Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/661 E. , 2024/2371 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/661 Karar No : 2024/2371 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Valiliği VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- … … 94- … 95- … VEKİLLERİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/661 E. , 2024/2371 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/661 Karar No : 2024/2371 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Valiliği VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL): … Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- … … 94- … 95- … VEKİLLERİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Mersin ili, Bozyazı ilçesi, … ve … Mahalleleri mevki … ruhsat numaralı sahada … Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından işletilmesi planlanan II B grubu mermer ocağı işletme projesi hakkında Mersin Valiliği tarafından verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasında bulunan bilgi, belgelerin, keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde harita mühendisi, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, çevre mühendisi, hidrolog ve arkeologtan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu işlemin ziraat mühendisliği açısından değerlendirilmesinde; Proje alanı ve çevresinde 20-50 m uzaklıklardan başlamak üzere, 500 m yarıçaplı bir daire içinde kalan kesimlerde ve daha uzak olan mesafelerde yoğun sera yapıları olduğu; seralarda daha çok muz ve ejder meyvesi ile yöreye özgü sebzeler yetiştirildiği; açık alanlarda da tarla ve bahçe tarımı yapılan parseller olduğu; gaz ve toz çıkaran madencilik faaliyetlerinin özellikle sera yapılarında örtü malzemesi üzerine çökerek seraya güneş ışınlarının girmesini engelleyeceği; ayrıca, sera örtü malzemesinin ışık geçirimliliği azalması yanında, yetiştirilen bitkiler üzerine tozların çökeleceği ve özellikle çiçeklenme ve döllenme döneminde bu tozların verimi olumsuz yönde etkileyeceği; bu nedenle de serada yetiştirilen bitkilerin verim ve kalitelerinin olumsuz yönde etkileneceği ve ekonomik kayıplara sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olacağı,... mermer madeni ocağının faaliyete geçmesiyle birlikte açık alandaki tarımsal faaliyetlerin meydana gelecek toz ve gazlardan etkileneceği, verim ve kalitenin olumsuz yönde etkileneceği, dolayısıyla davaya konu faaliyetin geçimlerini tarımdan sağlayan yöredeki çiftçilere telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği,... davaya konu olan mermer maden ocağı ÇED alanı içerisinde ve çevresinde gen kaynağı niteliğinde yabani zeytinlikler olduğu bu zeytinlerin bazılarının aşılanarak çevredekiler tarafından yararlanıldığı, işletme sahasına en yakın olan zeytinliklerin ocağa mücavir olduğu; ilk 500 m yarıçaplı daire içinde çok sayıda aşılı zeytinlik olduğu; yarıçapın 1000 m’ye çıkartılması halinde Karaisalı ve Tekedüzü mahallelerinin neredeyse tüm zeytinliklerinin davaya konu mermer madeni işletme sahasının etkisi altında olduğu; mesafenin 3000 m’ye çıkartılması halinde Mersin-Antalya karayoluna kadarki tüm sahadaki zeytinliklerin ocağın etkisi altında olacağı; buna göre ÇED sahasına 20-50 m uzaklıklardan başlamak üzere 3000 m’ye kadarki birçok parselde ve geniş alanlarda aşılı ve mahsuldar zeytinlik bulunduğu, Heyetimizce tespit edilebilen zeytinliklerin geniş alanları kapladığı, davaya konu madencilik faaliyeti sonucunda ortaya çıkacak toz ve gazların söz konusu zeytinliklere kesinlikle zarar vereceği; zira, zeytinliklerle kaplı maden arama sahalarında ve zeytinlik alanlarına çok yakın maden işletmesinde zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkarmadan faaliyette bulunulması, madencilik faaliyetinin tekniğine, dolayısıyla, hayatın olağan akışına aykırı olduğu; değinilen nedenlerle, Davaya konu mermer ocağı işletilmesi istenen alan ve konumu 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun'da tesis yapılabilmesi için öngörülen