3. Ceza Dairesi 2021/16959 E. , 2023/1749 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/506 E., 2021/1067 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan Kurum vekili, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlar…
**3. Ceza Dairesi 2021/16959 E. , 2023/1749 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/506 E., 2021/1067 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan Kurum vekili, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan Kurum’un kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükmü; sanık ... müdafiin ise silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından verilen hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/1936 Esas, 2018/1643 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl 2 ay 15 ... hapis ve 242.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.07.2021 tarihli ve 2019/506 Esas, 2021/1067 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Kurum vekili, sanığın eşi, sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığa isnat edilen eylem tarihleri itibariyle silahlı terör örgütünün bulunmadığına, 2. Atılı suçların unsurlarının oluşmadığına, 3. Sanığın örgüt hiyerarşisinde yer aldığına ilişkin delilin bulunmadığına, 4. Etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin ifadelerinin hükme esas alınamayacağına, 5. Tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğuna, 6. Sanığın KPSS sınav sorularını ne zaman, nasıl ve kimden aldığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, 7. Yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, 8. Sanık hakkında beraat kararı verilmesine ve tahliyesine, 9. Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. B. Katılan Kurum Vekilin Temyiz Sebepleri Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden cezanın üst sınırdan verilmesine ve cezada indirim uygulanmamasına, 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ‘Sanık ... Kaplan'ın 2005 yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Biyoloji Bölümünden mezun olduğu, 2005-2010 yılları arasında (4) kez KPSS sınavına girdiği, bu sınavda; Eğitim Bilimleri Testinde; 2005 yılında (120) sorudan (58) soruyu, 2007 yılında (120) sorudan (0) soruyu, 2009 yılında (120) sorudan (71) soruyu, 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (118) soruyu doğru cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavdan ise (120) sorudan (86) soruyu doğru cevapladığı, Genel Yetenek Testine; 2005-2010 yılları arasında (5) kez girdiği, bu sınavlarda; 2005 yılında (60) sorudan (39) soruyu, 2007 yılında (60) sorudan (44) soruyu, 2009 yılında (60) sorudan (44) soruyu ve 2010 yılında ise (60) sorudan (58) soruyu doğru cevapladığı, Genel Kültür Testine; 2005-2010 yılları arasında (4) kez girdiği, bu sınavlarda; 2005 yılında (60) sorudan (35) soruyu, 2007 yılında (60) sorudan (24) soruyu, 2009 yılında (60) sorudan (28) soruyu ve 2010 yılında ise (60) sorudan (41) soruyu doğru cevapladığı, 1-Terör Örgütü Üyeliği Suçu Yönünden; Yukarıda ayrıntısı anlatıldığı üzere FETÖ tarafından bir şekilde (daha önceden ÖSYM'ye sızdırılan örgüt elemanlarınca) 2010 KPSS sınav sorularının çalınıp kurum dışına çıkartılarak sınavdan yaklaşık bir hafta önce örgüt mensuplarına dağıtıldığı sübuta ermiştir. Sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi de mümkün değildir. Stratejisi ve hareket tarzı itibariyle gizliliğe ve tedbire azami derecede önem veren bu örgütün sınav sorularının sızdırılması gibi önemli ve kamuoyu nezdinde rahatsızlık yaratacak bir konuda tedbirsiz davranılması düşünülemez. ÖSYM'den çalınan sınav sorularının FETÖ tarafından %100 güvenilen örgüt mensupları dışındaki kişilere, hatta örgütle yeni