Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------ merhum eşi ile birlikte kurucusu ve ortağı olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu söz konusu şirketin------ Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. Madde kapsamında 07.07.2014 tarihinde re'sen ticaret sicilinden silindiğini, ancak söz konusu şirketin sicilden silinmesinden evvel müvekkile ve diğer hak sahiplerine hiçbir bildirimde bulunulmadığı gibi, şirketin mal varlığı tasfiyesi de hiçbir şekilde yapılmadığını, dav
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esasına kayıtlı dosyası ile davalı-borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmış olup davalı-borçlunun kendisine tebliğ edilen Örnek No:7 ödeme emrine itiraz etmesi neticesinde davaya konu icra takibinin durdurulmuş olduğunu, 01.01.2019 tarihinde itibaren yürürlüğe girmek üzere, ticari uyuşmazlıklar için de “dava şartı arabuluculuk” getirilip taraflarınca... büro dosya numarası ve ... arabuluculuk numarası ile arabuluculuk başvurusu yapılmış olmakla 22.06.2020 tarihli toplantı ile tarafların müzakereler sonucunda anlaşmaya varamadığından iş bu davayı açma zaruriyeti hasıl olduğunu, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup davalı-borçlu ... 'in usul ve yasaya uygun olarak söz konusu sözleşme ve akdedilecek diğer sözleşmeler çerçevesinde asıl borçlunun bankaya karşı sorumlu olacağı borçlardan ve fer’ilerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olacağını kabul ve taahhüt ettiğini, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesi tahtında talep doğrultusunda müvekkili banka tarafından kullandırılan kredi risklerinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin tespit edilmiş olup bu sebeple müvekkili banka tarafından tüm borçlulara, taraflarca imzalanan sözleşmelerin ilgili maddeleri ve İcra ve İflas Kanunu’nun 68/b maddesi gereği Gebze ... Noterliği’nin 25.11.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 21.11.2019 tarihi itibariyle kredi ilişkisinin kesildiği ihtar edilerek hesap özetine ilişkin borcun ödenmesinin talep edildiğini, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine müvekkili bankanın, davalı-borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...Esasına kayıtlı dosyası ile esasa geçerek genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi tahtında düzenlenen Örnek No:7 ödeme emrinin davalı-borçluya tebliği üzerine, davalı-borçlu tarafından yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, davalı borçlunun müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatına haiz olmakla kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olması sebebiyle borçtan sorumlu bulunduğunu, tarafların imza altına aldıkları Genel Kredi Sözleşmesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda yetkili hukuk, mahkeme ve icra dairelerinin belirlendiğini, buna göre müşteri (asıl borçlu) ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil/lerin (davalı-borçlu), bu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlıkta İstanbul merkez mahkemeleri ve icra dairelerinin münhasır olmayan yetkisini kabul ve taahhüt ettiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun genel haciz yoluyla ilamsız icra takipleri için ‘’yetki’’ başlıklı 50. Maddesi, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını söylediğini, buna göre HMK’da her ne kadar genel yetki olarak davalının yerleşim yeri işaret edilse de, bu kesin yetki olmayıp, somut dava açısından müvekkilinin aynı kanunun 17. Maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesinin varlığı halinde belirlenen yetki kuralını benimsenmiş olup buna göre davaya konu yukarıda detayları açıklanan sözleşme maddesi gereği icra takibini İstanbul İcra Dairelerinde başlattığını, bu nedenle müvekkilinin yetkili icra dairesi seçiminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte davalının bu yöndeki itirazlarının iptali gerektiğini, zira söz konusu yetki sözleşmesi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatına haiz davalı için de geçerlilik arz ettiğini, borçlunun borca itirazının haksız olduğununu, banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de borca itirazın haksız olduğu ortaya çıkacağını, yapılan takipte usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, davaya konu sözleşmenin faize ilişkin 2.6, 2.7. maddeleri gereği asıl alacağa takip tarihine kadar %24,75 ve %25,20 oranında akdi faiz ve temerrüt tarihi itibariyle %49,50 ve %50,40 oranlarında temerrüt faizinin işletilmiş olmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, zira, sözleşme gereği temerrüt faiz oranı, akdi faiz oranının iki katı olduğunu, davalının diğer feri alacaklara yaptığı itirazın da haksız olup talep edilen diğer feri alacaklar da kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu, müvekkili banka tarafından borçlulardan talep edilen %5 oranındaki faiz BSMV’si davaya konu sözleşmelerin vergi ve faize ilişkin 2.6., 2.10. ve ilgili diğer maddeleri gereği talep edildiğini, tarafların sözleşmeyi imzalayarak bu meblağdan sorumlu olacaklarını kabul ve taahhüt etmiş olduklarını, bu nedenle bu konudaki itirazların hiçbir hukuki dayanağı ve haklılığı bulunmadığını, davalı-borçluya gönderilen ihtarnamede de faiz ve faiz oranlarına ilişkin olarak ihtarname tarihinden ödeme tarihine kadar geçecek günler için temerrüt faizinin işletileceğinin ayrıca ve açıkça ihtar edildiğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8/1. Maddesinde açıkça ‘’Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.’’ ve 9.maddesinde açıkça ‘’ Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.’’ denildiğini, Kanunun 9.maddesi gereği ilgili mevzuat olarak anlaşılması istenen 3095 sayılı Kanuni ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun olacaktır ki bu kanun karşısında ticari işler için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 8/1 ve 9. Maddeleri özel hüküm niteliğinde olduğundan, davaya konu iş bu hükümlerin uygulanmasının kabulü gerekeceğini, bu nedenle müvekkili banka tarafından davaya konu Genel Kredi Sözleşmesi’nde düzenlenen ve davalı-borçluya gönderilen ihtarda belirtilen temerrüt faizinin hukuka uygun olup davalı-borçlunun bu hususta yaptığı itirazların iptalinin gerektiğini, davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itiraz sebebiyle müvekkili tarafından başlatılmış olan icra takibinin durdurulduğunu, müvekkilinin alacağına geç kavuşma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, bu sebeple itirazda bulunan davalı-borçlunun dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla alacaklarının tamamı yönünden yapılan itirazların haksızlığının tespiti ile iptaline ve durdurulan takibin devamına, dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere davalı-borçlunun icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.