mesafe şartlarını taşımadığı, yapılması planlanan dava konusu tesisin faaliyete geçmesi halinde, yöredeki zeytinciliğin ciddi zarara uğrayacağı ve 3573 sayılı zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerin aşılattırılması hakkında Kanun'a aykırı işlem tesis edilmiş olacağı, dava konusu işlemin jeolojik ve hidrojeolojik açılarından değerlendirilmesinde: Davaya konu mermer madeni işletme sahası içerisinde DSİ izinli orman arazisine açılmış YAS kuyusu olduğu, ayrıca ÇED alanı mücavirinde ve çevresinde yer alan parsellerde genelde her seranın bulunduğu yerde bir adet olmak üzere yer altı suyu kuyuları bulunduğu; bu YAS kuyularındaki YAS derinliklerinin 2-12 m arasında değişim gösterdiği; dolayısıyla yöredeki YAS derinliğinin toprak yüzeyine çok yakın ve sığ olduğu; madencilik faaliyetinin yer altı suyu rezervini ne yönde etkileyeceği, faaliyet alanındaki yer altı su seviyesinin mevcut koşullarda kaç metre olduğu, yer altı suyu dinamik rezerv kotunun ne olduğu, dinamik YAS kotu üzerindeki kaç metrelik kısmın kazı yapılmaksızın korunacağı vb. birçok hususa dava dosyasındaki belgelerde (proje tanıtım dosyasında) değinilmediği; sahada yer altı suyu olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği; özellikle YAS bakımından yüzeysel bir inceleme yapıldığı, sahanın karstik karakterli olduğu; bu nedenle yer altı suyunun madencilik faaliyetleri (kazı, dekapaj vb. faaliyetler) sonucunda ortaya çıkan titreşimlerden etkilenmesinin kuvvetle muhtemel olduğu; özellikle karstik alanlarda bu titreşimlerin yer altı suyunun yön değiştirmesine neden olabileceği; ÇED alanına hemen mücavir bir noktada, köylülerin kendi ihtiyaçları için taş çıkarması sonucunda bir YAS kuyusundaki suyun yer değiştirdiği ve kuruduğuna dair fiili bir örneğin hali hazırda var olduğu; proje tanıtım dosyasında yer altı suyu rezervinin korunmasına dair ne tür tedbirler alınacağına yer verilmediği; bu nedenle, YAS rezervlerinin korunması bakımından projede önemli eksikliklerin bulunduğu, sahadaki fiili durumun tespit edilmemesi nedeniyle proje tanıtım dosyasındaki yapılan taahhütlerin yer altı suları ve yüzey su kaynakları dikkate alındığında yerinde bulunmadığı, dolayısıyla, öznel olduğu, dava konusu işlemin arkeolojik açıdan değerlendirilmesinde: Söz konusu alanın oldukça yakınlarında tescilli kültür varlıkları olması, Roma ve Geç Roma dönemi yerleşim dokuları ve yollarının bu sit alanı ile birlikte düşünülmesi gerektiği, doku bütünlüğünde düşünülmesinin faydalı olacağı, gerçekleştirilecek maden çıkarma faaliyetlerinin buradaki Arkeolojik sit alanına ve burayla bağlantılı arkeolojik çevresine zarar verebileceği değerlendirilmiş olup bu nedenlerle madencilik faaliyetleri uygun bulunmadığı, dava konusu işlemin çevre mühendisliği ve çevre mevzuatı, açısından değerlendirilmesinde: Çevresel etmenler olan emisyon ve gürültü konusunda raporda yeterli değerlendirmenin yapılmadığı kanatinin oluştuğu, ayrıca faaliyet alanının konumu faaliyetin bulunduğu alanın (tarım alanı ve yerleşim alanı içindeki konumu) ÇED gerekli değildir kararı verilen proje tanıtım dosyasında çevresel etkinin yeterince değerlendirilmediği, dava konusu işlemin orman mühendisliği açısından değerlendirilmesinde; Mermer ocağı işletilmesi halinde, yöredeki asırlık orman ağaçları kesileceği ve orman toprağının zarar göreceği, ayrıca yöredeki ormanlık alanlarda yangın riskinin artacağı, orman ağaçlarının belirli bir plana göre (amenajman ve silvikültür) orman işletmeleri tarafından kesilip satıldığı ve ülke ekonomisine katkı sağlandığı ve bu ihtiyaç karşılanırken de orman toprağının korunduğu, açık ocak işletmesi ile aşırı miktarda ağaç kesildiğinde, korumasız kalan orman toprağının yüzeysel akışa geçeceği ve yüksek yağış suları ile taşınacağı, toprak derinliğinin azalacağı ve su tutma kapasitesinin yok olacağı, orman toprağı hem odun, hem de su üreten, içerisinde barındırdığı mantarlar ve bakteriler ile önemli bir Ekosistem olduğu, mermer ocağı işletilmesi durumunda, iş makineleri ile ağaçlarn kökünden söküleceği ve orman toprağının ekosisteminin düzelmeyecek şekilde bozulacağı, orman toprağının kazılıp kaldırılması sonucu, toprak yüzeyi çatlaklarından sızan ve yeraltı suyunu oluşturan suyun (su fazlası) yok edilmesine ve önemli bir su kaybına sebep olacağı, oysa bölgenin yaşanabilirliğinin sürdürülmesi için su kaynaklarının korunmasının elzem olduğu, dava konusu işlemin maden mühendisliği açısından değerlendirilmesinde: Mersin ili, Bozyazı İlçesi,II-B Grubu, … ruhsat numaralı, … erişim numaralı … Mad. San. Ve Tic. A.