tanışmış sempatizan konumundaki kişilere dahi verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sınav sorularını önceden aldığı tesbit edilen kişilerin Fetö terör örgütü üyesi olduğu kanaatini oluşmaktadır. Sanık hakkında deliller değerlendirildiğinde; Sanığın, KPSS Eğitim Bilimleri Testinde 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (118) soruyu doğru cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavdan ise (120) sorudan (86) soruyu doğru cevaplıyarak, sanığın iptal edilen sınavda daha önce görülmemiş bir başarı elde etmiş olmasına rağmen yaptığı net sayısında olağan dışı bir düşüş göstermiş olması, Sanığın daha kolay olan ve tekrarlanan KPSS imtihanında Diyarbakır'da ikamet etmesine karşın sınav yerinin Ankara olarak belirlenmesi ve yeniden çalışma imkanı bulamaması sebebiyle olduğunu beyan etmiş ise de bunun kabul edilebilir olmadığı, Sanığın 10.07.2010 tarihinde yapılan KPSS P94 puan türü ile Sağlık Bakanlığına Biyolog olarak atandığı anlaşılmıştır. 18.03.2015 tarihli Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Bilirkişi İnceleme Raporuna Göre; “Tekrarlanan Eğitim Bilimleri sınavı, ilkine göre nispeten daha kolaydır. Elde edilen veriler incelendiğinde, 2010 yılında uygulanan KPSS Eğitim Bilimleri testinin iptal edilen ve tekrarlanan sınavına ikinci kez giren 2052 adaydan 35’i puanını artırırken, 18’i aynı puanı almış ve 1999 kişi puanını düşürmüştür. Aynı amaca yönelik tekrar edilen ve daha kolay olan bir sınavda adayların %97,4’ünün puanlarını düşürmesi olağan bir durum değildir.” şeklinde belirtildiği, 2010 yılında yapılan Eğitim Bilimleri testinin her ikisine de giren adayların doğru cevap sayıları karşılaştırıldığında, sanığın 10 Temmuz 2010 tarihinde girdiği Eğitim Bilimleri Sınavı ile ilk sınava göre daha kolay olduğu ÖSYM ve bilirkişi tarafından belirtilen 31 Ekim 2010 tarihinde girdiği Eğitim Bilimleri Sınavı doğru cevap sayısı arasındaki farkın (32) (doğru cevap sayısındaki düşüş) olduğu, ilk uygulanan Eğitim Bilimleri testindeki doğru cevap sayısı ile ikinci kez uygulanan Eğitim Bilimleri testindeki doğru cevap sayısının farkının 12 ve üzeri olması adayların iki farklı testteki başarı puanlarının tesadüfi hata ile açıklanamayacak kadar büyük olduğu ve bu nedenle sanığa ait 2010 yılı Eğitim Bilimleri Testinin doğru cevap sayıları farkının beklenenden yüksek çıkmasının ölçmenin standart hatası ölçütü ile açıklanamayıp, başka etkenlerden kaynaklanabileceğine yönelik güçlü kanaat oluştuğu, genel sonuç itibari ile adayların 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan Genel Yetenek, Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri testlerindeki yüksek düzeyde başarılarının istatistiksel olarak tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli bir kanaat oluştuğu, söz konusu adayların başarılarındaki farklılaşmaların sınav sorularını cevaplamalarında kendi yeteneklerinden başka dış faktörlerin etkili olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Yine 2010 yılı Genel Kültür ve Genel Yetenek Testi ile 2009 yılı Genel Yetenek ve Genel Kültür Testi doğru cevap sayıları karşılaştırıldığında şüphelinin doğru cevap sayısındaki artışın Genel Yetenek Testinde 146 ve Genel Kültür Testinde ise 23 olduğu, KPSS 2010 Genel Yetenek ve Genel Kültür Testlerinden aldıkları puanların, 2009 KPSS Genel Yetenek ve Genel Kültür Testlerindeki doğru cevap sayısı farkının 8 ve daha çok olan adayların bu artışlarının, standart hata ile açıklanacak kadar küçük olmadığı, bu bağlamda adayın iki ayrı sınavdaki başarı farklılığının tesadüfi olamayacağına yönelik GÜÇLÜ KANAAT OLUŞTUĞU, ...söz konusu adayların başarılarındaki farklılaşmaların sınav sorularını cevaplamalarında