T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/525 Esas KARAR NO : 2025/1524 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2023 NUMARASI : 2021/83 E. - 2023/903 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. ma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/525 Esas KARAR NO : 2025/1524 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2023 NUMARASI : 2021/83 E. - 2023/903 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkili aleyhine 200.000,00-TL bedelli, 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli bir adet sahte senet dayanak yapılmak suretiyle İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin müvekkilinin vekalet ilişkisi bulunmayan Av. ... tarafından takibin açıldığı gün olan 09/07/2019 tarihinde tevdi suretiyle tebliğ alındığını ve dosyanın haberi olmadan kesinleştirildiğini, müvekkilinin eşi ...’nin iş hayatında yaşadığı mali sıkıntılarından dolayı tefecilik yaptığını öğrendikleri davalının yakınları olan ... ve ...'den borç almak durumunda kaldığını, müvekkili eşinin zor durumda olduğunu bildiği için davalı ...’in Noterliğe gitme teklifini kabul ettiğini ve davalı tarafından müvekkilinin eşine verdikleri 95.000,00-TL paraya karşılık müvekkilinin vekaletname imzalaması gerektiğinin söylendiğini, ev hanımı olanı müvekkilinin üzerine kayıtlı bir tek oturdukları evi bulunduğunu, eşinin ise herhangi bir malvarlığı bulunmadığını, bu nedenle davalı ve kardeşlerinin 95.000,00 TL karşılığında bahsetmiş oldukları vekaletnameyi, müvekkili ... adına düzenlettiklerini, Gaziosmanpaşa 6.Noterliğinin 09/07/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamenin içeriğinde, 200.000,00 TL borç kaydı ile sözde müvekkiline vekil tayin edilen Av. ... ve Av. ... şeklinde iki avukat isminin de geçmekte olup, müvekkilinin bu kişileri kesinlikle tanımadığını ve herhangi bir vekalet ilişkisi de bulunmadığını, müvekkilinin noterde imzalatılan evrak dışında başkaca hiçbir evrak, bono vs. imzalamadığını, vekaletnamenin alındığı gün, davalı ... tarafından 03.06.2019 düzenleme tarihli bir bonoya dayalı olarak İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin borçlu olarak göründüğü 03.06.2019 düzenleme tarihli senet üzerindeki imzanın kesinlikle müvekkiline ait olmadığını, bonodaki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığının Adli Tıp tarafından incelendiğinde görüleceğini, davalı ve yakınlarının müvekkilinin bilgisizliğinden ve zor durumundan faydalanarak, tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak organize bir şekilde tefecilik, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerini, bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'in Gaziosmanpaşa 6.Noterliği'nin 09/07/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletteki bilgileri ile müvekkilinin imzası taklit edilerek bir adet bono düzenlendiğini ve icra dosyası ile müvekkilinin taşınmazının satış aşamasına getirildiğini, vekaletname ile senedin vade tarihinin aynı olmasının da bu işlemlerin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin davalıya böyle bir senet vermediğini, davalı ile bu borca sebebiyet verecek herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, icra dosyasından da görüleceği üzere senette bulunan imza ile dava vekaletnamesinde bulunan imza arasında benzerlik bulunmadığını, davalının müvekkili aleyhine, anılan icra takibini yapmasının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilinin takip toplamı meblağdan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek, bu nedenle müvekkili aleyhine yapılan takipte müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve takibin müvekkili açısından iptaline karar verilmesini, takip borcunun cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınması durumunda işbu davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve kötüniyetli davalının, İİK gereğince haksız olarak talep ettiği takip meblağı olan 200.000,00.-TL'nın %20'si oranında kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesinin de hakkaniyet gereği olacağını, yapılacak yargılama sonucunda müvekkilin İstanbul 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası açısından barçlo olmadığının tespitine, davalı tarafın kötüniyetli oluşu nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının aksine davacı ...'nin müvekkilinden almış olduğu borç neticesinde, tamamen kendi hür iradesiyle 200.000,00 TL senedi imzaladığını, 200.000,00 TL borç kaydı bulunan Gaziosmanpaşa 6. Noterliğinin 09.07.2019 tarih ve 19311 yevmiye numaralı vekaletnamesinin de kendisi tarafından imzalandığını, söz konusu icra dosyasında eşi ... tarafından verilmiş muvafakati gösterir 09.07.2019 tarih ve 13312 yevmiye no.lu muvafakatnamenin de mevcut olduğunu, bu belgelerin bizzat kendileri tarafından