8. Hukuk Dairesi 2023/3403 E. , 2024/967 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik,
**8. Hukuk Dairesi 2023/3403 E. , 2024/967 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, ... ili Kaş ilçesi Kınık/Göçebeler Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 529 parsel ... 2.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 181 ada 45 parsel numarasıyla ve 2.778,99 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 528 parsel ... 3.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 181 ada 44 parsel numarasıyla ve 3.536,74 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş iken, komisyon kararıyla, 181 ada 45 parsel ... taşınmaz 2.767,48 metrekare; 181 ada 44 parsel ... taşınmaz ise 3.417,09 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ...; adına kayıtlı taşınmazın etrafının sulama kanalı ile çevrili olduğunu, ilk tesis kadastrosunda yapılan yanlışlık nedeniyle taşınmazının sulama kanalı içine kaydığını ve sınırlarının değiştiğini, davalı adına kayıtlı taşınmaz ile kendi taşınmazının sınırlarının sulama kanalı ile belli olduğunu ve sulama kanalının yıllardır değişmediğini, tesis kadastrosu sırasında da sınırların bu şekilde olduğunu ve uygulama kadastrosu sırasında eksik tespit yapıldığını ileri sürerek, uygulama tespitinin iptali ile davalı adına kayıtlı taşınmazda kalan kısmın adına tescilini istemiştir. Davalı ...; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "uygulama kadastrosunun amacının fiili duruma uyularak yeni sınırlar oluşturmak olmadığı, uygulama niteliğini kaybeden tesis paftasının yeniden mevcut verilere göre düzeltilerek uygulanabilir hale getirilmesinden ibaret olduğu, tesis paftasının mevcut teknik belgelere göre yeniden uyarlanarak olması gereken sınırlar belirlendiğinde fiili kullanım sınırı buna uygun değil ise uygulama kadastrosu ile mülkiyet ihtilafları canlandırılamayacağından fiili kullanım sınırlarına itibar edilemeyeceği, mahalli bilirkişi ve tanıkların, taşınmazlar arasında tümsek şeklinde sınırın bulunduğunu ve davacının iddia ettiği su kanalının sınır olup olmadığı hakkında somut bilgilerinin olmadığına yönelik beyanlarından, davacı tarafça tespit öncesi bilinmeyen bir zamandan beri mevcut bir sınırın tespite kadar taraflar arasında sabit sınır haline gelecek biçimde bu şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, dava konusu kısmın fiilen zilyetliğinin davacı tarafından sürdürülmesinin uygulama kadastrosu anlamında sabir sınır ve sınırlandırma hatası olduğunun ispatlanamaması halinde davacıya bir hak bahşetmeyeceği, bilirkişi tarafından düzenlen kök ve ek raporların hükme esas almaya elverişli ve denetlemeye açık olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davaya konu taşınmazın tesis kadastrosunun 1973 yılında kesinleştiği, hava fotoğrafları ile de desteklenen bilirkişi raporuna göre tesis kadastro paftası ile uygulama kadastrosu sınırlarının uyumlu olduğu, davacının iddia ettiği ve mahalli bilirkişilerce de gösterildiği belirtilen sınırın mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olup kadastro öncesi nedenlere dayandığı ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, uygulama kadastrosu ile mülkiyet ihtilaflarının canlandırılamayacağı" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.