Başvurucu, taşınmazının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle Hazine tarafından aleyhine açılan dava sonucunda tapu kaydının iptaline, taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmasına karar verildiğini, zararının tazmini için açtığı davanın zamanaşımından reddedildiğini, kendisine herhangi bir ödeme yapılmaksızın taşınmazının elinden alındığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, taşınmazının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle Hazine tarafından aleyhine açılan dava sonucunda tapu kaydının iptaline, taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmasına karar verildiğini, zararının tazmini için açtığı davanın zamanaşımından reddedildiğini, kendisine herhangi bir ödeme yapılmaksızın taşınmazının elinden alındığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 12/12/2012 tarihinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 19/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 8/1/2015 tarihli görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarına atfen görüş bildirilmeyeceği beyan edilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 12/3/2015 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasını gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu İzmir İli Dikili İlçesi, İsmetpaşa Mahallesi, 12 ada 1 parselde tapuda kayıtlı taşınmazı satın almış, taşınmaz üzerine iki katlı bina inşa etmiştir. Hazine, anılan taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle 21/4/1977 tarihinde başvurucu aleyhine Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal, men'i müdahale ve kal istemiyle dava açmıştır. Mahkeme, E.1989/136, K.1991/15 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın denizin ayrılmaz parçası kumluk saha üzerinde bulunduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan tapusunun iptaline, başvurucunun müdahalesinin men'ine, üzerindeki binanın kal'ine, yıkımın davalılar tarafından yapılmaması halinde Hazine tarafından yıktırılmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/2/1992 tarihli ve E.1992/1275, K.1992/798 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi aynı Dairenin 2/11/1992 tarihli ve E.1992/10520, K.1992/12611 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar 2/11/1992 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu tapunun hükmen terkini, 15/5/2001 tarihinde Dikili Tapu Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmiştir. Geçen süre zarfında başvurucu binayı kendisi yıkmamış, idare de 18 yıl boyunca binayı yıkmadığından başvurucu taşınmazı kullanmaya devam etmiştir. 3/5/2010 tarihli tespit ve tahliye tutanağı ile başvurucu tahliye edilmiş ve idarece binanın yıkımı icra kanalıyla gerçekleştirilmiştir. Başvurucu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle bedel ödenmeksizin tapusunun iptaline karar verildiğini, yıkım işleminin uzun süre uygulanmaması nedeniyle taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ve taşınmazın yıkımı nedeniyle zarara uğradığını belirterek, uğradığı zararların tazmini talebiyle 26/10/2010 tarihinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Yargılama aşamasında alınan 13/7/2011 tarihli bilirkişi raporunda mevcut verilerle binanın değeri 598,40 TL, arsanın değeri 200,00 TL olmak üzere taşınmazın toplam değeri 798,40 TL olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, 5/12/2011 tarihli ve E.2010/363, K.2011/384 sayılı kararıyla, başvurucuya ait taşınmazın tapusunun iptali, müdahalenin men'i ve yıkıma ilişkin kararın kesinleştiği 2/11/1992 tarihinden itibaren 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesinde öngörülen 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 9/4/2012 tarihli ve E.2012/1640, K.4155 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/10/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 20/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/04/1926 tarihli ve 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun "müruru zaman" kenar başlıklı maddesinin (11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesiyle benzer) birinci fıkrası şöyledir:"Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz." Mülga 818 sayılı Kanun'un "on senelik müruru zaman" kenar başlıklı maddesi (6098 sayılı Kanun'un maddesiyle benzer) şöyledir:"Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir." Mülga 818 sayılı Kanun'un "müruru zamanın cereyanına mani olan ve müruru zamanı tatil eden sebepler" kenar başlıklı maddesinin (6098 sayılı Kanun'un maddesiyle benzer) ilgili kısımları şöyledir:"Aşağıdaki hallerde müruru zaman cereyan etmez ve cereyana başlamış ise inkıtaa uğrar: … 6 - Alacağı, bir Türk mahkemesi huzurunda iddia etmek imkanı olmadığı müddetçe. Müruru zaman, tatil eden sebeplerin zail olduğu günün hitamından itibaren başlar veya tevakkuftan evvel başlamış olan cereyanına devam eder." Anayasa Mahkemesinin 25/2/1986 tarihli ve E.1985/1, K.1986/4 sayılı kararıyla iptal edilen 27/11/1984 tarihli ve 3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun Geçici maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki, mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz."