Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında ... 37. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibinde borca ve takibe itirazının kaldırılmasını, takibin devamına ve davalıya %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... müvekkili şirketin hissedarı ve 01.11.2018 tarihine kadar münferit imza yetkilisi müdürü olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketin müdürü ile hileli ve muvazaalı işlemler yaparak şirkete ait Maltepe ilçesi ... ada ... parselde kayıtlı arsada yapılan inşaatın 3.kat 23,24,25,26 nolu kat irtifak tapusu bulunan 4 adet taşınmazını satın aldığını, davalı ...'ın ise, davalı şirket ortaklığından ayrıldığını ve müvekkiline ait hileli satıma konu taşınmazların halen tapu maliki olduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa edilen bağımsız bölümlerin irtifak tapusunun müvekkili adına olduğunu, o tarihte şirketin yetkilisi olan davalı ... müvekkiline ati taşınmazlar üzerinde, geçerli bir hukuki neden olmaksızın davalı şirket lehine ipotek tesis ettirdiğini, taraflar arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadan kurulan ipoteğin yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketçe kullanılan krediler için ipotek ettirilen taşınmazların 22.11.2016 tarihinde davalı şirkete satılarak tescil edildiğini, şirket yetkilisi olan davalının, davalı şirketle birlikte hareket ederek muvazaalı ve hileli davranışlarla müvekkiline ait taşınmazları davalı şirkete devir ettiğini, davalı şirketin ortağı olan diğer davalının da taşınmazları 06.12.2018 tarihinde, davalı şirketten satın alarak devirden kısa süre sonra davalı şirket ortaklığından ayrıldığını, müvekkili şirketin anasözleşmesine göre taşınmazların ancak şirketin amacını gerçekleştirmek için satılabileceğini, yapılan işlemin gerçek bir satış olmayıp muvazaalı ve hileli olduğunu, taşınmazların gerçek bedelinden çok düşük bedelle satıma konu edilmesinin bunun kanıtı olduğunu ileri sürerek, muvazaa ve hile sebebiyle satışın iptali ile dava konusu taşınmazların müvekkili adına tesciline olmaz ise dava konusu taşınmazların bedeli olan 500.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline, dava konu olan taşınmaların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi ve telafisi imkansız zararların oluşmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Sanayi Ticaret Limited Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava şartı arabuluculuk yolununa başvurmaması sebebiyle başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın reddi ile dava konusu taşınmazlara konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını gerektiğini, uyuşmazlığın esasının davacı şirketin ortakları arasındaki güvensizlikten kaynaklandığını, müvekkili şirketin her türlü muvazaadan ari biçimde taşınmazları iktisap ettiğini savunarak, müvekkilince ödenen bedellerin iadesi konusunda dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusuna göre müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile diğer davalı ... Ltd.Şti arasındaki ticari bir alım satım ilişkisinden kaynaklı davada, dava şartı olan arabulucuk şartının yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, dava şartı yerine getirilmeksizin verilen ihtiyati tedbir kararının hakkaniyete uygun olmadığını, davacı ile diğer davalılar arasında oluştuğu iddia edilen husumette, iyi niyetli üçüncü kişi olan müvekkilinin taşınmazlarına tedbir konulduğunu, satış işleminin 22.11.2016 tarihinde yapıldığını, davacı şirket ile şirket ortağı ve yöneticisi olan ... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklanan ve diğer taraflara şamil olan bu olayların davadan 2 yıl 2 ay önce gerçekleştiğini, bunların davacı şirketin diğer ortakları tarafından bilenebilecek olduğunu, şirket ortakları arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların müvekkili aleyhine hüküm ve sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, davacı ile diğer davalı şirketin eski yöneticisi arasında olan ve oluşacak tazminat davalarının tarafının müvekkili olmadığını, davacı şirketin diğer ortakların tapuların devir ve satış tarihini bilmelerine rağmen uzun yıllar sessiz kaldığını, şirket iç ilişkisinde dahi ortakların basiretli davranması gerekirken davranmadıklarını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın görev, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.