Başvurucu, günlük bir gazetede yer alan makalenin kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle ilgili kişiler aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemli davanın reddine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın 17. , 25. , 26. , 28. , 32. , 36. , 40. , 90. ve 14 maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, günlük bir gazetede yer alan makalenin kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle ilgili kişiler aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemli davanın reddine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın , , , , , , , ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 28/2/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 21/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 6/11/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 9/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 7 yıl adli yargıda hâkimlik, 14 yıl adalet müfettişliği, başmüfettişliği ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği yapmıştır. Başvurucu halen Yargıtay Ceza Dairesinde üye olarak görev yapmaktadır. Ulusal düzeyde yayın yapan Radikal Gazetesi'nin 21/7/2009 tarihli nüshasında yayımlanan Hasan Celal Güzel imzasıyla kaleme alınan “HSYK ve Ergenekon Çetesi” başlıklı haberde, o dönemde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi olan başvurucunun, Ergenekon adı verilen operasyon kapsamında tutuklanan şüpheli ve sanıklarla olan ilişkisine değinilerek şu ifadelere yer verilmiştir: “... Türkiye'de yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyen, Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi olmasından ziyade, yargı organlarının teşekkülündeki ideolojik yapılanmaların etkileridir. İşin aslı, Türkiye'de siyasetin yargıya baskısından çok, yargının siyasete müdahalesi olmaktadır. Şu son yargı skandalına bir bakınız: Hâkimler Kararnamesi iki aydır HSYK'da bekliyor. 1500 hakim ve savcının tayini, HSYK'nın, usulüne ve hukuka aykırı olarak bazı savcı ve hakimleri tayin etmek istemesinden dolayı bekletiliyor. HSYK, Ergenekon Çetesi savcılarını ve hakimlerini değiştirmeye çalışıyor. Ankara kulislerinde geçen ay, bu savcı ve hakimlerin değiştirilmesi ve Ergenekon Davası'nın kapatılması için darbenin dahi düşünüldüğü söyleniyordu. Şimdi ise bir 'yargı darbesi' ile karşı karşıya bulunuyoruz. Ergenekon Soruşturması ve Davası ile ilgili olan ve bir kısım HSYK üyesinin 'korsan liste' düzenleyerek değiştirmek istedikleri savcılar ve hâkimlerin hiçbir atanma talepleri yoktur ve bunlar hakkında hiçbir disiplin soruşturması da söz konusu olmamıştır. Bu hukuk adamlarının değiştirilmesi demek, 2,5 senedir devam eden bu soruşturmanın ve davaların bitirilmesi demektir. HSYK üyeleri bu gerçeği bilmiyor olabilirler mi?... Bu takdirde aklımıza, bu üyelerden bir kısmının Ergenekon Davası ile ilişkili olduğu ya da en azından bu dava hakkında aleyhte değer hükümlerine sahip bulunduğu geliyor. Nitekim, HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un Ergenekon zanlılarıyla yakın ilişkisi, fotoğraflarla ve buluşmalarla gösteriliyor. Bu durumda Ertosun'un istifa etmesi gerekirken pişkinlikle beklemesi ve diğer bazı üyelerden destek görmesi vahimdir. Bu skandal eleştirilince HSYK bir de kalkıp 'üzüntü ve kaygısı'nı belirtiyor. Bu olan bitenleri anlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz. Sen kalk 2,5 yıldır devam eden ve kamuoyuna mal olmuş bir davanın savcılarını ve hakimlerini değiştirerek 'davaya dışardan müdahale et'; hem de hiç sıkılmadan bundan kaygı duyduğunu açıkla...” Başvurucu, kaleme alınan yazı vasıtasıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, asılsız iddialarla karalanmak ve küçük düşürülmek suretiyle kamuoyunun hakaret ve husumetine maruz bırakıldığını ileri sürerek, 21/7/2010 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme, 22/3/2011 tarihli kararla “... dava konusu yazının olayın eleştiri niteliğinde olduğu, özellikle davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetini taşımadığı, ... gazetedeki yazının basın özgürlüğü kapsamında kaleme alınmış ve eleştiri sınırları içerisinde olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği...” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 2/7/2012 tarihli ilamıyla usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermiştir. Onama kararına karşı yapılan düzeltme başvurusu, Yargıtay aynı dairesince 20/12/2012 tarihli kararla reddedilmiştir. Ret kararı, başvurucuya 29/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 28/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”