imzalandığını, söz konusu vekaletnameye karşılık davacının herhangi bir inkarının dava dilekçesinde de mevcut olmadığını, kendi bilgisi dahilinde bizzat kendisi tarafından imzalanmış olduğunun davacının dava dilekçesindeki beyanlarında da geçtiğini, noterlerin, hukuki güvenliği sağlamak ve çıkabilecek uyuşmazlıklara engel olmak için hukuki işlemleri belgelendirerek veya onaylayarak bunlara resmiyet kazandırmak ve kanunlar tarafından kendilerine yüklenen diğer görevleri yerine getirmekle yetkili ve görevli kılınmış kamu hizmeti gören kişiler olduğunu, davacı tarafın vekaleti noter aracılığıyla ve tamamen kendi hür iradesiyle düzenlediğini, noter tarafından davacının onayı alınmadan böyle bir belgenin düzenlenmiş olmasının düşünülemeyeceğini, bilgisi dahilinde ve kendi hür iradesiyle düzenlemiş olduğu bir vekaletname için hileden söz etmenin mümkün olmadığını, bununla ilgili olarak 6100 sayılı HMK'nın 204/2. maddesinde, yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgelerin, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılacağının açıklandığını, İstanbul 13. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasının dayanak belgesi olan işbu davaya konu senedin de kesinlikle davacı tarafından bizzat imzalanarak müvekkiline verildiğini, bilirkişi tarafından imza incelemesi yapıldığında bu durumun net bir şekilde ortaya çıkacağını, yapılacak olan imza incelemesi bakımından, bulunması halinde davacının başkaca dosyalarda yapmış olduğu imza itirazlarındaki imzalarının da incelenmesini talep ettiklerini, gerek söz konusu vekaletname, gerekse davaya konu senedin, tamamen hukuka uygun bir şekilde davacının hür iradesiyle düzenlenmiş olmakla birlikte üzerlerindeki imzalarda bizzat davacının eli ürünü olduğunu, davacının aradan bunca zaman geçtikten sonra kandırılmış olduğuna yönelik iddialarının, borçtan kurtulma çabasının açık bir göstergesi olduğunu, bir algı yaratma çabası içerisinde olup, bu sayede borçtan tamamen kurtulma amacı güttüğünü, yapılan tüm işlemler hukukun belirlediği sınırlar içerisinde tarafların özgür iradeleri ile yapıldığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının, noter senedindeki, evlenme defterindeki, tapudaki imzalar veya bir davada taraf veya tanık sıfatı ile mahkeme huzurunda attığı imzaların araştırılarak, tarih bakımından davaya konu senetten önce veya yakın tarihte olanlarının işbu dosyaya istenilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2023 tarihli, 2021/83 Esas, 2023/903 Karar sayılı kararı ile; "…Somut olayda yukarıda değinilen usul hükümleri ile içtihatlar ışığında dayanılan vakıalara göre ispat külfeti davalı alacaklı tarafta olup davalı alacaklı 200.000,00-TL bedelli 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli senede dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve senet üzerindeki imzanın sahte olduğu iddiasına ilişkin olarak düzenlenen 08/08/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporu ile 200.000,00-TL bedelli 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli senet üzerindeki imzanın ...'nin eli ürünü olduğu olduğu tespit edilmiş ve davalı alacaklı tarafça imza inkarının haksız olduğu dolayısıyla alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça aksi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalının tazminat talebinin İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE…" karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ: Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, usul ve yasaya aykırı şekilde hüküm tesis edildiğini,15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda, belgedeki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla müvekkili ...’nin eli ürünü olmadığı şeklinde değerlendirme yapılırken Adli Tıp Kurumu’nun 08/08/2023 tarihli raporunda ise müvekkilinin eli ürünü olduğu şeklinde değerlendirme yapıldığını, Mahkemece 15/08/2022 tarihli raporda fotokopi belgeler üzerinden inceleme yapıldığı gerekçesiyle hükme esas alınamayacağı belirtilmişse de, raporlar arasında çelişki olduğu gerçeğinin ortadan kalkmadığını, Mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin kabul edilmediğini, bu durumun Yargıtay kararlarına uygun olmadığını,Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin incelemeyi hangi yöntemle yaptığını açıklamamasının eksiklik olduğunu, raporda kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, raporun mahkeme denetimine uygun olmayan, eksik ve hatalı bir rapor olduğunu,Adli Tıp Kurumu raporunda tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde inceleme yapılmadığını, gerekli tekniklerle hangi nedenlere dayandırılarak müvekkiline ait olduğu iddiasının desteklenmediğini, işbu raporun tek başına hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin imzasının çok kolay taklit edilebilecek basit bir imza olduğunu, davalı tarafından imzanın müvekkiline ait olduğunun ispatlanamamasına rağmen Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek, arz ve izah edilen sebepler ve Mahkemece re’sen gözetilecek sebepler doğrultusunda; usul ve esas yönünden yasaya aykırı olan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/83 E., 2023/903 K. sayılı ve 21/12/2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; 200.