10. Hukuk Dairesi 2024/12119 E. , 2025/92 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3268 E., 2024/1770 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 61. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/57 E., 2022/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor
**10. Hukuk Dairesi 2024/12119 E. , 2025/92 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3268 E., 2024/1770 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 61. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/57 E., 2022/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı asil dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... adlı kişiden Ankara 12. Aile Mahkemesinin 2018/652 Esas ve 2018/61 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandığını, boşanma sonrası yaşamını kısa bir süre (... Mahallesi, ... Evleri B Blok No: 49 Kat: 9 Sinpaş/Ankara) adresinde sürdürdüğünü, daha sonra (... Mahallesi ... Caddesi 16/1 Daire: 8 .../Ankara) adresinde kızıyla birlikte yaşamaya devam ettiğini, ancak 18.08.1998 tarihinde vefat eden babası ...'den dolayı geçim sıkıntısı yaşaması nedeniyle ölüm aylığı almaya başladığını, davalı Kurumdan 19.11.2018 tarihinden itibaren 230103782437 sicil numarası ve 3420722167 tahsis numarası ile ölüm aylığı almaktayken boşandığı eşiyle birlikte olma gerekçesiyle ölüm aylığının kesildiğini, bunun üzerine Kuruma 29.07.2021 tarihinde itirazda bulunduğunu ve 02.08.2021 tarihinde boşandığı eşiyle birlikte yaşadığına dair belge bulunduğu gerekçesiyle aylığının kesildiğinin bildirildiğini, ayrıca gönderilen borç miktarına da itiraz edildiğini, kesinlikle muvazaalı bir boşanma gerçekleştirmediğini ve fiili bir birliktelik de yaşamadığını, eski eşiyle muvazaalı olarak boşandığına dair iddianın tamamen davalı Kurumun haksız iddiası olup bu konuda ispat yükünün de davalıda olduğunu ileri sürerek, ölüm aylığının iptal edilmesine dair Kurum işleminin iptaline, borçlu olmadığının tespitine, kesilen aylığına yeniden bağlanmasına ve geriye dönük alamadığı aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile boşandıktan sonra birlikte yaşama gerekçesiyle davalı Kurum tarafından tesis edilen ölüm aylığının kesilmesine ve davacı adına borç tahakkuk edilmesine dair Kurum işlemin iptaline, a)Davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, b)Davalı Kurum tarafından kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline ve kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; denetim raporunun aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğunu, Kurum denetim memurlarınca düzenlenen denetim raporunun aksi ispat edilemediğinden ve denetim raporunda davacı ile eski eşinin aynı ikamette yaşadıkları tespit edildiğinden davacının davasının reddinin gerektiğini, yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsiline ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 4.Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 6.Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanun'un uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir. 7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45–53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 8.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasını ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsilini, ayrıca Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemektedir. 9.Somut olayda, davacının kız kardeşinin şikayeti üzerine Kurum denetmenince davacının adres kayıt sistemindeki adresinde yapılan çevresel soruşturmada, anılan adreste davacının boşandığı eski eşi Halit'in yaşadığı, davacının anılan adreste yaşamadığı ancak adrese davacı adına 2 adet kargonun geldiği ve 01.05.2018 tarihli kira sözleşmesinin davacı ile yapıldığının tespit edildiği, davacı ...'in Kurum denetmenine, ... ile 2018 yılında boşandığını, ikamet adresi olarak kayıtlı olan ... Mah. ... Küme Evleri No:55/B İç Kapı No:49 .../... adresinde oturmadığını, boşandıktan sonra 2019 yılında ikametini anılan adrese taşıdığını, taşıma amacının adresin çevresinde bulunan sağlık merkezinden faydalanmak olduğunu, adreste eski eşinin oturduğunu, bahsettiği sebepten dolayı boşandıktan sonra ikametini eski eşinin yanına taşıdığını, ancak eski eşiyle boşandıktan sonra beraber yaşamadıklarını, şu an Amasya’da kuzeninin yanında ikamet ettiğini, Ankara’ya 15-20 günde bir geldiğini, geldiğinde de arkadaşlarının yanında kaldığını ifade ettiği, Mahkemece Güney Park 1 Küme Evleri Site Yönetimi nezdinde çalışan bir kısım kamu tanıkları ve davacı tanıklarının beyanları ile sonuca gidilmiş ise de, davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. [adres satırı maskelendi] VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.