Ş ait maden ocağının Maden Kanunu yönünden işletilmesi için ilgili kurumlardan izinlerinin tam olduğu" yönünde tespitlere yer verildiği, dava dosyasında bulunan bilgi, belge ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu maden sahasının bulunduğu bölgenin Proje alanı ve çevresinde 20-50m uzaklıklardan başlamak üzere, yoğun sera yapıları olduğu; seralarda daha çok muz ve yöreye özgü sebzeler yetiştirildiği, açık alanlarda da tarla ve bahçe tarımı yapılan parseller olduğu, gaz ve toz çıkaran madencilik faaliyetlerinin özellikle sera yapılarında örtü malzemesi üzerine çökelerek seraya güneş ışınlarının girmesini engelleyeceği bu nedenle de serada yetiştirilen bitkilerin verim ve kalitelerinin olumsuz yönde etkileneceği ve ekonomik kayıplara sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olduğu halde dava konusu işlemin tesisine esas yapılan hazırlık çalışmasında maden işletmesinin zirai faaliyetlere etkilerinin detaylı incelenip değerlendirilmediği, bu yönüyle dava konusu işleme esas alınan raporun zirai faaliyetler yönünden yetersiz olduğu, davaya konu olan mermer maden ocağı ÇED alanı içerisinde ve çevresinde gen kaynağı niteliğinde yabani zeytinlikler olduğu bu zeytinlerin bazılarının aşılanarak çevredekiler tarafından yararlanıldığı, diğer taraftan mermer maden ocağı ÇED sahasında YAS(yer altı su) derinliğinin toprak yüzeyine çok yakın ve sığ olduğu ve aynı sahanın, karstik karakterli olduğu, bu nedenle yer altı suyunun madencilik faaliyetleri (kazı, dekapaj vb. faaliyetler) sonucunda ortaya çıkan titreşimlerden etkilenmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, özellikle karstik alanlarda bu titreşimlerin yer altı suyunun yön değiştirmesine neden olabileceği, dolayısıyla bölgede yapılacak madencilik faaliyetinin hem yeraltı suyu rejimini hem de hidrojeolojik açıdan ekosistemi etkileyebileceği, bu nedenle söz konusu maden işletmeciliğinin hem yeraltı suyu bakımından hem de ekosistem açısından çevresel etki değerlendirmesinin ayrıntılı olarak ortaya konulması gerektiği, kurulması planlanan mermer ocağı, bölgede özel bir değere sahip olan tarımsal faaliyetler ile ormancılık faaliyetlerini ve doğal orman ekosistemi ile bileşenlerini olumsuz yönde etkileyeceği, bu olumsuz etkinin en aza indirilmesi konusunda yapılması gerekenlerin çevresel etki değerlendirmesi raporu ile ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu … tarihli ve … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davanın esasına yönelik olarak süre ve ehliyet itirazlarının olduğu, bu itirazların Mahkemece dinlenilmediği, dava konusu ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka uygun olarak tesis edildiği, mevzuata uygun olarak ilgili kurum görüşlerinin alındığı, dava konusu kararın, bir projede faaliyette bulunulması için yeterli olmadığı, ilgili diğer kurum ve kuruluşlardan gerekli diğer izin, onay, ruhsat ve/veya görüş alınmadan faaliyete başlanılmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında Müdahil tarafından, davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak davalı projenin olarak maden işletme ruhsatları olduğu, bu nedenle kazanılmış haklarının olduğu, ilgili idari birimlerden gerekli izinlerin alındığı, projenin devam etmesinde kamu yararı bulunduğu, bilirkişi raporunun Mahkeme kararına esas alınabilecek nitelikte olmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Mahkeme