Başvuru imar durumu özel spor alanı olarak değiştirilen taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın ağır bir külfete yol açtığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru imar durumu özel spor alanı olarak değiştirilen taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın ağır bir külfete yol açtığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Ankara'nın Mamak ilçesine bağlı Kıbrıs-İmar mahallesinde bulunan 761 m2 yüz ölçümlü 39337 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3733 payı ile yine aynı mahallede bulunan 000 m2 yüz ölçümlü 39414 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3396 payının malikidir. Mamak Belediye Meclisinin 28/12/2001 tarihli kararını onaylayan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 8/3/2002 tarihli kararıyla Kıbrıs-Güney Bayındır Revizyon İmar Planı'nda bu taşınmazların imar durumu spor alanı olarak belirlenmiştir. Başvurucu taşınmazlarının uzun süredir kamulaştırılmadığını belirterek 13/3/2012 tarihinde Mamak Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi (Büyükşehir Belediyesi) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde taşınmazlardaki hisselerin kamulaştırma bedeli talep edilmiştir. Mamak Belediye Meclisi 2/5/2012 tarihinde bu taşınmazların imar durumlarının özel spor tesis alanı olarak değiştirilmesine karar vermiştir. Büyükşehir Belediye Meclisi 15/6/2012 ve 9/8/2012 tarihlerinde bu kararları onaylamıştır. Onaylama kararlarının gerekçesinde özetle şu tespitlere yer verilmiştir:i. Başvurucunun kullanım hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle dava açtığı belirtilmiştir.ii. Kamu ortaklık payı tarzında ayrılmış spor, sağlık, eğitim, rekreasyon, ağaçlandırma gibi donatı alanları için kamulaştırmasız el atma davaları açıldığı ve "bazı avukatlar tarafından KOP hissedarlarından yetki toplamak suretiyle el koyma konulu marjinal bir sektör oluşturulduğu" açıklanmıştır.iii. İmar planının yürürlüğe girdiği tarihte belirlenen donatı alanlarının kamu mülkiyetinde olanlar hariç maliklerince özel amaçlarla kullanılabileceği veya maliklerince planlama ilke ve esaslarına uygun ortaklaşa imar planı değişikliği sunulabileceği yönündeki plan notlarına atıf yapılmıştır. Bu çerçevede ilgili belediyelerce sosyal donatı tesislerinin uygulama imar planlarına ayrı ayrı özel ibaresi işlenmek suretiyle Belediye Meclis kararına bağlanıp Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına sunumlarının Meclis kararına bağlandığı ifade edilmiştir. iv. Sonuç olarak taşınmazın imar durumunun özel spor alanı olarak belirlenmesinin planlama ilke ve esasları açısından uygun olduğu belirtilerek uygulama imar planındaki değişiklik onaylanmıştır. Başvurucu 6/11/2012 tarihinde Mamak Belediyesi nezdinde bu karara itiraz etmiştir. Belediye Meclisi 2/1/2013 tarihinde itirazı reddetmiş, bu red kararı Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 12/3/2013 tarihinde onaylanmıştır. Başvurucunun açtığı tazminat davasında yapılan yargılama sırasında görev itirazı 29/6/2012 tarihinde reddedilmiş, bunun üzerine davalılar idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması talebinde bulunmuşlardır. Danıştay Başsavcılığının talebi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi 4/2/2013 tarihinde, başvurunun kabulü ile görev itirazının reddine ilişkin kararın "davanın taşınmaz bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden" kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesinin kararını gerekçe göstererek 2/4/2013 tarihinde yargı yolu yönünden davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu bu defa 15/7/2013 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 1/7/2012 tarihinde konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, kesinleşmiş plan değişikliğiyle özel mülkiyete konu olabilecek şekilde kullanım amacı getirildiği belirtilmiştir. Mahkemeye göre imar planından kaynaklanan nedenlerle kamulaştırma yapılmasına gerek kalmadığı için tazminat ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Mahkeme bu sebeple davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Danıştay Altıncı Dairesi 18/8/2016 tarihinde temyiz isteminin görev yönünden reddine ve dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 30/12/2016 tarihinde itirazı reddederek kararı onamıştır. Daire başvurucunun karar düzeltme talebini de 12/5/2017 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 2/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29 kararı. Danıştay Altıncı Dairesinin 12/2/2015 tarihli ve E.2011/2547, K.2015/763 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Dosyanın incelenmesinden, Ankara İli, ... İlçesinde bulunan, ... ada, ... parsel sayılı, 4177 m² yüzölçümlü Maliye Hazinesi mülkiyetindeki taşınmazın, imar planıyla kreş alanı olarak ayrıldığı ve Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca ... tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği, dava konusu plan değişikliğiyle uyuşmazlığa konu taşınmazın 'Özel Eğitim Tesisi Alanı'na dönüştürüldüğü, plan değişikliği yapılırken, yukarıda değinilen Yönetmelik kapsamında imar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınmadığı gibi plan değişikliğiyle ilgili olarak; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelerin ve kamu yararının zorunlu kıldığı durumların ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. ...Bu itibarla, gerek yatırımcı kuruluşun görüşünün alınmaması ve gerekse plan değişikliğini gerekli kılan bilimsel, nesnel ve kamu yararına ilişkin gerekçelerin ortaya konulmaması nedeniyle tesis edilen plan değişikliği işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından işlemin iptali gerekirken, aksi yaklaşımla davanın reddine karar veren Mahkeme kararında mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir..." Danıştay Altıncı Dairesinin 20/12/2016 tarihli ve E.2016/13035, K.2016/9113 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Dosyanın incelenmesinden, Ankara İli, ...İlçesi, ...Mahallesi, 90224 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1992 tarihli imar planında 'spor alanı' olarak ayrıldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli ... sayılı kararı ile imar planı değişikliği yapılarak dava konusu taşınmazın 'özel spor alanı' olarak belirlendiği, söz konusu değişikliğin Ankara İdare Mahkemesi'nin 2013 tarih ve E:2013/538, K:2013/1546 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği ve anılan kararının Danıştay Altıncı Dairesinin E:2014/226, K:2016/2237 sayılı kararı ile onandığı görülmektedir.Öncelikle 2011 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açıldıktan sonra Ankara Büyükşehir Belediyesince 2013 tarihli plan değişikliği yapıldığı, anılan planın iptal edildiği ve iptal kararının onandığı hususu dikkate alındığında, artık dava konusu taşınmazın plansız alana dönüştüğü; taşınmazda imar planında belirlenen kullanımdan dolayı kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın söz konusu olmadığı ve tazminat verilmesi şartlarının oluşmadığı ortadadır. Bu sebeple her ne kadar İdare Mahkemesince tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmaza ilişkin yeniden bir planlama yapılıp yapılmadığı hususu araştırılmadan verilen kararda isabet bulunmamaktadır.Bu durumda, plansız konumda bulunan taşınmaz açısından veya dava konusu taşınmaza ilişkin yeni bir plan yapıldığı ve taşınmazın yine kamusal kullanıma ayrılarak taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın devam ettiği hususunun tespiti halinde ise; yeni yasal düzenleme uyarınca İdare Mahkemesince bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir..."