Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/2319 E. , 2024/2812 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/2319 Karar No : 2024/2812 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülkiyeti davacıya ait Kocaeli ili, Gebze ilçesi, .…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/2319 E. , 2024/2812 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/2319 Karar No : 2024/2812 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülkiyeti davacıya ait Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... (...) Mah. ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı oluru ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı değişikliği ile anılan imar planı uyarınca yapılan parselasyona dair ... tarih, ... sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Davanın imar planlarına yönelik kısmı bakımından; dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının dayanağı olan üst ölçekli imar planlarına aykırılıklarının bulunmadığı, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu, ölçeklerinin gerektirdiği ayrıntıda hazırlandığı, dava konusu nazım ve uygulama imar planları ile dava konusu parselde ve parselasyon sonrası tahsis edilen parselde aynı yapılaşma ve kullanım koşullarının belirlendiği dikkate alındığında, dava konusu taşınmazı kapsayan alanda yapılan ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı oluru ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı değişikliği ile anılan plana dayanılarak ..tarih, ... sayılı Başkanlık Oluru gerçekleştirilen imar uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir. Davanın parselasyon işlemine yönelik kısmı bakımdan; uyuşmazlığa konu parselin de içinde yer aldığı alana ilişkin evvelce yapılan (2010, 2016 ve 2018) parselasyon işlemleri yargı kararları ile iptal edildiğinden kök parsellere dönülmesi ve artık imar planındaki tüm kamusal alanlar düzenleme ortaklık payı kapsamında olduğundan, yeni parselasyon işleminin tüm kamusal alanların düzenleme ortaklık payı (DOP) kapsamına alacak şekilde yapılması, buna göre de kamusal alanların karşılanması ile ilgili esasların yeni mevzuat uyarınca yürütülmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa konu olayda ise iptal edilen parselasyon işlemlerinden sonra kök parsele dönülmeyip söz konusu uygulamalardaki KOP parsellerinin yeni uygulamada aynen korunmasının mevzuata ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu parselasyonun davacıya ait parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Davalı istinaf istemine gelince; Parselasyon işleminin iptali isteminden doğan uyuşmazlıkta, bilirkişi raporunun ve parselasyonun onaylandığı tarihte yürürlükte olan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin bir arada değerlendirilmesi sonucunda; düzenleme sınırının mevzuata uygun belirlendiği, parselasyonun imar planına uygun olduğu, ilave DOP kesintisinin bulunmadığı, mevzuatta gerçekleştirilen değişiklik sonrasında hisse çözümlemesi/kamu hisselerinin toplanması ve köke dönüş bakımından mevzuata ve daha önceki yargı kararlarına bir aykırılığın söz konusu olmadığı, uygulama imar planı ile getirilen 3.000 m2 minimum parsel sınırı da gözetildiğinde davacıya gerçekleştirilen tahsiste konumsal açıdan bir kusurun bulunmadığı, dolayısıyla parselasyon işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, İdare Mahkemesince bilirkişi raporunda yer verilen görüş doğrultusunda, "Bu durumda; uyuşmazlığa konu parselin de içinde yer aldığı alana ilişkin evvelce yapılan (2010, 2016 ve 2018) imar uygulamaları yargı kararları ile iptal edildiğinden kök parsellere dönülmesi ve artık imar planındaki tüm kamusal alanlar düzenleme ortaklık payı kapsamında olduğundan, yeni imar uygulamasının tüm kamusal alanların düzenleme ortaklık payı (DOP) kapsamına alacak şekilde yapılması, buna göre de kamusal alanların karşılanması ile ilgili esasların yeni mevzuat uyarınca yürütülmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa konu olayda ise iptal edilen uygulamalardan sonra kök parsele dönülmeyip söz konusu uygulamalardaki KOP parsellerinin yeni uygulamada aynen korunmasının mevzuata ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine ulaşıldığından, dava konusu imar uygulaması işleminin hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle parselasyonun iptaline karar verilmiş ise de, yukarıda anılan Yönetmeliğin 17/3. maddesinde 10/07/2019 tarihinden önce gerçekleştirilen parselasyon planında KOP hisselendirmesiyle oluşan alanların, imar planındaki kamu kullanımı statüsünü devam ettirmesi halinde yeni parselasyon planında da "yine kamu kullanımına ayrılan yerlere, herhangi bir kesinti yapılmadan tahsis edileceği ve eski statülerini devam ettirerek kamulaştırılmak üzere mevcut hissedarları adına tescil olunacağı"nın kurala bağlandığı göz önünde bulundurulduğunda, anılan