10. Hukuk Dairesi 2024/3086 E. , 2024/4737 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1862 E., 2023/2260 K. KARAR : Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/891 E., 2021/455 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilm…
**10. Hukuk Dairesi 2024/3086 E. , 2024/4737 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1862 E., 2023/2260 K. KARAR : Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/891 E., 2021/455 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.03.2008- 31.07.2010 tarihleri arasında davalı futbol kulübünde profesyonel futbolcu olarak çalıştığını, sadece 2009/10-11 ve 12 nci aylarda 68 gün prim yatırıldığını, davalı aleyhine işçilik alacaklarına ilişkin dava açıldığını, verilen kararın kesinleştiğini davalı nezdinde aylık ücret olarak asgari ücret üzerinden anlaştığını ancak oynanan maç başına 600 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak ücretinin Kuruma asgari ücret olarak bildirildiğini belirterek, davalı nezdinde 18.03.2008- 31.07.2010 tarihleri arasında bildirilmeyen sürelerin ve prime esas gerçek ücretinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil SGK vekili, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, Kurum kayıtları esas olup iddianın eşdeğer ve yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile Davacının davalı işyerinde 18.03.2008-31.05.2010 tarihleri arasında aylık brüt asgari ücret üzerinden çalıştığının ve 01.05.2009-31.05.2009 arası brüt 1.800 TL 01.08.2009-31.08.2009 arası brüt 450,00 TL 01.09.2009-31.09.2009 arası brüt 750,00 TL 01.10.2009-31.10.2009 arası brüt 1.050,00 TL 01.11.2009-30.11.2009 arası brüt 300,00 TL 01.04.2010-30.04.2010 arası brüt 300,00 TL 01.05.2010-31.05.2010 arası brüt 900,00TL maç başı ücretin prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; davanın kamu düzenine ilişkin olduğunu, fiili çalışmanın şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerektiğini, Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi, sadece tanık anlatımlarına göre karar verilmemesi, Kurum kayıtlarına eş değer belgelerin sunulması, tanık beyanları değerlendirilirken işyerinde yürütülen işin niteliği, tanıkların iş ve işyeri hakkındaki bilgileri, tanıklık edilen dönemin üzerinden geçen süresinin uzunluğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmamasının dikkate alınmasının gerektiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında imzalanan noter tasdikli sözleşme ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından da gönderilen listeye göre davacının tespitini talep ettiği dönemde davalı nezdinde kesintisiz olarak profesyonel futbolcu olarak oynadığı, ücreti asgari ücret olmakla birlikte oynadığı her maç için 600 TL, ilk 11'de yer alırsa %100, sonradan oyuna girerse %75, oynamazsa %50 oranında transfer ödemesinin de futbolcuya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının Kuruma bildirimleri asgari ücret olarak yapılmış olup, transfer ödemelerinin de prime esas ücrete dahil edilmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme yazılı delil olup TFF tarafından alacak dava dosyasına gönderilen maç kayıtlarına göre bilirkişi raporu ve Mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla,başvurunun reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeler ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 18.03.2008-31.07.2010 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz davalı işyerinde çalışmalarının ve prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesine göre yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden fer'i müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ve aşağıda kalan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 2.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 3-Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da sigorta müfettişi tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. Halbuki blok çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir. Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek Kanun'daki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü sürenin işlevsiz hâle gelmesi sonucunu doğuracaktır. Kanun'un açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp bu hâlde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı devam etmektedir. 4.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; davalı işverene ait futbol kulübü işyerinde bildirimi yapılan 2009 yılı 10, 11 ve 12 nci aylarda ki 68 günlük süreler hariç 18.03.2008-31.05.2010 arası sürekli çalışma nedeniyle bildirilmeyen süreler ile sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkin olan davada; yukarıdaki ilkeler kapsamında talep ve hükme konu 18.03.2008-15.10.2009 arası çalışmaların 16.08.2016 dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı gözetilerek bu dönem yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 30.04.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİDİR I. UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki ... uyuşmazlık “somut olayda sözleşme imzalanıp kuruma bildirilen 2009 yılı, 10,11 ve 12 aylar için 68 gün dışında 18.03.2008-31.05.2010 tarihler arası noter onaylı sözleşme imzalanmasına ve bu sözleşme futbol federasyonuna bildirilmesine rağmen Kuruma bildirim yapılmaması nedeni ile bu sözleşmenin hak düşürücü süreyi kesen belgelerden sayılıp sayılamayacağı, ayrıca blok çalışmanın varlığı halinde kuruma intikal eden süreden önceki çalışmanın hak düşürücü süreye uğrayıp uğramayacağı ve buradan varılacak sonuca göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince “taraflar arasında akdedilmiş olan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı nezdinde mevcut kayıtlarına ve noter onaylı tek tip profesyonellik sözleşmelerinin asılları dikkate alındığında davacının bu sözleşmelerde belirlenen süre zarfında davalı ... kulübünde kesintisiz olarak çalıştığı gerekçesi ile avacının davalı işyerinde 18.03.2008-31.05.2010 tarihleri arasında aylık brüt asgari ücret üzerinden çalıştığının ve sözleşmelere göre ayrıca maç başına ücretinde prime esas kazanca dahil edilmesinin tespitine” karar verilmiştir. 