kararının; davacılardan Mersin Çevre ve Doğa Derneği ve ... Ziraat Odası Başkanlığı yönünden, bozularak, davanın süre aşımı nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden ise Mahkeme kararının esası yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Mersin ili, Bozyazı ilçesi, … ve … Mahalleleri mevki … ruhsat numaralı sahada davalı idare yanında müdahil Natürelmar Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından işletilmesi planlanan II B grubu mermer ocağı işletme projesi hakkında Mersin Valiliği tarafından verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar." hükmüne, aynı Kanunun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür" hükmüne yer verilmiş, ivedi yargılama usulü başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin sırasıyla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği, 6. fıkrasında; anılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanacağı belirtilmiştir. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinde; " (1) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur..." hükmüne yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin (y) bendinde; askıda ilan, gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuru olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mersin Çevre ve Doğa Derneği ile ... Ziraat Odası Başkanlığı dışındaki diğer davacılar yönünden, temyize konu kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Davacılardan; Mersin Çevre ve Doğa Derneği ile ... Ziraat Odası Başkanlığının … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemi bakımından ise; İdari işlemin usulüne uygun olarak tebliği ve bütün unsurlarıyla birlikte, ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkileyeceğinden, tebligatı yargılama sürecinin başlangıcı olarak kabul etmek gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre de, dava konusu işleme ait tebliğ işleminin yayın ve ilan şeklinde olabileceği, dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amaçlanarak, Yönetmelikteki düzenlemeye göre, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurulması öngörülmüştür. İlan yolu ile tebliğlerde dava açma süresi ise son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği gözönünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının, 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurularak tebliğ edileceği, askıdan ilanın projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel yerlerde valilik, kaymakamlık veya muhtarlık binasında ya da köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılması gerektiği düzenlenmekle birlikte; askıda ilanın muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu değerlendirilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; iptali istenen "ÇED Gerekli Değildir" Kararının 06/08/2019 tarihinde tesis edildiği, dava konusu işlemin, müdahil şirket çalışanlarının ruhsat sahasındaki ağaçları kesmek için bölgeye geldiklerinde öğrenildiği ve öğrenme tarihi 29/11/2022 olarak belirtilmek suretiyle davanın 22/12/2022 tarihinde açıldığı, Mahkemenin 30/12/2022 tarihli Ara Kararı ile dava konusu Kararın ilan edilmesi ve yöre halkına duyurulmasına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; dava konusu Karara ilişkin internet ilanının Mersin Valiliği web sitesinde yapıldığı, Yönetmelikte yer verilen uygun iletişim araçları ile (internet ilanı, askıda ilan vs) yöre halkına duyurulmasının Mersin Valiliğinin … tarihli, … sayılı yazısı ile Bozyazı Kaymakamlığı ve Bozyazı Belediye Başkanlığından istendiği, Bozyazı Kaymakamlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile kararın duyuru metninin İlçe Hükümet Binası ilan panosunda 22/08/2019- 02/09/2019 tarihleri arasında asılarak ilan edildiği, Bozyazı Belediye Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile Belediyenin ilan cihazı ile kararın ilanının 22/08/2019-02/09/2019 tarihleri arasında yapıldığının bildirildiği, ancak dava konusu işlemde proje alanı olduğu belirtilen