kendi yeteneklerinden başka dış faktörlerin etkili olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Genel Yetenek Testinin 39 numaralı sorusunda 3227 adaydan 1927’sinin yanlışta birleştiği,ÖSYM Başkanlığının 15.03.2016 tarihli Raporunda özetle: Şüpheli Baki SAÇI’nın bilgisayarına sınavdan önce girdiği ikrar ve teknik rapor ile tespit edilen Genel Yetenek ve Genel Kültür sorularının doğru cevaplarının koyulaştırılmış olduğu, soruları önceden elde eden adayların bir bölümünün koyulaştırılan şıkların gerçekte doğru olup olmadığına bakmaksızın bunları işaretledikleri, oysa genel kültür ve genel yetenek testlerinde toplam 5 sorunun koyulaştırılmış şıklarının gerçekte yanlış olduğu, soruları önceden elde eden adayların bir bölümünün genel kitleden ayrılarak çoğunlukla bu yanlış şıkları işaretledikleri, Genel Yetenek 39 numaralı soruda ÖSYM temel kitapçığında sorunun doğru cevabı D seçeneğinde olmasına rağmen Baki Saçı'nın bilgisayarında ele geçirilen dokümanda doğru seçenek olarak A seçeneği koyulaştırıldığı, Genel Yetenek Testinin 39 numaralı sorusunda 3227 adaydan 1927’sinin yanlışta birleştiği, yanlışta birleşen bu adaylar arasında sanığın isminin de bulunduğu, bahsi geçen sorularda genel kitleden ayrılarak yanlış seçeneği işaretleyen adayların soruları önceden gördüğüne dair kuvvetli kanaat oluştuğu belirtilmiştir. Sanığın sınav öncesi örgüt tarafından dağıtılan soru kitapçığında cevap şıkları koyulaştırılmış olan ancak gerçekte yanlış seçenek olan olan Genel yetenek 39. Soruda soruyu çözmek yerine örgüt tarafından sızdırılan kitapçıktaki yanlış seçeneği işaretleyerek başka şüphelilerle aynı yanlışta birleştiği, Sanığın eşi olan...'ın da iptal edilen 2010 KPSS sınavında (120) sorudan (112) doğru yaptığı, tekrarlanan sınavda ise büyük oranda düşüş yaparak (120) sorudan (82) soruya doğru cevap verdiği, Genel Yetenek testinin 39 numaralı sorusunda sanık ile eşi...'ın yanlış şıkta birleştiği anlaşılmıştır. Sanığın SGK verilerine ve beyanlarına göre; üniversiteden mezun olduktan sonra 2005 yılından kamuya öğretmen olarak atandığı 2010 yılına kadar FETÖ/PDY örgütüne müzahir kurumlarda öğretmen olarak çalıştığı, sınavda 100 ve üzeri net yapan bir kısım şüpheli aday ile işyeri irtibatının bulunduğu, bu şüphelilerin ise iptal edilem 2010 yılı KPSS sınavında çok fazla soru yapmalarına rağmen daha kolay olan ve tekrarlanan 2010 KPSS sınavına ya girmedikleri yada çok az doğru yaptıkları görülmekle sanığın KPSS deki başarısının kendi emeği olmadığı kanaati oluşmuştur. Sanığın, 01.06.2010-01.08.2010 tarihleri arası alınan HTS incelemesi sonucunda; sınavda 100 ve üzeri net yapan (3) şüpheli aday ile telefon irtibatının bulunduğu, bu şüphelilerin ise 120 soruda, Lokman UÇAN'In (116), ...'ın (sanığın eşi) (112) soruya, İsmail ÖZKAN'ın (113) doğru cevap verdiği, şüphelinin HTS irtibatının bulunduğu (3) şüphelinin de (6) şüpheli ile irtibatının bulunduğu, sanığın örgüt yöneticisi ... ile doğrudan veya dolaylı yoldan HTS irtibatı bulunan 1 ve 2 nolu Analiz Çalışma Raporunda bildirilmiş olan 1970 kişilik grubun içerisinde yer aldığı, Sanığın sınav dönemini içini alan ve sınavdan öncesi de dahil 10 günlük dönemde KPSS şüphelisi bir çok kişi ile BAZ birlikteliğinin bulunması, bu kişilerin de iptal edilen sınavda çok yüksek başarı göstermelerine rağmen bir kısmının tekrarı yapılan sınava girmedikleri bir kısmının ise tekrarı yapılan sınavda olağan dışı bir düşüş göstermiş olması nazara alındığında tüm bunların tesadüflerle izah edilemeyeceği ve sanığın FETÖ tarafından çalınan sınav sorularının sınav öncesinde örgüt tarafından kendisine verilmesi üzerine sınava hazırlandığı ve 2010 KPSS sınavındaki iptal edilen Eğitim