacı markasına rastlanmamışsa da bu ürünlerin bulunduğu kutuların üzerinde TSE markasının yer aldığının tespit edildiği, davalı ürünlerinin yükleyici firma tarafından yanlış kutulara konulduğu iddia edilmişse de, kutuların üzerindeki diğer bilgilerin ürünleri (enerji tasarruflu ampulleri) işaret ettiği, kutuların ürünlere ait olduğunun açık olduğu, davalının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Davalının eylemleri ile TSE markasına vaki tecavüzünün tespit ve men'ine, 18.880,00 TL (KDV dahil) maddi tazminat ile takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiile ilişkin tespitin yapıldığı tarihten itibaren kamu alacaklarına uygulanan oranda faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, her ne kadar davalı vekilinin dosyaya yansıyan beyan dilekçelerinde davaya konu edilen TSE markalarına yönelik ürünlerin yurtiçine girişi olmaksızın iade edildiğine yönelik beyanları var ise de; bu iadeye ilişkin herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı belirlendiğinden, var ise masrafları davalıdan alınmak suretiyle davalının imal ettiği, piyasaya sürdüğü haksız markayı içerir her türlü ambalaj ve broşürlere el konulmasına, tecavüzün men'i için zorunlu ise imhasına, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine, kararın hüküm kesinleştiğinde ülke genelinde tirajı en yüksek 2 gazetede 556 sayılı KHK'nın 72. Maddesi gereğince ilanına, masrafın davalı tarafça karşılanmasına, davalı tarafın yargılamanın aşamalarında TSE'ye 05/10/2009 tarihinde yatırılan 9.440,00 TL'nin mahsubuna ilişkin talebinin davanın esasına ilişkin olmadığı gerekçesiyle reddi ile davalının ayrıca bu yatırılan miktar için dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava, markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, haksız markayı içerir ürünlerin toplatılması, bu ürünlerin imaline yarayan araç ve makinelere el konulması ve imhası ile hükmün ilanı istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde mevcut 22.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda maddi tazminat miktarı 4.130 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen, mahkemece denetime elverişsiz şekilde, sadece TSE Ürün Belgelendirme ve TSE Yurt içi Belgelendirme Yönergesi kapsamında hesaplama yapılarak KDV dahil 18.880 TL'ye hükmedildiği belirtilmiştir. Mahkemece, tecavüz tarihinde yürürlükte bulunan çizelge getirtilerek, bilirkişi marifetiyle tazminatın hesaplanması yoluna gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Davalı tarafça, davacı kuruma 9.440,00 TL ödeme yapıldığı iddia edilmiş ve dosyaya buna ilişkin dekont örneği ibraz edilmiştir. Davacı taraf ise, bu ödemenin mahiyeti konusunda birbirinden farklı açıklamalarda bulunmuştur. Davalının savunması üzerinde durularak, ödemenin dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir. 3- Kabul şekli itibariyle, mahkemece hükmedilen tazminatın kamu alacaklarına uygulanan oranda faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davaya konu alacak kamu alacağı niteliğini haiz olmamakla, avans faizi yerine kamu alacaklarına uygulanan faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple de davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.