Karaisalı ve Tekdüzü Mahallelerinde ilan edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, Mahkemesince de anılan Mahallelerde usulüne uygun olarak ilan edilmeyen dava konusu işlemden, yöre halkından olan davacıların haberdar olması beklenilmeyeceğinden, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, işin esası hakkında yargılama yapılarak karar verildiği görülmektedir. Askıda ilanın, proje alanı ve projenin etki alanında muhtarlık binalarında yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu hususu göz önüne alındığında, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı Mersin İli, Bozyazı ilçesi, Karaisalı ve Tekdüzü Mahallelerinde ilanın yapılmış olmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin sunul(a)mamış olmasının, proje alanında/projenin etki alanında yaşayan ya da bu yörede taşınmazı olan davacı gerçek kişilerin, projeden haberdar olmasını engelleyebilecek olmakla birlikte; davacılardan Mersin Çevre ve Doğa Derneği ile ... Ziraat Odası Başkanlığının, gerek kuruluş amaçları gerekse merkezleri itibarıyla dava konusu işlemi; yerel ilanlara gerek kalmaksızın, Mersin Valiliğinde yapılan internet ilanı veya Bozyazı Kaymakamlık binasında yapılan ilanla öğrendiklerinin kabulünün gerektiği, hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemlerden belirtilen tarihlerde haberdar olmamalarının kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacılardan Mersin Çevre ve Doğa Derneği ile ... Ziraat Odası Başkanlığı tarafından, dava konusu … tarih ve … sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararına karşı dava açma süresi geçirildikten sonra 22/12/2022 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesine olanak bulunmadığından, davanın adı geçen davacılar yönünden süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; davacılardan … ve diğer 92 gerçek kişi davacı açısından ONANMASINA; davacılardan … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığı yönünden BOZULMASINA, davanın, … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığı yönünden SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 3. Davacılar tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen …- TL yargılama giderinin … TL'lik kısmının üzerlerinde bırakılmasına, kalan … TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen …- TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre takdir edilen …- TL'lik kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına, …- TL'lik kısmının ise davacılardan … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığından alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen …- TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre takdir edilen …-TL'lik kısmının davalı yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, …- TL'lik kısmının ise davacılardan … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığından alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 6. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin, davalı idare tarafından, yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan, haklarında dava konusu işlemin iptaline karar verilen davacılara (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) verilmesine, …-TL vekalet ücretinin haklarında davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilen … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığı tarafından, yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan davalı idareye verilmesine, 7. Hazineden karşılanan …- TL keşif harcı, keşif yol ücreti ile bilirkişi ücretinin haklılık durumuna göre …-TL'lik kısmının davacılardan … Derneği, ... Ziraat Odası Başkanlığından; …-TL'lik kısmının ise davalı idareden tahsili için Mahkeme tarafından ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 10. Artan posta avanslarının ise istemleri halinde taraflara ve davalı yanında müdahile verilmesine, 11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 03/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.