Başvuru, gözaltına almanın ve tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin kısa sürede incelenmemesi ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların tebliğ edilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, ceza infaz kurumunda müdafi ile görüşmelerin kısıtlanması ve denetlenmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, arama kararı ve ceza infaz kurumun
Başvuru; gözaltına almanın ve tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin kısa sürede incelenmemesi ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların tebliğ edilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, ceza infaz kurumunda müdafi ile görüşmelerin kısıtlanması ve denetlenmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, arama kararı ve ceza infaz kurumunda aile ile görüştürülmeme nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, gözaltı sürecinde kamu görevlilerinin davranışları ile maruz kalınan birtakım uygulamalar ve gözaltı ile ceza infaz kurumu koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, soruşturma sürecindeki bazı ayrımcı uygulamalar nedeniyle eşitlik ilkesinin, gözaltı listelerinin basın ile paylaşılması nedeniyle de masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 15/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu en son Ankara İdare Mahkemesinde hâkim olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmış, 24/9/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 21/7/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş, Hâkimlik huzurunda iken isnat edilen suçlama ve ilgili belgeler tarafına okunmuş; müdafii eşliğinde savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle lise döneminde ailesinin yönlendirmesi ile örgüt ile iltisaklı okulda burslu olarak okuduğunu, bunun dışında örgüt ile hiçbir bağının olmadığını, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini 2007 yılında kazandığını, Ankara'da arkadaşlarıyla tuttuğu evlerde kaldığını, 2011 yılı sonunda idari yargı hâkim adaylığı sınavını kazandığını ve o tarihten itibaren de Ankara İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığını, meslekte olduğu süre boyunca kimseden emir ve talimat almadığını hatta örgüt aleyhine birçok karar verdiğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 21/7/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"...isnat edilen Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, üzerlerine atılı suçun CMK 100 maddesinde öngörülen katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK ve devamı maddeleri gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA...[karar verildi.]" Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/8/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden soruşturma sürecinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 8/11/2016 tarihli karar ile tutukluluğun devamına hükmetmiş, bu karara karşı yapılan itiraz ise Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/1/2017 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 23/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14/6/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:- Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiştir.- Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24/10/2016 tarihinde şüpheli sıfatıyla ek ifadesi alınan A. beyanında "...Ben 2011 yılında mezun olarak memleketim olan Samsun ili Vezirköprü ilçesine gittim. Burada hâkimlik/savcılık sınavı hazırlıklarına başladım. Ağustos ayı sonlarında o dönem ki kullandığım cep telefonunu ankesörlü hattan bir numara aradı. Kendisini Zeynel ismi ile bana tanıttı ... ve beni Ankara'da bulunan hâkim/savcılık sınavı çalışma evlerine davet etti...memlekette verimli olarak ders çalışamam sebebiyle teklifini kabul ettim...Bu evde sınav tarihi olan 26 Aralık 2011 tarihine kadar şuan savcı olduğunu bildiğim [T.A.], [İ.A.], [Z.A.] ile şuan idari yargı hâkimi olduğunu bildiğim Emre Altındağ ile kaldım. Bu eve en son ben yerleştim. Eve gittiğimde isimlerini verdiğim şahıslar bu evde sınava hazırlanmaya başlamışlardı..." şeklinde ifade vermiştir.- Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/11/2016 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Y.S., kendisine yaptırılan teşhis işleminde "...Emre ALTINDAĞ: Bu şahıs Tokat Reşadiyelidir. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahıs ile hâkim savcı mülakât evinde birlikte kaldım. Bu şahsın idari yargı hâkim adayı olduğunu biliyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur.- Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22/11/2016 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Z.A. beyanında "...Ramazan bayramından sonra ise beni kendisini Zeynel olarak tanıtan...kişi...Aralık ayında yapılacak sınava hazırlanmam üzere arayarak Ankara ya davet etti...beni açık adresini tam olarak hatırlayamadığım Keçiören ilçesinde bir eve götürdü...Bu eve gittiğimde Emre ALTINDAĞ, [İ.A.] ve [T.A.] bulunuyordu...Zannediyorum Emre ALTINDAĞ idari yargı hakimi olması düşüncesiyle farklı bir mülakat evine götürülmüş..." şeklinde ifade vermiştir.- Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5/8/2016 tarihinde şüpheli sıfatıyla ek ifadesi alınan T.Ö. beyanında, başvurucunun kendisine ikili sohbetleri sırasında cemaate verdiği paraların nereye gittiğinden şüphe ettiğini, bir daha para vermeyeceğini söylediğini belirtmiştir.- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY üyesi olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen Antalya Hâkimi Y.H.den elde edilen dokümanlar üzerinde yapılan inceleme işlemleri neticesinde başvurucunun kimlik bilgilerinin, okumuş olduğu üniversitenin, idari hâkimlik mülakat tarihi, sırası ve puanının yazılı olduğu not kâğıdı bulunmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 4/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/53 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. 10/8/2017 tarihinde görülen duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir:"Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada bulunan delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanığın karartabileceği dosyada bir delilin bulunmaması, kaçma şüphesi içerisinde olduğuna dair dosyaya yansıyan delilin bulunmaması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı kanaati ile sanığın adli kontrol altına alınmak suretiyle TAHLİYESİNE... [karar verildi.]" Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğunu ifade eden tanık T.Ö.nün kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir: "Ben sanığı ilk olarak 2012 Nisan ayında staja başladığım dönemde tanıştım. Kendisi dönem arkadaşımdır. Kendisinin ilk planda FETÖ'ye mensup olduğunu biliyorum, ancak bu mensubiyetinin 17/25 Aralık döneminde açılan polis dosyalarından sonra sona erdiğini biliyorum. [İ.A.] nın polis dosyalarını takip ettiğini, iptal kararı verilmesini telkin ettiğini duyduğunu bu insanlara güvenilmeyeceğini, verdiğimiz paranın nereye gittiğini bilmediğini, bundan sonra para vermeyeceğini ve toplantılara katılmayacağını söyledi. Bunu Ankara idare mahkemesinin eksi Katında söyledi....Bana [U.G.], [A.B.] nin yemeği olacağını söyledi, dönem arkadaşlarını çağırmamı söyledi ben de bunun üzerine [A.B.] nin yemeğine sanığı çağırdım, ancak sanık gelmedi. Bu yemek HSYK seçimlerinin tam olarak hatırlamamakla birlikte 1 ay önce olmuştu. Adli tatil sonrasıydı. Sanık bana ben kimsenin yemeğine katılmıyorum dedi. Ben HSYK seçimi döneminde de cemaat toplantılarına gidiyordum, sanığı görmedim. Biz sanıkla farklı dosyalarda çalıştık. Sanık polis dosyalarına genellikle iptal kararı vermiştir ancak ben telkin alarak değil, hukuki görüşü o yönde olduğu için karar verdiğini düşünüyorum. Emre 17-25 aralık döneminden sonra cemaatin toplantılarına katılmış olsaydı bundan benim haberim olurdu. Dönem arkadaşlarımdan [U.G.] bizim mesulümüzdü, Emre'nin FETÖ ile bağını kopardığını ve kendisinin cemaate kazandırılması için ilgilenilmesi gerektiğini söyledi." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2019 tarihli kararı ile başvurucunun beraatine hükmetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...tüm deliller değerlendirildiğinde sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak için aranan şartlardan olan hiyerarşik yapıya bağlılığının olmadığı, sanığın örgüt ile tanıştığı ancak samimi itiraflarından ve tanık T.'nin beyanından da anlaşılacağı 17/25 Aralık olaylarından sonra bağını tamamen kopardığından, silahlı terör örgütüne üye olmak için aranan şartların sanığın üzerinde sübut bulmadığı, tanık beyanlarının da en son 2014 yılına kadar olması dikkate alınarak, sanığın örgüt üyeliğiiçin aranan organik bağının olmadığı, örgütün içinde olduğu döneme ilişkin suç teşkil edecek bir eyleminin tespit edilemediği, 2014 HSYK seçimlerine ilişkin çağrılmasına rağmen örgütün faaliyetlerine iştirak etmediğinin tanık beyanı ile anlaşılması, 17/25 Aralık olaylarından sonra sanığın örgütün gerçek yüzünü gördüğü ve bağlantısı kopardığı anlaşılmış olup, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle atılı suçtan beraatine karar verilmiş..." Beraat kararına karşı başvurucunun örgüt ile geçmişte bağ kurduğu ve bu bağı devam ettirdiği yönünde dosya kapsamında yer alan delillerin yeterli olduğu gerekçesiyle Savcılık tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Başvuru dosyası, bireysel başvuru incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-