düzenleme doğrultusunda iptal olan parselasyon işleminde KOP olarak ayrılan alanların statüsünün devam ettirilerek alandaki hak sahiplerine KOP hisselendirmesi yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; kaldı ki, Yönetmeliğin öngördüğü yeni sistemde tüm kamu alanlarının DOP'tan karşılanacağı açık olduğundan, uyuşmazlık konusu uygulamadaki KOP hisselendirmesinin iptal edilerek bu alanların da DOP'tan karşılanacak alanlar olarak belirlenmesi halinde alandaki hak sahiplerinin bedelsiz (ilave) DOP kesintisi ile karşılaşabileceği ve kamulaştırma gelirinden mahrum olacağı, bu durumun ise davacının aleyhine bir sonuç doğuracağının açık olduğu, dolayısıyla, önceki parselasyondan gelen KOP alanları bakımından da dava konusu parselasyon işleminde mevzuata ve hukuka aykırılık, mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı, Davacı istinaf istemine gelince; Uyuşmazlık konusu olayda, yukarıda yer verilen gerekçe doğrultusunda dava konusu parselasyon işleminin hukuka uygun olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğinden, davacının istinaf isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle,davalının istinaf talebinin kabulüne, Kocaeli 1. İdare Mahkemesi'nin 19/07/2022 tarih ve E:2021/668, K:2022/1164 sayılı kararının; parselasyon işlemine ilişkin kısmının kaldırılarak, anılan kısım yönünden davanın reddine, davacının istinaf talebinin ise reddine, karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının imar planına ilişkin kısmının onanması, parselasyona ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mülkiyeti davacıya ait Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... (...) Mah. ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı oluru ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı değişikliği ile anılan imar planı uyarınca yapılan parselasyona dair ... tarih, ... sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İmar planına ilişkin kısım bakımından; İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın imar planına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Parselasyona ilişkin kısım bakımından; İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Parselasyon planlarının hazırlanması" başlıklı 18. maddesinde, "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyonalanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır...Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir.Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir...Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir." hükmüne yer verilmiştir. 22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinde "(1) İmar planları ile umumi hizmet veya kamu hizmetleri kullanımı getirilen alanların öncelikle 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesine göre uygulama yapılarak, bu Yönetmelikteki öncelik sırasına göre DOP’tan oluşturulması esastır.(2) Ancak özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle İmar Kanununun 18 inci maddesine göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) Daha önce uygulama görmüş, ancak mevcut ya da sonradan yapılan imar planlarında umumi ya da kamu hizmet alanlarına denk gelen taşınmazlar ile uygulamada umumi hizmet veya kamu hizmet alanları toplamının yüzde kırk beşi (%45) aşması halinde, %45 kesildikten sonra aşan miktara karşılık gelen alanlar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak ya da satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir." düzenlemesine yer verilmiş; 9. ve 10. maddesinde düzenleme sahasının tespiti esasları ile düzenleme sınırının geçirilmesine dair düzenlemeler getirilmiş; "Düzenleme ortaklık payına ait esaslar" başlıklı 14. maddesinde "(1) Düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan umumi ve kamu hizmet alanları için, İmar Kanununun 18 inci maddesine göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini (%45) geçemez..." hükmüne; "Parselasyon planlarının yapımı ve dağıtım esasları" başlıklı 17. maddesinde " (1) İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeye giren parsellerin tahsisi, uygulama sonucunda mümkün olduğunca düzenleme öncesi parselin bulunduğu yerden yapılır. Düzenlemeye alınan parsellerin imar planında umumi ve kamu hizmet alanlarına denk gelmesi halinde ise, diğer parsellerin bulunduğu yerden tahsisinin yapılmasından sonra, teknik zorunluluklar da dikkate alınarak en yakın ve tahsise uygun olabilecek imar parsellerine tahsisi sağlanır. b) Parselasyon planıyla; imar planına, imar planında aksine bir hüküm yoksa, imar mevzuatında belirtilen minimum parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. c) İmar plânı ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların, asgari parsel büyüklüğünü sağlaması kaydıyla, tam ve hissesiz bir imar parseline denk gelmesi sağlanır. Asgari parsel büyüklüğünün sağlanamaması halinde, 16 ncı maddede