Bilimleri ile iptal edilmeyen Genel Kültür-Genel Yetenek testlerindeki başarısının bundan kaynaklandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememiz dosyası ile birleşen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinın 24.02.2018 tarihli 2018/210 Esas ve 2018/341 Karar sayılı dosyasına dayanak teşkil eden soruşturma dosyasında, Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla beyanda bulunan Mehmet Ali Oğuz kendisinin FETÖ/PDY Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasında Müdür pozisyonunda olduğunu, sanık ...'ın ise kendisine bağlı Müdür Yardımcısı pozisyonunda bulunduğunu beyan etmiştir. Yine birleşen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinın 17.04.2018 tarihli 2018/349 Esas ve 2018/316 Karar sayılı dosyasına dayanak teşkil eden soruşturma dosyasında, Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla beyanda bulunan Mustafa IŞIKOL kendisinin FETÖ/PDY Diyarbakır Mahrem yapılanmasında kendisine bağlı birim öğretmeni olarak görev yaptığını Diyarbakır Devlet Hastanesinde Biyolog olarak çalıştığını beyan etmiştir. Birleşen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinın 23.03.2018 tarihli 2018/292 Esas ve 2018/252 Karar sayılı dosyasına dayanak teşkil eden soruşturma dosyasında, Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla beyanda bulunan İsmail Kurt, sanıkla SODES projesinde çalıştığı dönemde tanıştığını, bir süre tuttukları evde Bedrettin ile kendisinin kaldığı nı kaldıkları eve yaz dönemi olduğu için ... kod adını kullanan sanık dışında kimsenin gelmediğini, sanığın bu dönemde haftada bir eve gelerek bir ihtiyacınız var mı diye sorduğünu, ... kod adlı şahsın gerçek adı ... olan Ankara'lı, biyoloji mezunu, o dönemde yüksek lisans yapan, sağlık sektöründe devlet bünyesinde çalışan, daha sonradan cemaat içerisinde kendi kademelerini Müdür Yardımcısı olarak ifade ettiklerini öğrendiği kişi olduğunu, sanığın ..., Mithat ve Cemal kod adlarını kullandığını beyan etmiştir. Birleşen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinın 23.03.2018 tarihli 2018/289 Esas ve 2018/257 Karar sayılı dosyasına dayanak teşkil eden soruşturma dosyasında, Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla beyanda bulunan Yasin Aydın, sanık hakkında ... Kod isimli ...'ın Ankara ilinde hava Kuvvetleri mahrem müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, bu şahsın kendisinden sorumlu müdür yardımcısı olduğunu beyan etmiştir. Tüm bu anlatılanlar karşısında; her ne kadar sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ait 21.11.2017 ... ve 2017/189102-39754 Soruşturma-Esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı, mahkememizin Birleşen 04.04.2018 tarihli ve 2017/1571-389 E.-K. Sayılı dosyasına dayanak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13.03.2018 tarih ve 2018/46999-14283 soruşturma-esas sayılı iddianamesi terör örgütüne üye olma suçundan, birleşen Diyarbakır 5. ACM'ye ait 2018/648 Esas sayılı dosyasının dayanağı olan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ait 07.08.2018 tarih ve 2018/13523 Esas sayılı iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, birleşen Diyarbakır 5. ACM'ye ait 2018/640 Esas sayılı dosyasının dayanağı olan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ait 01.08.2018 tarih ve 2018/13302 Esas sayılı iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2 3713 sayılı kanunun 5/1, TCK 53/1, 58/9, 35/1 maddeleri uyarınca ve birleşen Diyarbakır 5.ACM'ye ait 2018/419 Esas sayılı dosyası dayanağı olan Diyarbakır C.Başsavcılığına ait 27.04.2018 tarih ve 2018/7777 Esas sayılı iddianame ile silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan TCK 314/1, 3713 sayılı kanunun 5/1, TCK 53/1, 58/9, 35/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de suçun temadi eden suçlardan olması da gözönünde bulundurularak fiilin tek bir suç oluşturduğunun kabulü ile, dinlenen tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından sanığın FETÖ/PDY 15.07.2016 tarihinde gerçekleşen Darbeye Teşebbüs eylemleri içerisinde en ağır olayların yaşanmasına neden olan Hava Kuvvetleri Personelinin ordu içerisine yerleşmesinde rol aldığı, örgütün Hava Kuvvetleri Personeli içerisindeki yapılanmasını bizzat sevk ve idare eden kişilerle birlikte hareket ettiği, bu kapsamda özellikle bir dönemde Sözleşmeli Hava Kuvvetleri Subaylarının örgüt adına sözde Müdür Yardımcısı olarak faaliyet yürüttüğü, yukarıda anlatılan tüm bilgi, belge, delil, ifade ve teşhis tutanaklarıyla anlaşıldığı, buna göre sanığın eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu nazara alındığında örgüt içerisindeki konumunun Yönetici düzeyinde olduğu kanaatine varılmakla sanığın FETÖ/PDY örgütü yöneticisi olmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş, sanığın örgüt yapılanmasındaki konumu, silahlı terör örgütüne yapılan yardımın niteliği, sanığa ceza tayin edilirken örgütün niteliği ve yaşanan darbe teşebbüsü süreci de dikkate alındığında, sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi yönünde kanaate ulaşılmıştır. Sanığın mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak, sanık hakkında TCK' nun 62. maddesindeki takdiri indirim nedenleri uygulanmıştır. ... 3-Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçu Yönünden; Sanığın tekrar edilen Eğitim Bilimleri testinden aldığı puan ve iptal edilmeyen ancak kopya çekildiği mahkememizce kabul edilen Genel Kültür-Genel Yetenek testlerinden aldığı puanla Milli Eğitim Bakanlığına öğretmen olarak atandığı ve iddianame tanzim tarihine kadar maaş, ek ders vs olmak üzere toplam 116.404,59-TL gelir elde ettiği, sınav sorularını önceden alarak hileli hareketlerle sınavda gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, hileli bu hareketiyle haksız şekilde kamu görevine atandığı için sanığın eyleminin zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılarak bu suçtan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.’ B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Müdafiinin Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı, sanığın örgüt içerisindeki konum, durum ve faaliyetleri ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yazılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu, sanığın örgütteki konumu da dikkate alınarak tayin olunacak cezanın üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiştir. B. Katılan Kurum Vekili, Sanık ... Müdafiinin Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Dosya içerisine alınan 18.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda sanığın iki ayrı sınavdaki başarı farklılığının tesadüfi olamayacağına yönelik güçlü kanaat oluştuğunun ifade edilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi, sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi, kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak, sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan, bilgi bulunmadığı gibi, bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği de gözetilerek, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından beraati yerine, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafii ile katılan Kurum vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 16.07.2021 tarihli ve 2019/506 Esas, 2021/1067 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Sanık hakkında mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2023 tarihinde karar verildi.