22. Hukuk Dairesi 2012/10864 E. , 2013/4235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi ... DAVA : Davacı, izin süresi, ücret karşılığı, ikramiye karşılığı, kıdem, ihbar tazminatı ve işsizlik tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y
**22. Hukuk Dairesi 2012/10864 E. , 2013/4235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi ... DAVA : Davacı, izin süresi, ücret karşılığı, ikramiye karşılığı, kıdem, ihbar tazminatı ve işsizlik tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin, davalı işyerinde 20.02.1997-16.12.2008 tarihleri arasında tıbbi mümessil olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşarak (ikâle sözleşmesi) sona erdirilmiş gibi gösterilmiş ise de esasen davalı tarafça bu yönde tek taraflı olarak düzenlenen belgeleri imzalamak zorunda kaldığını, bu şekilde gerçekleşen fesih sonucunda toplam 59.928,43 TL brüt tahakkuk yapıldığı halde 38.437,35 TL ödeme yapıldığını, bu şekliyle tahakkuklardan fazla kesinti yapıldığı gibi ödemelerin de noksan olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı, 1.000,00 TL işsizlik tazminatı, 100,00 TL ücret, 1.000,00 TL izin ücreti, 200,00 TL ikramiye alacağının faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında hukuka ve taraf iradelerine uygun olarak karşılıkla anlaşma suretiyle ikâle sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin aldığı işletmesel karara davalı olarak, ortaya çıkan iş gücü fazlalığı sebebiyle bir kısım çalışanların, işletme bünyesinde çalıştırılabilecekleri başka uygun bir iş bulunamadığından karşılıklı anlaşma ile işlerine sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davacı ile 16.12.2008 tarihinde, iş sözleşmesinin kanunî haklarının ötesinde ek bir takım ödemeler yapılmak suretiyle feshine karşılıklı anlaşarak karar verildiğini, bu karar sonucunda toplam 59.928,43 TL brüt tahakkuk yapıldığını, kanunî kesintilerden sonra 38.437,35 TL’nin ödendiğini, sözleşmenin imzalanması konusunda davacıya herhangi bir baskı yapılmadığını, ödemeden sonra tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini, ikâle sözleşmesinin içeriğinde yer alan tüm ödemelerin ücret niteliğinde olduğunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında vergiye tabi olduklarını, ödemelerde noksanlık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece taraflar arasında imzalaman ikâle sözleşmesi gereğince iş sözleşmesinin sona erdiği yapılan ödemeler nazara alındığında bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ödemeler mahsup edildiğinde davacının 8.978,87 TL net kıdem tazminatı ve 5.892,28 TL net dört ay boşta geçen süre ücret alacağının bulunduğu, diğer alacaklara yönelik eksik herhangi bir ödemenin olmadığı anlaşılmakla kıdem tazminatı ve boşta geçen süre alacağına yönelik davanın kabulüne, diğer alacaklara yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacı taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikâle (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir. İkâle, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikâle tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikâle icabı işverenden gelmişse kanunî tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikâle ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Taraflar arasında ikâle sözleşmesi gereğince yapılan ödemelerin hangi vergi kesintilerine tabi olduğu ve hangi oranda kesileceği, davalının yapılan kesintiden sorumlu olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. İkâle sözleşmesi sonucu ödenen menfaatin tamamı ücret sayılır ve gelir vergisi kesintisine tabidir. İşçinin vergi kesilmesini gerektiren işçilik alacaklarında vergi yükümlüsü işçidir. Bu tazminat ve alacaklardan kesinti yaparak vergi dairesine işçi adına ödeme yükümlülüğü ise işverene aittir. 213 sayılı Vergi Usul Kanun'u bu konuda işvereni vergi sorumlusu olarak kabul etmiştir. Dosya içeriğine göre 16.12.2008 tarihinde davacı ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi için karşılıklı anlaşma yapılması teklifinin davalı işverenden geldiği, davalının bu anlaşma karşılığı kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacakları dışında ilave olarak dört aylık ücret tutarında işsizlik tazminatı ödemeyi teklif ettiği, davacının bu şekilde karşılıklı anlaşma sureti ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi (ikâle) sözleşmesini imzaladığı, bunun üzerine davalı işverenin karşılıklı anlaşma sureti ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi (ikâle) sözleşmesi uyarınca davacıya ödediği kıdem, ihbar ve işsizlik tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin ve ikramiye alacaklarından gelir vergisi, damga vergisi ve diğer kesintileri yaparak davacı işçiye ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı işveren vergi sorumlusu olarak davacı vergi yükümlüsü işçi adına kanundan kaynaklanan ödevli olarak hareket etmiştir. Bu kesintilerin vergi dairesine ödendiği de anlaşıldığından işverenin sorumluluğu ortadan kalkacaktır. Kıdem tazminatından yapılan gelir vergisi ile diğer tazminat ve işçilik alacaklarından yapılan kesinti oranının yüksek oranda uygulanması sebebi ile fazla ödemeden vergi dairesi sorumlu olacaktır. Bu durumda anılan kesintilerin davacı işçi tarafından vergi dairesinin bağlı olduğu Hâzineden istenmesi ve Vergi Mahkemesine dava açılması, bu davanın ise davalı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.