DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/809 E. , 2024/831 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/809 Karar No : 2024/831 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı -... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davac…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/809 E. , 2024/831 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/809 Karar No : 2024/831 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı -... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait 2004 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin borçların tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Ara kararı üzerine, asıl borçlu şirket adına, dava konusu ...sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı; ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı; ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak..., ... sayılı; ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak ..., ..., .., ..., ... sayılı; ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak ..., ... sayılı; ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarla ilgili olarak ..., ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, ödeme emirlerinin posta yoluyla, memur eliyle veya elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği,... ve...sayılı ödeme emirleri hariç şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ait tebliğ evraklarının dosyaya sunulduğu görülmüştür. i. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ..., ..., ..., ... takip nolu 10, 11, 14, 38, 39, 45. sıralarına ilişkin kısımları yönünden yapılan inceleme: 28/09/2012 tarih ve 8163 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki ilandan, davacının asıl borçlu şirketteki hissesinin devriyle ilgili ortaklar kurulu kararının 24/09/2012 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonraki dönem borçları ile ilgili olarak sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 2012 yılının Ekim ve Kasım dönemleri borçlarından kaynaklı..., ..., ..., ... takip nolu 10, 11, 14, 38, 39, 45. sıralarına ilişkin kısımlarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. ii. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ..., ... takip nolu 3 ve 15. sıralarına ilişkin kısımları ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin... takip nolu 4 ve 5. sıralarına ilişkin kısımları yönünden yapılan inceleme: Davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ..., ... takip nolu 3 ve 15. sıralarına ilişkin kısımlarındaki borçlarla ilgili olarak şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrine ait tebliğ alındısı ile davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ... takip nolu 4 ve 5. sıralarına ilişkin kısımlarındaki borçlarla ilgili olarak şirket adına düzenlenen... sayılı ödeme emrine ait tebliğ alındısının davalı idarece dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, söz konusu borçlar bakımından şirket hakkındaki takibin tamamlandığı hususu ortaya konulamadığından, dava konusu ...tarih ve ...,... sayılı ödeme emirlerinin anılan kısımlarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır. iii. Dava konusu... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin geriye kalan kısımları ile... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri yönünden yapılan inceleme: Davacı adına düzenlenen... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin geriye kalan kısımları ile ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri içeriğinde yer alan borçların tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucu tespit edilen şirket adına kayıtlı araçlara haciz konulduğu anlaşılmıştır. Davalı idarece, verilen ara kararına rağmen şirket borcunun tespit edilen mal varlığından tahsil edilip edilmediği konusunda herhangi bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır. Dolayısıyla, şirket mal varlığının borcu karşılayıp karşılamadığı veya ne kadarlık kısmını karşılamadığı hususu ortaya konulmadığından, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin geriye kalan kısımları ile ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. iv. Karar sonucu: Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emirlerini iptal etmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı: i. Mahkeme kararının dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 9, 24. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 11, 12, 13, 14. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 19, 20, 21, 23. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3. sıralarına ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 26, 27, 28, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68. sıralarına ilişkin kısımlarının iptaline dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemi yönünden yapılan inceleme: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 35. maddesi uyarınca limited şirket ortağının şirketin ödenmemiş vergi borcundan sorumluluğu ortaklık payına bağlı olup ortağın anılan madde uyarınca takibi için şirketin vergi borcunun doğumu anında değil vergi borcunun şirketten tahsil imkânı bulunmadığının tespiti anında ortak sıfatını haiz olması gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine 06/06/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere 5766 sayılı Kanun'la eklenen fıkra hükmü ile limited şirket ortağının şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları öngörülmüştür. 5766 sayılı Kanun'un gerekçesinde de 06/06/2008 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile limited şirket ortakları yönünden müteselsil sorumluluğun getirildiği, böylece hissesini devreden ortağın borcunu ödemesinin sağlanacağı, diğer yandan da devralan şahısların limited şirket hissesinin değerini borçluluk durumunu da göz önüne alarak belirlemesine imkân verileceği vurgulanmıştır. Buna göre limited şirket ortakları şirketteki hisselerini devretmiş olsalar dahi şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı 06/06/2008 tarihinden sonraki dönemler için şirket hisselerini devralan ortakla birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır. Nitekim, 5766 sayılı Kanun'un, bu Kanun ile 6183 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler ve eklenen hükümlerin, düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanacağını öngören geçici 1. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve E:2009/39, K:2011/68 sayılı kararı ile maddenin uygulanmasının hukuk kurallarının geriye yürütülmesi anlamına geleceği ve Anayasa'da yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alındığında limited şirket ortaklarının hisseleri devretmeleri halinde 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından sorumluluklarının sona ereceği anlaşılmaktadır. Olayda, davacı asıl borçlu şirkette bulunan hisselerinin tamamını 05/09/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devretmiş ve buna ilişkin 05/09/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı 28/09/2012 tarih ve 8163 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Bu durumda, hisse devir sözleşmesi ile şirket ortaklığı sona eren davacı 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağından dava konusu ... tarih ve ... , ... , ... , ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin sözü edilen kısımlarında hukuka uygunluk görülmemiştir. ii. Mahkeme kararının dava konusu... tarih ve ... , ... , ... , ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin diğer kısımları ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptaline dair hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf istemi yönünden yapılan inceleme: İstinaf istemine konu kararın anılan hüküm fıkralarının usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. iii. Karar sonucu: Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle mahkeme kararına yöneltilen davalının istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2019/8881, K:2022/6183 sayılı kararı: i. Temyize konu kararın... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ... , ... , ... , ... takip nolu 10, 11, 14, 38, 39, 45. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin..., ... takip nolu 3 ve 15. sıralarına ve ... tarih ve .. sayılı ödeme emrinin ... takip nolu 4 ve 5. sıralarına ilişkin hüküm fıkraları yönünden yapılan inceleme: Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, temyize konu kararın sözü edilen hüküm fıkralarının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. ii. Temyize konu kararın dava konusu... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 9, 24. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 11, 12, 13, 14. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 19, 20, 21, 23. sıralarına, ... tarih ve .. sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3. sıralarına ve... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 26, 27, 28, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68. sıralarına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Anayasa Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve E:2009/39, K:2011/68 sayılı kararına göre, 5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'da yapılan ve vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden var olmayan birtakım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin, henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için de geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak işlemlere uygulanması hukuka aykırılık oluşturacaktır. Bu durumda, uyuşmazlığın, davacının sorumlu tutulduğu kamu alacağının ait olduğu yılda yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 29/07/1998 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile değişik 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir. Bu düzenlemenin değerlendirilmesinden, şirket ortaklığı sona ermiş olsa da ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarının doğduğu dönemde şirket ortağı olan kişilerin bu borcun ödenmemesinden sadece ortak olduğu dönemlerle ve hissesi oranıyla sınırlı olarak sorumlu olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla limited şirketin vergi borcunun öncelikle şirketin mal varlığından tahsiline çalışılması, vergi borcunun şirketten tahsilinin olanaksız olduğunun tespit edilmesi halinde ise şirket ortağının ilgili olduğu döneme göre sermaye miktarı veya sermaye hissesi göz önünde bulundurularak takip edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, davacının ortak olduğu dönemlere ilişkin şirket borçlarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. iii. Temyize konu kararın dava konusu ödeme emirlerinin diğer kısımlarına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Söz konusu borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucu tespit edilen şirket adına kayıtlı araçlara haciz konulduğu anlaşılmıştır. Olayda, asıl borçlu şirket adına kayıtlı araçlar üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu görülmüş olup amme alacağının tutarı göz önünde bulundurulduğunda, araçların satışı ile elde edilecek paranın garameten taksimi durumunda dahi davalı idarece tahsil edilecek tutarın amme alacağını karşılamayacağı anlaşıldığından, temyize konu kararın dava konusu ödeme emirlerinin söz konusu kısımlarına ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir. iv. Karar sonucu: Daire bu gerekçeyle temyize konu kararın ...tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ..., ..., ..., ... takip nolu 10, 11, 14, 38, 39, 45. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin..., ... takip nolu 3 ve 15. sıralarına ve ... tarih ve .. sayılı ödeme emrinin... takip nolu 4 ve 5. sıralarına ilişkin hüküm fıkralarını onamış; diğer hüküm fıkralarını ise bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan hüküm fıkraları yönünden ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilana göre davacı 05/09/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile asıl borçlu şirketteki hisselerini devretmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." şeklindeki 35. maddesinde yer alan "şirketten tahsil imkanı bulunmayan" ibaresi, 06/06/2008 tarihli ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki iki fıkra eklenmiştir: "Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrasında vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I. Temyize konu kararın dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 9, 24. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 11, 12, 13, 14. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 19, 20, 21, 23. sıralarına, 04/10/2017 tarih ve .. sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3. sıralarına ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 26, 27, 28, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68. sıralarına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Kural olarak, hukukun genel ilkelerinden olan kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunların yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen olaylara uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 06/06/2008 tarihli ve 26898 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine eklenen ve amme alacağından şirket ortağı sıfatıyla sorumlu tutulan şahıslar hakkında birtakım yeni düzenlemeler getiren ikinci ve üçüncü fıkranın geriye yürütülerek 06/06/2008 tarihinden önce gerçekleşen olay ve fiiller neticesinde tahakkuk eden vergi ve kesilen cezaların tahsiline uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, uyuşmazlığın davacının sorumlu tutulduğu vergiyi doğuran olay ve cezayı gerektiren fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde limited şirket ortaklarının asıl borçlu limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sorumlu olacağı anlaşılmakla birlikte ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devredilmesinin şirket ortağının Kanun'dan kaynaklanan bu sorumluluğunu ortadan kaldırması mümkün değildir. Nitekim ortaklık payının kısmen veya tamamen üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler niteliği itibarıyla özel hukuk sözleşmeleri olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamayacaktır. Bu nedenle limited şirket ortağının hisse devriyle birlikte asıl borçlu şirkete ait 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluğunun tümüyle sona ereceği gerekçesiyle verilen kararın sözü edilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının 05/09/2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketten ayrıldığı ve bu tarihten sonra doğan şirket borçlarından şirket ortağı sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı, sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği tabiidir. II. Temyize konu kararın diğer hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 02/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 9, 24. sıralarına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 11, 12, 13, 14. sıralarına,... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 19, 20, 21, 23. sıralarına, ... tarih ve .. sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3. sıralarına ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 26, 27, 28, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68. sıralarına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz istemin sözü edilen hüküm fıkrası yönünden reddi gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyoruz. XX - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının dava konusu ...tarih ve ... sayılı ödeme emrinin tamamına, ...tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 3, 9, 15, 24. sıraları dışında kalan kısmına, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 11, 12, 13, 14. sıraları dışında kalan kısmına,... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 3, 10, 11, 14, 19, 20, 21, 23, 38, 39, 45. sıraları dışında kalan kısmına ve... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 10, 11, 12, 16, 17, 18, 19, 26, 27, 28, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68. sıraları dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz istemin sözü edilen hüküm fıkrası yönünden reddi gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyoruz.