11. Hukuk Dairesi 2013/16040 E. , 2014/4473 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 26/06/2013 tarih ve 2011/353-2013/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği gör
**11. Hukuk Dairesi 2013/16040 E. , 2014/4473 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 26/06/2013 tarih ve 2011/353-2013/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... üşteri nolu ve numaralı hesabı olduğunu, aynı zamanda davalı internet bankacılık sistemini de kullandığını, hesabından kendi rızası ve bilgisi olmadan toplamda 9.980,00 TL dava dışı adına eft yapıldığının belirlendiği, cezai soruşturmanınesas sayılı dosyasında yürütüldüğünü, objektif özen yükümlülüğü bulunan davalı ... 'nin kusurlu olduğunu ileri sürerek 10.191,47 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 07.05.2010 gününden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin olayda bir kusurunun olmadığını, davacının şifresini gereği gibi saklayamadığını, gsm operatörünün kusurlu eylemleri ile zarara sebebiyet verdiğini bu suretle illiyet bağının müvekkili lehine kesildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca internet bankacılığı kullanılarak cep telefonu ile davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabından adına toplamda yapıldığı, davacının kendisine internet bankacılığı ile ilgili olarak verilen gizli bilgileri özenle koruyamayıp üçüncü kişilerin bu bilgileri elde etmesinde kusurlu davrandığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, şirketinin güvenlik açığının davalı banka ileirketi arasındaki hukuki ilişkide ileri sürülebileceği, bu nedenle davacının zararının oluşmasında davalı bankanın kusurlu ve zararının tamamından sorumlu olduğu, davacının açık hesabından 07.05.2010 tarihinde" açıklaması ve internet vasıtası ile toplam 9.980,00 TL aktarılmış olduğu, aktarılan bu tutarın 64,86 TL'sının davacının hesabında bulunan bakiye parasından, 7.829,10 TL'sının davacı internet hesaplarından yapılan döviz satışları sonucu açık hesabına aktarılan paradan ve 2.086,04 TL'sının ise yine açık hesabından kredi olarak kullanılarak aktarılan paradan ibaret olduğu, davacının açık hesabından kullanılan 2.086,04 TL krediden dolayı adına tahakkuk ettirilen faiz ve ferileri tutarının toplam 43,57 TL olduğu gerekçesiyle, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine 10.023,57 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. .../... -2- SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 146,80 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 512,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.03.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan bir kısım işlemler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir. Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde, buna bağlı olarak ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun ve kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerce suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olmasının sonuca etkili olmadığının kabulü gerektiği, davalı bankanın ise kusurlu da olsa kişisel bilgilerinin güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudileri olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılması gerektiği açıktır. Tarafların söz konusu kusur durumunun karar yerinde tartışılıp gerekirse bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken davalı banka hakkındaki davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.