3. Kararın fer'i müdahil Kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince "davacı ile davalı arasında imzalanan noter tasdikli sözleşme ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından da gönderilen listeye göre davacının tespitini talep ettiği dönemde davalı nezdinde kesintisiz olarak profesyonel futbolcu olarak oynadığı, ücreti asgari ücret olmakla birlikte oynadığı her maç için 600 TL, ilk 11'de yer alırsa %100, sonradan oyuna girerse %75, oynamazsa %50 oranında transfer ödemesinin de futbolcuya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının Kuruma bildirimleri asgari ücret olarak yapılmış olup, transfer ödemelerinin de prime esas ücrete dahil edilmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme yazılı delil olup TFF tarafından alacak dava dosyasına gönderilen maç kayıtlarına göre bilirkişi raporu ve Mahkeme kararının yerinde olduğu” gerekçesi ile isitnaf isteminin reddine karar verilmiştir. 4. Kararın fer'i müdahil tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile "davalı işverene ait futbol kulübü işyerinde bildirimi yapılan 2009 yılı 10, 11 ve 12 nci aylarda ki 68 günlük süreler hariç 18.03.2008-31.05.2010 arası sürekli çalışma nedeniyle bildirilmeyen süreler ile sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkin olan davada; yukarıdaki ilkeler kapsamında talep ve hükme konu 18.03.2008-15.10.2009 arası çalışmaların 16.08.2016 dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı gözetilerek bu dönem yönünden istemin reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: 5. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun ... ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun ... prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak ... ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 6. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en ... haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanun'un çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun ... ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ... Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 7. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 8. Öncelikle ... ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13 üncü maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13 üncü maddesinde ... hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 9. Uyuşmazlığın çözümü için 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile ilgili mevzuatın bilinmesi ve düzenlenen futbolcu sözleşmesinin bu kapsamda Yönetmelikte belirtilen resmi belgelerden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 10. Özerk ve özel hukuk hükümlerine tabi ancak kamu gücünü kullanan Futbol Federasyonunun kanuna göre amacı “her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek” olarak belirtilmiştir. Futbolcu ile spor kulübü arasındaki sözleşmenin unsurları ve kapsamı Türkiye Futbol Federasyonu tarafından düzenlenmiş olan talimatlar çerçevesinde belirlenmektedir. Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı gereği futbolcu sözleşmeleri noterden düzenlenmeli ve federasyona onaylattırılmalıdır. 11. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de, Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi Kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir. 12. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya Kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. 13. Hak düşürücü sürenin dikkate alınmaması gereken bir olgu da kesinleşen mahkeme ilamıdır. Zira kesinleşen mahkeme ilamı bir kuvvetli belgedir. Bu belge bağımsız mahkemelerce verilmiştir. Bu ilamın varlığı karşısında Kurum bu çalışmayı saptayabilir. Kesinleşen mahkeme kararının varlığı halinde hak düşürücü süre aranmamalıdır. III. SONUÇ: 14. Somut uyuşmazlığa gelince davacı sigortalının 118.03.2008-31.05.2008 tarihleri arasında noterden onaylı futbolcu sözleşmesi ile davalı ... kulübünde çalıştığı sabittir. Davacının 115.10.2009 tarihinde Kuruma işe giriş bildirgesi bildirimi yapılması nedeni ile hizmetinin kabul edilip, noter onaylı ve federasyona bildirilen sözleşmelerle çalıştığı sabit olmasına rağmen önceki dönem 18.03.2008-15.10.2009 tarihleri arasındaki hizmetinin hak düşürücü süre nedeni ile reddi sözleşmelerin kamu kurumuna bildirilen belge niteliğinde olması karşısında isabetli olmamıştır. Anılan hükümlere davacı ile yasal kapsamda sözleşme imzalanmıştır. Kamu kurumu niteliği, Anayasa’nın 135 inci maddesi uyarınca verilen Federasyon onaylı sözleşme bulunmaktadır. Davacı hakkında düzenlenen bu sözleşmenin işverenden sadır olduğu açıktır. Federasyon tarafından onaylandığına göre resmi belge saymak gerekir. Kurumca çok rahatlıkla çalıştığı saptanabilecektir. Sigortalı lehine yorum da bunu gerektirmektedir. 15. Kaldı ki ortada blok çalışma vardır. Blok çalışma belgeye da dayanıp bölünemeyeceğine göre hak düşürücü süreden sözedilemeyecektir. Davacının 18.03.2008 tarihi ile sonrası kayda giren 15.10.2009 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde Kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. 16. Diğer taraftan İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2011/723 Esas sayılı dava dosyasında davacının 18.03.2008-31.05.2010 arası asgari ücret ve maç başına ücretlerinin tahsiline ilişkin kararı kesinleşmiş ve hizmet süresi mahkeme ilamı ile belirlenmiştir. 17. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararı yerinde olup, kararının onanması erektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.