belirtilen hükümlere göre tahsis ve bedele dönüştürme işlemleri yapılabilir. ç) Kamu yatırımlarının yürütülmesi amacıyla, kamu kurumlarına ait taşınmazdaki hisseler müstakil bir imar parselinde toplanabilir. d) Düzenleme sahasında kalan hisseli arazi ve arsalar, hisse sahiplerinin muvafakatı halinde veya ilgili idarece arazideki fiili kullanım durumunun tespit edilmesi halinde muvafakat aranmaksızın; imar planında aksine bir hüküm yoksa imar mevzuatında belirtilen asgari parsel büyüklüğünü sağlamak kaydıyla müstakil hale getirilebilir. İlgili idarece fiili durumun oluştuğuna dair mahallinde yapılan tespit, özel parselasyon krokileri, emlak vergisi kayıtları, belediyesince hazırlanmış çap ve benzeri diğer belgelerin değerlendirilmesiyle hazırlanan ve imza altına alınan tutanak belediyesinde belediye başkanınca, diğer yerlerde ilgili birim amirince onaylanır. Bu durumun belediye encümen kararı, il idare kurulu kararı veya ilgili idare onayında belirtilmesi durumunda, müstakil parseller oluşturulabilir. e) Taşınmaz sahibine tahsis edilen miktarın asgari imar parsel alanından küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilememesi halinde, bu miktar mümkün mertebe tek bir imar parseline hisselendirilir. f) İmar planına ve mevzuatına uygun olması kaydıyla arazideki mevcut yapılaşmalar dikkate alınarak imar parselleri oluşturulur...(3) 10/7/2019 tarihinden önce imar planında kamu kullanımına ayrılıp da, tescil olan parselasyon planında kamu ortaklık payı hisselendirmesiyle oluşan kamulaştırmaya konu parsellerin bulunduğu alanlarda, yeniden parselasyon planı yapılması durumunda; bu alanlar imar planında yine kamu kullanımına ayrılan yerlere, herhangi bir kesinti yapılmadan tahsis edilir ve eski statülerini devam ettirerek kamulaştırılmak üzere mevcut hissedarları adına tescil olunur. Ancak imar plan değişikliği ya da revizyonu ile kamu ortaklık payı hisselendirmesi ile oluşan alanlarda bir azalma olduğu takdirde; azalan miktar kadar alan özel mülkiyete konu alanlara tahsis edilir." hükmüne yer verilmiş; 23. maddesinde parselasyon planı açıklama raporuna dair esaslar kurala bağlanmış; "Mahkeme kararıyla iptal edilen parselasyon planları" başlıklı 37. maddesinde ise "(1) Mahkeme kararında parsel bazlı iptal kararı varsa; mevcut imar parselleri üzerinden yapılabiliyorsa sadece o parsel ya da parsellere yönelik düzeltme yapılır. İptal kararına konu parselde, uygulama alanındaki diğer parsellerde etkilendiğinden düzeltme yapılamıyorsa; etkilenen diğer parseller de dikkate alınarak veya uygulama alanının tamamında yeni bir parselasyon planı yapılır.(2) Mahkeme kararıyla parselasyon planının, parselasyon planını onaylayan encümen kararının ya da ilgili kurum onayının iptal edilmesi halinde; geri dönüşüm işlemlerinin yapılarak parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi gerekmektedir. Ancak uygulama sahasında iptal edilen parselasyon planı sonucunda oluşan imar parselleri üzerinde; ihdasen oluşan taşınmazların satışı, yapı ruhsatı, kat irtifakı, kat mülkiyeti gibi tasarruflarda bulunulması halinde, bu tasarruflar ve mahkemenin iptal gerekçeleri de dikkate alınarak geri dönüşüm işlemleri ile birlikte aynı anda yeni bir parselasyon planının yapılması zorunludur. (3) Mahkeme kararında sadece eksik ya da hatalı görülen parselasyon planının düzeltilmesi isteniyorsa ve mevcut tescilli imar parselleri üzerinden yapılacak yeni bir uygulama ile mahkeme kararı gerekçeleri yerine getirilebiliyorsa, tescilli imar parselleri üzerinden yeni bir parselasyon planı yapılabilir..." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdare Hukukunda "iptal" kararı, bir işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetleyen yargı organının işlemin geçerliliğini etkileyen bir sakatlık saptaması halinde, işlemin geriye yürür biçimde ortadan kalkmasını sağlayan bir yargı hükmüdür. Parselasyon yapılmış bir alanda tekrar parselasyon yapılabilmesi için; söz konusu parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi, alanda yeni bir plan yapılması ya da mevcut parselasyon planında maddi hatanın bulunması gerekmektedir. Yeni bir imar planı gerekçesi ile yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını koruduğundan, tescilli imar parselleri üzerinden tekrar düzenleme ortaklık payı (DOP) alınmaksızın dağıtıma tabi tutulması gerekli iken, mahkeme kararı sonucu "iptal" hükmü esas alınarak yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını yitirdiğinden, öncelikle tescilli imar parsellerinin DOP ve kamu ortaklık payı (KOP) paylarının iadesi suretiyle parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi ve böylelikle parselasyon öncesi hukuki duruma yeniden gelinmesinin sağlanması, sonrasında mer'i uygulama imar planı hüküm ve kararları da esas alınarak tespit edilecek düzenleme sınırı içerisinde hesaplanan DOP ve KOP oranları