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 201.134,25 TL alacak için davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 09/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 03/06/2019 tanzim, 04/07/2019 vade tarihli, 200.000,00 miktarlı bono olarak gösterildiği, icra dosyası içinde bulunan Gaziosmanpaşa Noterliğinin 09 Temmuz 2019 tarihli, 19311 yevmiye numaralı vekaletname ile davacı borçlu ... tarafından Av. ... ve Av. ...’e İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, İmrahor mahallesi, ... Bayırı mevkiinde kain ve tapunun 3 pafta, 819 parsel sayılarında kayıtlı bulunan taşınmazı üzerine fiilen ve kayden haciz ve satılamaz kaydı konulmasına muvafakat etmek üzere vekaletname verildiği, vekaletnamede icra dairelerinde kendisini temsil etmesi, tebligatları alması ve borcu kabul etmesi için de yetki verdiği, yine icra dosyası içinde Gaziosmanpaşa 6. Noterliği tarafından düzenlenen 09 Temmuz 2019 tarihli, ... Yevmiye numaralı "Muvafakatname" başlıklı belgede davacının eşi ...’nin eşi ... adına kayıtlı gayrimenkule ... tarafından haciz konulmasına muvafakat ettiğinin yazıldığı. Ödeme emrinin 09 Temmuz 2019 tarihinde borçlu vekili olarak Av. ...’a elden tebliğ edildiği, borçlu ... vekili Av. ...’ın aynı tarihte müvekkiline ait taşınmaz üzerine haciz koyulmasına muvafakat ettiğini icra dairesine yazılı olarak beyan ettiği tespit edilmiştir.Takibe konu bono incelendiğinde; 03/06/2019 düzenleme, 04/07/2019 ödeme tarihli, 200.000,00 TL bedelli bonoda borçlunun ..., alacaklının ... olduğu, "bedeli m ahzolunmuştur" ibaresinin yer aldığı tespit edilmiştir.İlk derece Mahkemesince adli tıp uzmanı...’ten alınan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…İnceleme konusu belgedeki imzalar ile ...'nin mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; fotokopi ve çıktı belgelerde tespit edilebilen grafolojik tanı kriterleri dikkate alındığında; imzaların başlangıç hareketlerinde kısmi benzerlikler, bitiş hareketlerinde ve ara gramalarında farklılıklar görüldüğü, imza boyut ve imza kısımları arasındaki orantı ve doğrultu gibi ıslak imzalı olmayan fotokopi, çıktı gibi belgelerde saptanabilen diğer grafolojik tanı kriterleri bakımından değerlendirildiğinde, inceleme konusu belgedeki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nin eli ürünü Olmadığı…" yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesince İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nden alınan 08/08/2023 tarihli rapor incelendiğinde; "…inceleme konusu senette ... adına atılı borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu…" kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İstanbul C. Başsavcılığının 2021/19308 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçi ... tarafından şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... haklarında, dolandırıcılık, tefecilik, resmi evrakla sahtecilik, görevi kötüye kullanma, tehdit ve re'sen tespit edilecek diğer suçlardan şikayette bulunulduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemede soruşturmanın 27/11/2024 tarihinde kapatıldığı tespit edilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, icra takibinden sonra açılan ve imza inkarına dayalı borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; imzası inkâr edilmeyen bonoya karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak bonodaki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, bono elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Dosyaya sunulan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu bono fotokopisi üzerinde imza incelemesi yapılmış ve imzanın davacı borçlunun eli ürünü olmadığına dair görüş bildirilmişse de, 08/08/2023 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporunda, bono aslı ve davacının imzalarının yer aldığı belge asılları üzerinde inceleme yapılarak dava konusu bonodaki imzanın davacı ...’nin eli ürünü olduğuna dair görüş bildirilmiştir. Davacı vekili her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, ilk bilirkişi raporu belge fotokopileri üzerinden inceleme yapılarak hazırlandığından, bu rapora itibar edilemeyeceğinden, Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilmesinde ve davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 28/11/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.