İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2010 yılından bu yana birden fazla marka altında alkolsüz içecekler ve daha özelde enerji içeceği imalatı ile iştigal olduğunu, bu bağlamda TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın sahibi olduğunu ve bu markanın gerçek hak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1653 Esas KARAR NO: 2026/146 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/07/2023 NUMARASI : 2022/92 E. - 2023/175 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2010 yılından bu yana birden fazla marka altında alkolsüz içecekler ve daha özelde enerji içeceği imalatı ile iştigal olduğunu, bu bağlamda TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın sahibi olduğunu ve bu markanın gerçek hak sahibi konumunda olduğunu, ancak hal böyle iken davalının TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markasını, ürünlerinde, reklam ve tanıtım vasıtalarında hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, müvekkili markası ile davalı markası incelendiğinde markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer unsurlardan oluştuğunu, davalının mezkur tescil ve kullanımları dolayısıyla müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin altı yıla yakın süredir içecek sektöründe "..." ibareli markasını kesintisiz, sürekli ve düzenli olarak kullandığını, markaya ayırt edicilik kazandırdığını ve piyasada tanınmış hale getirdiğini, bu süre içerisinde davacı ile müvekkili arasında hukuki bir ihtilaf çıkmadığını, keza davacı tarafın dava konusu marka ve ibareler ile Türkiye'de hiçbir zaman satışının olmadığını, markayı kullanmadığını, bu nedenle de müvekkilinin bu markayı önceden bilmesinin pek mümkün olmadığını, davacının taleplerine dayanak gösterdiği marka ile müvekkili adına tescilli markanın iltibas oluşturacak derecede benzer olmadığını, müvekkiline ait markanın gerek rengi, telaffuzu, logosu ve yazım karakteri ile gerekse de alıcının hafızasında bıraktığı izlenim ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde farklılık unsurunun görülebileceğini, davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, tarafların fiili marka kullanımları karşılaştırıldığında, hem davacı hem davalı marka kullanımlarında “...” ibaresi ortaktır. Her iki markasal kullanımda da marka ibarelerin de yer alan, Türkçe karşılığı ... olan “...” ibaresi doğrultusunda “...” figürü yer almaktadır. Ancak davacı markasında kullanılan ... figürü çift başlı olmakla kullanımda kartalın tümü yer alırken, davalı markasında kartalın yalnızca başı yer almaktadır. Yine ihtilaf konusu marka ve markasal kullanımlar bakımından “...” unsurunun zayıf marka niteliğinde olduğu ve davacının markasında hâkim renk mavi iken, davalının markasal kullanımlarında hâkim rengin siyah olması hususları göz önünde bulundurulduğunda davalının markasal kullanımlarının davacının markasal kullanımlarına benzer olmadığı, markasal kullanımların iltibasa sebep olmayacağı ve ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olmadığı gerekçesi ile, 1-Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin "..." ve "..." ibareli markalar arasındaki uyuşmazlıkta "..." ibaresini enerji içecekleri emtiası yönünden hiçbir somut gerekçe göstermeksizin zayıf marka olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna yönelik esaslı itirazlarının mahkemece karşılanmadığını ve ek rapor alınmayarak savunma haklarının kısıtlandığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bütünsel bir benzerlik bulunmasına rağmen Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde sadece ortak ibare üzerinden parçacı bir değerlendirme yapıldığını, her iki markanın da aynı reyonlarda ve aynı hedef tüketiciye sunulması ile düşük fiyatlı tüketim ürünleri olmaları sebebiyle tüketicinin dikkat düzeyinin düşüklüğünün iltibas riskini artırdığını, davalının müvekkiline ait markayı satın almak için daha önce girişimde bulunmasının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu ancak bu hususun kararda hiç tartışılmadığını, taraf kullanımlarındaki figüratif farklılıkların bütünsel benzerliği ortadan kaldırmayacağını ve müvekkilinin markasının öncelikli ve ciddi kullanımı sabitken davalının benzer ibarelerle piyasaya çıkmasının marka ihlali ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, hukuka ve hakkaniyete aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı eylemlerinin davacının ... sayı ile tescilli"..." ibareli markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kaydına göre ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 31/03/2011 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise 29/03/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 26/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" ,Yukarıdaki veriler ışığında, davacı tarafın, ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, dava konusu ... tescil numaralı markasını, tescilli olduğu 32. Sınıfta; “Enerji içecekleri (alkolsüz)” emtiasında ciddi biçimde kullandığı, tescilli olduğu diğer emtialar yönünden kullanımının bulunmadığı, dosya içerisinde davacıya ait ... başvuru numaralı markanın “enerji içecekleri” emtialarında kullanıldığının anlaşılabildiği, sair emtialar bakımından kullanımın tespit olunamadığı, huzurda bulunan dava bakımından davalı yanın “kullanmama definde” bulunmuş olması nedeni ile yalnızca ilgili emtialar bakımından ilgili davaya mesnet olarak gösterilebileceği, davalı yanın markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalara tecavüz ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olmadığı, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı" belirtilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.SMK'nun 25/1 ve 6/3. maddeleri uyarınca, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin marka hükümsüzlüğü talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/6. maddesinde ise tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir.6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.Somut olayda davacıya ait ... sayı ile tescilli"..." ibareli markanın, (32) sınıfta enerji içecekleri emtiasında tescilli olmadığı, ancak davacının fiili ticari faaliyetinde yoğun kullandığını ileri sürdüğü mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının enerji içecekleri emtiasında 2015 ten itibaren tescilsiz kullanımının bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda ... ibaresi zayıf marka olduğu ve davalı tarafından daha önce tescil edilen ... ibareli (32) sınıfta tescilli markaların bulunduğu ileri sürülmüş ise de bu markaların tescil kayıtlarının getirilmediği ve davacının bilirkişi raporuna karşı itirazları bulunmasına rağmen bu husus değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih, 2022/92 E. 2023/175 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026