10. Hukuk Dairesi 2021/4212 E. , 2022/6412 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozmasına uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar ok…
**10. Hukuk Dairesi 2021/4212 E. , 2022/6412 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozmasına uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, Dosya kapsamından, 22/10/2008 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacının yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 13/11/2014 tarih ve 2014/11918 Esas, 2014/23716 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilen ilk derece mahkemesinin 03/04/2014 tarihli kararında hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zararının herhangi bir Kurum ödemesi tenzilatı yapılmamış haliyle 30.744,37 TL olarak hesaplandığı, davacının anılan karara karşı temyiz yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.(HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)