çerçevesinde parselasyon işleminin tesis edilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2016 tarihli, E:2014/1698, K:2016/7402 sayılı kararı da bu yöndedir. Yine, işlem tarihinden sonra yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in ilgili maddelerinde de konuya ilişkin düzenlemelerin yukarıda açıklanan Danıştay içtihatlarına uygun şekilde ele alındığı görülmektedir.. Burada önemle belirtmek gerekir ki; müstakil veya az hisseli mülkiyet yapısının hisseli hale getirilmesi-hissedar sayısının artırılması ve/veya kadastral parselin eşdeğeri olmayan yerden imar parseli tahsisi yapılması gibi dava konusu parsele özel gerekçelerle parselasyonun iptali yolunda verilen Mahkeme kararları yeni yapılacak parselasyonda geri dönüşüm yapılarak kadastral parsel üzerinden uygulama yapılmasını zorunlu kılmamaktadır. Parsel bazlı iptal kararı verilmesi durumunda sadece uyuşmazlık konusu parselde ve/veya iptaline karar verilen parselasyondan etkilenen diğer parsellerde düzeltme yapılarak mevcut hukuka aykırılıklar giderilebiliyorsa parselasyonun tamamının iptali gerekmemektedir. İdare Mahkemesince, parselasyonun dayanağı imar planına uygun yapılmaması, düzenleme sınırının mevzuata uygun geçirilmemesi, DOP'un hatalı belirlenmesi veya eşitliğe aykırı şekilde uygulanması, parselasyonun dayandırıldığı mevzuat hükümlerinin parselasyon sahasının hukuksal durumuna ve taşıdığı özelliklere uygun olmaması, parselasyon işlemini kabul eden ve onaylayan mercilere ilişkin usul ve hukuka aykırılıklar gibi parselasyona ilişkin genel iptal sebebi oluşturan durumların varlığı halinde verilen yargı iptal kararından sonra yapılacak parselasyonda ise mutlaka geri dönüşüm işlemi uygulanmalıdır. Bu suretle parselasyona tabi tutulan parselin parselasyondan önceki durumuna (kadastral parsel) ulaşılarak sil baştan hukuka uygun yeni bir parselasyon yapılması olanaklı hale gelir. Somut olayda, 2016 tarihli parselasyon işlemininin; KOP hesabının hatalı belirlenmesi ve bazı tüzel kişilere ait hisselerin ferdileştirildiği, bir başka deyişle hisse çözümlemesi yapıldığı gerekçeleriyle iptaline karar verilmesi üzerine tesis edilen 2018 tarihli parselasyon işleminin de; 2016 tarihli parselasyon işleminin iptal gerekçelerine dayalı olarak iptaline karar verilmesi üzerine, iptal kararının gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla dava konusu parselasyonun yapıldığı ancak parselasyon yapılırken geri dönüşüm işlemlerinin gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim, İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; parselasyonda geri dönüşüm yapılarak kök parsellere dönülmediği tespitine yer verildiği, ancak dava konusu düzenleme sahasında yukarıda da belirtildiği üzere çok sayıda parselasyon işleminin iptaline karar verildiği ve aradan geçen sürede 2010, 2016 ve 2018 tarihli parselasyon işlemi sonrasında tescilli parselleri üzerinden satışlar gerçekleştiği, düzenleme sahasında uzun süredir ruhsat türü işlemlerin yürütülmediği ve yine 2009 yılından beri bölgenin “gecekondu önleme bölgesi” ilan edilmiş olduğu hususları gözetildiğinde 1993 yılı parsellerine dönüşün elzem olmadığı değerlendirmesinde bulunulduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta genel iptal sebebi nedeniyle iptaline karar verilen önceki parselasyon sonucunda oluşturulan imar parselleri üzerinden uygulama yapılması, diğer bir deyişle geri dönüşüm işlemi yapılmamış olması, dava konusu parselasyonu hukuka aykırı hale getirmektedir. Bu durumda; uyuşmazlığa konu parselin de içinde yer aldığı alana ilişkin evvelce yapılan (2010, 2016 ve 2018) parselasyon işlemleri yargı kararları ile iptal edildiğinden kök parsellere dönülmesi ve artık imar planındaki tüm kamusal alanlar düzenleme ortaklık payı kapsamında olduğundan, yeni imar uygulamasının tüm kamusal alanların düzenleme ortaklık payı (DOP) kapsamına alacak şekilde yapılması, buna göre de kamusal alanların karşılanması ile ilgili esasların yeni mevzuat uyarınca yürütülmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa konu olayda ise iptal edilen parselasyon işlemlerinden sonra kök parsele dönülmeyip söz konusu uygulamalardaki KOP parsellerinin yeni uygulamada aynen korunmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, parselasyon işlemine ilişkin olarak davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın imar planlarına ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz isteminin reddine; parselasyona ilişkin kısmı yönünden ise davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun imar planına ilişkin kısmının reddi, parselasyona ilişkin kısmının kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının imar planlarına ilişkin kısmının ONANMASINA, parselasyona ilişkin kısmının ise BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/05/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.